Bizimle İletişime Geç

Gündem

ABD sadece Kuzey Kore’yi değil tüm dünyayı tehdit ediyor – Soner Erdoğan

Amerikan emperyalizmi küresel hegemonyasını altın tepside başka bir ülkeye devretmeyecek. Bunun olmaması için bütün dünyayı yangın yerine çevirecek bir saldırganlığı göze almış durumda.

“Kuzey Kore, aklını başına alsın yoksa bu dünyada çok az ülkenin maruz kaldığı bir sıkıntı ile karşı karşıya kalacak.” Trump kısa bir süre önce Kuzey Kore’yi nükleer bir ihtimalini de düşündürten bu sözlerle tehdit etti. Dehşet verici bu tehdit Kuzey Kore’nin geçtiğimiz ay iki uzun menzilli füze denemesi yapması ve buna dönük Amerikan tehditlerinin ardından, orta ve uzun balistik menzilli füzelerle Guam adasındaki Amerikan üssünü vurmaya dönük operasyon planlarını incelemeye aldığını açıklamasının ardından geldi.

İlk ve tek atom bombası katliamına imza atmış Amerikan emperyalizminin bu tehdidi kurusıkı değil.  Geçtiğimiz hafta Amerikan haber kanalı NBC’nin “Today” programına konuşan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Trump’ın kendisine, Kim Jong Un rejiminin “Amerika’yı vurmak” için nükleer silah yeteneğine sahip bir kıtalararası balistik füzeye sahip olmasına izin vermeyeceğini söylediğini belirtti. Graham Trump’ın, “nükleer programını durdurmayı kabul etmezse Kuzey Kore ile ABD arasında savaş olacak ve bu savaş orada olacak, binler ölürse orada ölecekler, burada ölmeyecekler.” dediğini ifade etti. Cumhuriyetçi milletvekili “(Trump) bana bunu söyledi, ona inanıyorum,” dedi ve ekledi “ben Çin olsaydım ona inanırdım ve bununla ilgili bir şeyler yapardım.” (http://www.nbcnews.com/news/north-korea/sen-lindsey-graham-trump-says-war-north-korea-option-n788396)

Dozu giderek artan bu tehditler kimilerince gösterilmeye çalışıldığı gibi Trump’ın dengesiz kafasının ürünü değil. Amerikan emperyalizminin dünya kapitalizminin giderek derinleşen krizi bağrında artık iyice erezyona uğrayan küresel hegemonyasını yeniden tesis etme, egemenliğini tekrar tartışılmaz biçimde bütün dünyaya kabul ettirmeye dönük stratejik amacının ürünü. Evet Amerikan emperyalizmi ekonomik alanda yitirdiği üstünlüğünün yarattığı hegemonyasındaki yıpranmayı hala çok üstün olduğu askeri gücünü devreye sokarak gidermeye çalışıyor. Bu anlamda giderek boyutlandırdığı saldırganlık bir tercih değil zorunluluk.

İlgili:  Muğla'da antik tiyatro otopark yapıldı

Amerikan Savunma Bakanlığı (Pentagon) destekli yapılan yakın tarihli “Amerikan Öncelikli Dünya Sonrası Risk Değerlendirmeleri” başlıklı çalışmada 2. Paylaşım Savaşı sonrasında kurulan ABD liderliğindeki uluslararası düzenin yıprandığı ve hatta çöküyor olduğu sonucuna varan değerlendirmeler yapılıyor ve bunun tersine çevrilebilmesi için daha fazla gözetim, daha fazla propaganda (“algılamaların stratejik manipülasyonu”) ve daha fazla askeri yayılmacılık öneriliyordu. (https://ssi.armywarcollege.edu/pdffiles/PUB1358.pdf)

Dolayısıyla bugün Trump ağzından dile getirilen tehditler sadece Kuzey Kore’ye dönük değil. Küresel hegemonyasına rakip olarak gördüğü Çin, Rusya, İran gibi ülkeler başta olmak üzere bütün dünyaya ayar vermeye dönük stratejik planın parçası. Özellikle Çin sahip olduğu ekonomik güç ve potansiyelle ABD’nin birinci dereceden hedefidir ve bugün Kuzey Kore’ye dönük tehdidin asıl muhatabı da odur.

Bir önceki ABD başkanı Barack Obama bundan 6 yıl önce 2011 yılında, “Tehlikede olan şey, Amerika’nın dünya haritasında yalnızca bir yer edinmesini sağlayan değil aynı zamanda tüm dünyayı aydınlatmasını (sömürmesini diye okumak gerek elbette) sağlayan liderliğini sürdürüp sürdüremeyeceğiyle ilgilidir” diye konuşmuştu. Ve ardından  “Asya’ya dönüş” olarak ifade edilen, Çin’e karşı savaş hazırlığı için Hint-Pasifik genelinde devasa bir askeri yığınak başlamıştı. Amerikan emperyalizmi bu politikanın bir uzantısı olarak bugün bir yandan Kuzey Kore’ye dönük tehditler yöneltirken diğer yandan Güney Çin Denizi’nde Çin varlığına dönük askeri kuşatma hamleleri yapmakta. (http://nypost.com/2017/08/10/us-navy-destroyer-challenges-chinas-claims-in-south-china-sea/)

İlgili:  Hasan Tahrawi: Suriye'den Filistin'e uzanan direniş hattını kıramayacaklar

ABD’nin çökmeye yüz tutan küresel hegemonyası ve yarattığı “bağımsızlaştırıcı” iklim

“Sosyalist” ülkelerin 1990’larda birbiri ardına yıkılmasıyla birlikte ortaya çıkan tartışmasız küresel hegemonyası Amerikan emperyalizminin rüyalarını süsleyen yeni bir dünya düzeni yaratmıştı. Bu yeni düzenin kilit noktası Amerika’nın Dünya’nın tartışmasız süper gücü olduğunun kabülünden geçiyordu. Onun arzusu hilafına iş yapmaya kimse yeltenemezdi. Yeltenen “çöl fırtınası”na (Amerikanın 1990’da Irak’ı işgal saldırısına verilen ad) maruz kalırdı.

Ancak temelde ABD’nin açık üstünlüğünden kaynaklanan hegemonyası ekonomik alandaki üstünlüğünün kaybolmaya yüz tutmasıyla sarsılmaya başladı. ABD 1980’de, yüzde 25’lerle Dünya ekonomisinin dörtte birini temsil etmekteydi. 2016 yılı IMF verilerine göre, satın alma gücü paritesi ve GSYH bazında ise 18.9’la birinci olan Çin’in ardından, 18.8 ile ikinci durumda artık. Küresel hegemonya denildiğinde en temel parametre sayılan dünya ekonomisini domine eden ülke olma durumunda yalnız değil artık ABD yani. Yükselen ekonomik dev Çin’in yanında Amerika ile askeri alanda güç yarıştırabilecek olduğunu en son ’de de kanıtlamış Rusya’nın varlığı, Amerikan hegemonyasını iyice erezyona uğrattı.

İlgili:  Askerden sonra koruculara da yargı zırhı

Bu durum Amerika’nın arkasında tereddütsüz hizalanan ülkeler üzerinde “bağımsızlaştırıcı” bir iklim yaratmış durumda. Amerika’nın tartışmasız tek süper güç olarak görüldüğü dönemde tecrübe etmediğimiz türden “arzusuna aykırı iş yapmalara, karşı çıkmalara” bu derece maruz kalması sözkonusu iklimin ürünü. Amerikan emperyalizminin yakıcı hale gelmiş çıkarları açısından bu iklimin değiştirilmesi acil bir gereklilik. Çünkü onun küresel hegemonyası dünyadaki hiçbir gücün ABD ile başedemeyeceği algısının varlığına ihtiyaç duyuyor kaçınılmaz olarak. Oysa yukarıda da bahsettiğimiz gibi Çin’in adeta bir mıknatıs gibi bütün ülkeleri kendisine çeken ekonomik gücü, Avrupa ülkeleri dahil bütün ülkelerin bir biçimde içinde olmak istedikleri“bir kuşak, bir yol” gibi trilyonlarca dolarlık devasa yatırım projeleri, Rusya’nın Gürcistan, Ukrayna ve son olarak Suriye’de Amerika ile boy ölçüşebileceğini ortaya koyan askeri güç gösterileri “Amerika’nın arzusu hilafına adım atılamaz” önkabülü olmadan varlığını sürdüremeyecek hegemonyasında çok büyük gedikler açmış durumda.

Bunun için Trump’ın Kuzey Kore’yi tehdit ederken kullandığı ifadelerle, tüm dünyanın daha önce Kore’de, Vietnam’da, Irak’ta, Afganistan’da ve daha sayısız yerde tanıklık ettiği “ABD’nin gazap ve öfkesi ile” tanıştırılması gerekiyor yeniden. Ki korkuyla tekrar Amerikan emperyalizminin arkasında hizalansınlar.

Amerikan emperyalizmi küresel hegemonyasını altın tepside başka bir ülkeye devretmeyecek. Bunun olmaması için bütün dünyayı yangın yerine çevirecek bir saldırganlığı göze almış durumda.

 

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Gündem