Bizimle İletişime Geç

Yolculuk Blog

12 Eylül karanlığından süzülenler – Tuner Tekin

“Solcular, senin benim geleceğimizi düşünen insanlardır.”

Devrimciliğe dair bir devrimciden duyduğum ilk söz buydu sanırım ortaokul yıllarımda.

Karanlık çökmüş bir kış akşamında okuldan eve dönüş için beklediğim arkadaşımın abisinin ağzından dökülen bu naif sözleri, şimdinin havuz medyasının pespayeliğinin o günlerdeki muadili sayılacak Tercüman gazetesi okunan bir evde yetişmiş ben için değerli kılan neydi? Hiçbir şeyden anlamaz, kafası bu işlere ermez muamelesine maruz kalmaya alıştırılmış bir çocuğun kendisine olgun bir insan gibi yaklaşılmasına karşı duyduğu hayranlık mı?

Ölçülü yüzü, ağırbaşlı davranışıyla başka arkadaşlarımızın abilerinden, ablalarından sempatiyle ayırt ettiğimiz o kişinin ağzından çıkmış olması mı yoksa? Yani söyleyenin güzel niteliklerinin söylediği söze gerçekte sahip olduğundan daha fazla özgül ağırlık katmasında mı? Hepsi herhalde. Ancak sonuç olarak 12 Eylül faşist cuntasının şafağı sayılacak günlerden o gün benim akıntıya kürek ve yürek çekmeye başlayışımın ilk günüdür belki.

Onlarca devrimciyi idam eden, yüzlercesini katleden, yüzbinlercesini işkenceden geçiren, hapishanelere atan 12 Eylül faşist cuntasının nasıl bir zulüm makinesi olduğuna, ülkede yarattığı yıkıcı/kıyıcı ortama ilişkin bilgim, tanıklığım her geçen gün arttı. Ancak o günden bugüne 12 Eylül denince belleğimde hemen canlanan kimi enstantaneler var.

İlgili:  Hürriyet muhabiri Arda Akın teslim oldu

Yorgun argın gördüğünde, çocuklarına “malamın şewiti” (evim yandı, yıkıldım mealinde kürtçe deyim) diye vahlanan annemin “çabuk gel, bak” diye heyecanlı çağırışıyla yöneldiğim Göztepe’de bir apartmanın 7. Katının penceresinden seyrettiğim 12 Eylül görüntüsü mesela. Bir cemsenin önünü çevirmesiyle kaçışı engellenen ve dövülerek, arabaya tıkılan kişiyi o devrimci abi olarak düşünmüştüm.

Onları nereye götürdüklerini ve neler yaptıklarını sonradan birinci el tanıklardan dinledim, 15 yıl sonra ise bizzat yaşadım.

Okuduğumuz lisede haki üniformasının verdiği üstünlük duygusuyla çalım satarak dolaşan, rastgele çevirdiği öğrencilere sorduğu Kemalizmin ilkeleriyle ilgili anlaşılmaz sorulara doğru cevabı, mermilik kutusunun birinde taşıdığı şekerle ödüllendiren, yanlış cevabı ise kasaturasının yanını sopa gibi kullanıp avuç içine vurarak cezalandıran hasta ruhlu er mesela. 12 Eylül karanlığına ilişkin hafızamda yer etmiş bir başka görüntüydü.

12 Eylül’den bir süre sonra yılmış, yorulmuş abilerden birinin, kardeşinin de dahil olduğu aynı yaştan delikanlılar olarak yaptığımız hararetli bir sosyal içerikli sohbete tanık olduğunda yanımıza gelip, “bir büyük rakı olmadan devrim yapamazsınız” deyişi de zihnimdedir. Akıbetinden haberli değilim, ancak düzen sularında kulaç atmaya başlamış, liberal ya da sol liberal düşüncelere iltihak etmiş biri haline gelmiş olması kuvvetle muhtemel.

İlgili:  Gözaltındaki İMC TV muhabirine polisten 'tecavüz' tehdidi

Mapusluk yıllarında birinci el tanıklardan, 12 Eylül sonrası Diyarbakır hapishanesiyle ilgili duyduğum, insanın kanını donduran, başka birine aktarmakta bile güçlük çektiğim anılar. 12 Eylül denince mapusluk yıllarında dinlediğim, Diyarbakır zindanında akıl almaz işkencelere karşı direniş için bedenini ateşe veren devrimcilerin ardından oluşan özgürleştirici havaya ilişkin tanıklık da zihnime hücum ediyor.

Hollanda’nın bir kentinde yaptığımız sohbette boş gözlerle bakışına anlam veremediğim eskilerden sıkı devrimci abinin, 12 Eylül’den sonra “artık yapı filan yok, herkes kendi yoluna” diyen tasfiyeciliğin yarattığı anaforda belki de ilk ve en temiz aşkı devrimcilik imkanı elinden alındığı için yavaş yavaş aklını yitirmesinin öyküsü. Bu da zihnimde canlanan bir 12 Eylül hikayesi.

De te fabula narratur¹. Acılar, ihanetler, direnişler vb. tüm bu öykülerde görülen aslında bizim hikayemiz. Hikayenin olumsuz yanlarından arınıp yolumuza devam ediyoruz ancak. 12 Eylül cuntasına rahmet okutacak bir karanlığın içinde kaldığımız bugünlerde senin benim geleceğimi düşünenler de var yani. Hem de çok. Gençler, genç yürekliler, başkasının acısını yüreğinde taşıyanlar, akıntıya kürek ve yürek çekenler.

İlgili:  Fransa'da 9 ay içinde 20 cami kapatıldı

12 Eylül’ün karanlığına da, 12 Eylül’ü sıradanlaştıran günümüz OHAL karanlığına da direnenler yani.

Güzel insanlar: devrimciler…


¹ Anlatılan senin hikayendir. [Kapital Önsözü, Marx]

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Yolculuk Blog