Bizimle İletişime Geç

Yolculuk Blog

ABD’nin Suriye’deki askeri varlığı işgalin habercisi mi? – Ahmet Çubukçu

operasyonu şu ana kadar büyük başarıyla devam ediyor. SDG ve güçleri önlerine çıkan bütün engelleri hızla aşıyor. IŞİD’in diğer merkezi olan Musul’daki operasyonla karşılaştırıldığında Rakka operasyonu çok daha kansız ilerliyor.

Rakka operasyonun bugüne kadar yavaş şekillenen, dondurulan ve yeni gelişmelerle değişime uğrayan saflaşmaları da netleştiriyor.

Rakka operasyonunun ilerlemesiyle Suriye’deki ABD işgali de boyutlanıyor. Suriye krizinin başında Esad’ı devirme hevesiyle hareket eden ABD, bunun gerçekleşmeyeceğinin kesinleşmesinin ardından Suriye politikasında yaşadığı tıkanmayı aşmış durumda. ABD’nin hedefi Rakka‘yı ve Suriye’nin doğusunu ele geçirmek; yani Suriye-Irak sınırını kontrol altına almak ve Afganistan’ın şii bölgelerinden başlayan ve İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin’e uzanan hattı ortadan kaldırmak.

Bu operasyon başarılı olduğu takdirde Suriye içinde ABD nüfuzunda büyük bir bölge olmuş olacak, İsrail’in güvenliği garanti altına alınacak ve İran’ın Doğu Akdeniz’deki etkinliği sınırlanacak.

Rakka operasyonunda birincil hedefin IŞİD olmadığı ortada. Zira operasyonun en başından itibaren, Tabka harekatında bile ABD ve SDG güçlerinin önceliği Rakka’ya yaklaşan Suriye ordusu birliklerinin önünü kesmek oldu.

Rakka, Tenf, Deyrezzor…

On binlerce sivilin IŞİD kuşatmasında katliam tehdidi altında yaşadığı Deyrezzor’a yönelik ilerlemenin ilk durağı olan Tenf’te çatışmalar aralıklı biçimde artarak devam ediyor.

Mayıs başında ABD, İngiliz ve Ürdün özel kuvvetlerinin İsrail’le koordineli olarak Suriye’nin güneyine saldırı hazırlığında olduğuna dair haberler üzerine Suriye ordusu Ürdün, Suriye, Irak sınır hattının güvenliğini sağlamak üzere harekete geçmiş ve ABD özel kuvvetlerinin bulunduğu Tenf sınır kapısına doğru ilerlemişti.

18 Mayıs’ta ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon uçakları Irak sınırı yakınlarında Suriye ordusuna ait bir konvoya saldırı düzenledi.

El Arabiya televizyonu, Suriyeli ‘muhalif’ kaynaklara dayandırdığı haberinde uluslararası koalisyona mensup uçakların Suriye’nin Irak’a açılan Tenf sınır kapısı yakınlarındaki Suriye ordusu birliklerini vurduğunu söyledi.

Saldırı Suriye ordusunu durdurmadı. 10 Haziran’da Suriye ordusu ve müttefiklerinin ABD destekli silahlı grupların bulunduğu Irak sınırındaki Tenf’in kuzeydoğusundan Irak sınırına ulaştığı bildirildi ve ardından ordu birlikleri tekrar ABD tarafından bombalandı.

İlgili:  Trump'ın 'zengin' ekibi: ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı Rex Tillerson oldu

Yine 10 Haziran’da Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemcisi adlı muhalif örgüt, Suriye ordusu ve müttefiklerinin Rakka’nın batı kırsalındaki yaklaşık 500 kilometrekarelik bir alanı kontrol altına aldığını açıkladı. Suriye ordusunun Rakka kırsalındaki bu ilerlemesiyle Amerika destekli Suriye Demokratik Güçleri’yle temas noktasına ulaştığı bildirildi.

14 Haziran’da Reuters haber ajansına konuşan yerel kaynaklar, Amerika’nın Suriye’nin Irak sınırında bulunan Tenf’teki askeri üsten başka ikinci bir daha kurduğunu açıkladı. ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun sözcüsü Albay Ryan Dillon ise Amerika’nın Suriye-Irak sınırında ikinci bir askeri üs kurduğunu reddetti; ancak Amerikalı askerlerin zaman zaman silahlı gruplarla birlikte Tenf çevresinde devriye gezdiğini ve devriye görevinin birkaç gün veya birkaç hafta sürebildiğini açıkladı.

18 Haziran’da ise Amerika’nın Suriye’nin Irak sınırındaki Tenf kasabasına HIMARS füze sistemleri yerleştirdiği ve bölgedeki askeri varlığını arttırdığı bildirildi. Bölgedeki silahlı gruplar ise ikinci üssün varlığı doğrulayarak askeri eğitim ve operasyon çalışmalarının hızlandığını söyledi.
Reuters’a konuşan ve CIA tarafından desteklenen ÖSO’ya bağlı Doğu’nun Aslanları Ordusu’nun Lideri Talas Selame, ABD Tenf’teki gelişmelerle ilgili şunları söyledi: “Destekler arttı, onların Bağdat-Şam karayolunu açmalarına izin vermeyeceğiz.”

İsminin açıklanmasını istemeyen bir ÖSO komutanı ise şöyle dedi: “Bu teçhizat ve silahlar, her gün güçlerimize ulaşıyor. Birkaç hafta önce de onlar ağır askeri araçlar TOW füzeleri ve zırhlı araçlar gönderdiler.”
Aynı haberde yer alan bir bilgiye göre, Suriye ordusunun müttefiklerinden olan bir milis komutanı Tenf’teki saldırlarla ilgili “Beşşar Esed’in düşmanları ‘Şii hilali’ diye adlandırdıkları şeyi durdurmayı taahhüt ediyor; ancak biz Direniş ekseniyiz ve başarılı olacağız” dedi.

18 Haziran’da ise Rakka‘da IŞİD mevzilerine karşı operasyon düzenleyen bir Suriye uçağı koalisyon güçleri tarafından düşürüldü.

Rakka’yı IŞİD’den kurtarma mı, Suriye’yi operasyonu mu?

Bir önceki sayımızda ABD ve arasındaki ilişkilerin Barzani ve ABD arasındaki siyasi, askeri ve ekonomik bağımlılık ilişkisine benzemediğini, arada önemli çelişkiler olduğunu ifade etmiştik. Bu durumun hem çok aktörlü sahadaki mevcut çelişkilerden hem de ABD’nin bölgedeki domine edici-kurucu gücünün aşınmasından kaynaklı olduğunu ancak aradaki işbirliğinin askeri bir ‘zorunluluk’ değil bilinçli politik bir tercih olduğunu söylemiştik. Geçtiğimiz bu değerlendirmemizi güçlendiren gelişmeler yaşandı.

İlgili:  ABD, Erdoğan ve AKP’yi devirmek mi istiyor? - Soner Erdoğan

İngiliz Guardian gazetesinin 8 Mayıs’taki haberine göre PYD öncülüğünde kurulan Kuzey Suriye Demokratik Federal Sistemi Eş Başkanı Hediye Yusuf, Rakka savaşının bitmesinden sonra El Nusra Cephesi’ni ortadan kaldırmak için İdlib’e hareket edeceklerini açıkladı.

“Suriye’nin kuzeydoğusunu teröristlerden kurtardıktan sonra İdlib’e gideceğiz ve Nusra Cephesi’ni temizleyeceğiz” diyen Hediye Yusuf, Kuzey Suriye projelerinin Akdeniz’e kadar uzandığını belirterek bunun kendileri için yasal bir hak olduğunu söyledi.

Yusuf’tan sonra PYD Eşbaşkanı Salih Müslim de, ilk kez Suudi Arabistan medyası ile röportaj gerçekleştirdi.

15 Haziran’da Al Riyad’a konuşan Salih Müslim, İran ile ilişkilerine dair sorulan soruya cevabında; ”İran ile hiçbir ilişkimiz yok. İran’ın, Kürt sorunu konusunda Suriye rejiminden farkı yok.Yani, Kürtlerin temel haklarına düşmanca davranıyorlar. Bu nedenle, Kürtlerin Suriye’deki haklarını kazanacağından korkuyorlar” ifadelerini kullandı.

Al Riyad muhabirinin ”Bölgedeki gelişmeler ışığında bir İran-Katar-Türk ittifakından korkuyor musunuz?” sorusuna da cevap veren Müslim; İran, Katar ve Türkiye arasında bir ittifakın var olduğunu iddia etti ve bu ittifakın birçok Kürt gencinin ölümüne sebep olduğunu söyledi.

Bölgede yer alan ve Körfez ile bağlantıları bulunan Arap aşiretleri hakkında da konuşan Müslim; ‘Suudi Arabistan ile akrabalık bağı olan birçok Arap aşiretinin Rojava’daki bağımsız yönetimde yer aldığını ve bundan gurur duyduklarını da’ sözlerine ekledi.

Salih Müslim’in varlığından “gurur” duyduğu kişinin adı Türkiye kamuoyunda pek bilinmiyor. O kişi Suudi Arabistan’dan Suriye uzanan Şemmar aşiretinin liderlerinden Ahmet Cerba… Ahmet Cerba Suriye krizinin ilk zamanlarında kurulan kukla hükümetin liderlerinden biriydi ve kendine bağlı ÖSO birlikleriyle IŞİD arasında ittifak sağlamıştı.

Cerba, “muhalif lider” olmadan önce, fuhuş yaptırmak, uyuşturucu kaçakçılığı ve para karşılığı insan öldürme işlerine girmiş ve adı bit çok katliama karışmıştı. Cerba şu anda kendine bağlı birliklerle beraber Rakka‘yı ‘özgürleştirme’ operasyonuna katılıyor.

İlgili:  Obama’nın Guantanamo çözümü - Soner Erdoğan

Bu gelişmeler ışığında Rakka‘daki operasyonun hedefinin IŞİD olmadığı açıktır. Yaşanan gelişmeler ışığında sormakta fayda var:

Hediye Yusuf neden tıpkı geçmişte Selahattin Demirtaş’ın dillendirdiği gibi “Lazkiye’ye girip denize ulaşacağız” retoriğini tekrarlıyor?

Salih Müslim neden Arap gericiliğinin kalelerinden birini yererken diğerine yaranmaya ihtiyaç duyuyor? Neden Türkiye-Katar eksenini karşısına alırken Suud eksenine yakınlaşma ihtiyacı hissediyor? Neden bölgedeki cihatçı terörün en büyük destekçisi Suudi Arabistan ile İran karşıtlığı üzerinden bir ortaklaşma arıyor?

Bütün bunlar IŞİD’e karşı mücadelede askeri birer zorunluluk mu?

Bölgede açık bir süreç yaşanıyor. ABD başını Suudi Arabistan’ın çekeceği İran karşıtı cepheyi toparlıyor. Suriye’nin doğusu, Deyrezzor ve Rakka; Suriye’den koparılmaya, işgal edilemeye çalışılıyor. ‘Şii hilali’ denen ve Filistin direnişinin can damarı olan hat ABD eliyle kesilmeye çalışılıyor.

Suriye’nin doğusunda; Tenf ve Rakka civarında Suriye ordusuyla yaşanan çatışmaların sebebi budur; bu bir işgal ve Suriye’yi ABD çıkarları doğrultusunda doğu-batı ekseninde bölme girişimidir. Ve baştan aşağı gayrimeşrudur.

Yukarıda ABD ve YPG arasında bağımlılık ilişkisinin olmadığını ve bunun sebeplerinden birinin ABD’nin emperyalist hegemonyasının aşınması olduğunu söylemiştik. Bu durum önemlidir, zira “Çıkarlarımız gereği her türlü ilişkiye girer ve herkesle işbirliği yaparız” gibi pragmatist-milliyetçi bir siyasi düsturla girilen hamlelerin güçler dengesinden dolayı ters tepme ihtimali yüksektir.

YPG-PYD kendi gücünü kat kat aşacak operasyonlara soyunduğu zaman, işler kötü gittiğinde yanında ABD‘yi bulamayacak. Bu durumu Menbic’de; ABD, YPG‘yi TSK zırhıları önünde yalnız bırakırken gördük.

Bu politikada ısrar etmenin eninde sonunda Suriye’yi ve bölgeyi balkanlaşmaya sürükleyeceğini; Rojava’yı Kosova’ya, Güney Kürdistan’a veya İsrail’e çevireceğini, Suriyeli Kürtlerin ağır bedellerle elde edilen kazanımlarını tehlikeye atacağını ve etnik çatışmaları körükleyebileceğini görmek için kahin olmak gerekmiyor.

Bölgede yaşanan kan banyosunun sebebi ABD‘dir. Barış, demokrasi ve özgürlük ABD ile birlikte değil ABD’ye karşı mücadele ederek kazanılır.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Yolculuk Blog