Bizimle İletişime Geç

Dünya

ANALİZ | Yalanlar ve gerçekler: Suriye’de kimyasal silahları kim kullanıyor?

Bugün Suriye’ye füze saldırılarının yapılması, emperyalist bir müdahaleye hazırlanılması, kimyasal saldırı yapıldığına dair haberlerin uçuşması ve gerekçe olarak kullanılması nedeniyle, Suriye’de olup bitenleri, Türkiye’nin konuyla ilişkisi ve ABD’nin savaş suçları bağlamında dair bir hatırlatma yapmayı gerekli duyduk.

Dolayısıyla aşağıda kronolojik olarak ilerleyen olayları hatırlatmak ya da duyurmak, konuyu zihinlerde netleştirmeye yardımcı olacağı gibi aynı zamanda haksız savaş borularının öttürülmeye çalışıldığı bir dönemde haberciliğin gereğidir.

Başlangıç ve Türkiye’nin kimyasal malzeme hikayeleri

19 Mart 2013 tarihinde Halep’te kimyasal saldırı düzenlendiği iddiaları üzerine, Suriye’ye konuyu araştırması için bir ekip gönderilmesi tasarlandı. Ancak ekibe Rus ve Çin yetkililerin dahil edilmemesi ve sadece Avrupa ve ABD’li gözlemcilerin varlığı üzerine Beşar Esad yönetimi ekibin ülkeye girişine izin vermedi.

26 Mart 2013’te Al Arabiya’da, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adına verilen bir demeçte, “muhaliflerin” ellerinde kimyasal rezerv olduğunu belirtilirken çete mensuplerının bunu kullanmaktan çekinmeyecekleri de eklendi.

Adana’da yakalanan Sarin gazı sanıkları nerede? 

11 Mayıs 2013’te Reyhanlı Katliamı gerçekleştirildi. Erdoğan saldırıyı “52 Sünni vatandaşımız öldü” şeklinde yorumladı, hükumet ise saldırıyı Mukaveme Suriye’ye bağlamaya koyuldu. Saldırı ile oluşan öfke, mezhepsel ayrışmaları besleyecek şekilde yönlendirilirken, sürecin en sonunda saldırının AKP’nin ortağı olan El Nusra Cephesi tarafından gerçekleştirildiği sessizce kabul edildi.

Reyhanlı saldırısından sadece bir hafta sonra yani 18 Mayıs 2013’te Adana’da 2,5 kilo sarin ile yakalanan 12 kişiden 5’i maddenin dolaylı olarak “antifiriz” olduğu gerekçesiyle serbest bırakıldı. Sarin, öldürücü nitelikteki kimyasal silahlarda kullanılan bir malzeme iken davada tek tutuklu isim Heysem Kassap isimli cihatçıydı.

İlgili:  Almanya'dan 'Türkiye'ye yönelik yaptırım' açıklaması

Ancak fiil olmadığı, sadece hazırlık aşamasında olunduğu gerekçesiyle Türkiye’den Suriye’ye kimyasal mühimmat taşıyan sanıklar serbest bırakıldı.

Guta’da kimyasal saldırı iddiaları

Tam da dönemin ABD Başkanı Barack Obama, Suriye’de kimyasal silah kullanımının ‘kırmızı çizgileri’ olduğunu belirtmişken 21 Ağustos’ta Şam Doğu Guta’da, Suriye ordusu tarafından ‘Şam Kalkanı’ operasyonu sırasında kimyasal silah kullanıldığına dair bir furya başlatıldı.

AA, saldırıyı gerçekleştiren Suriye ordusu birliklerinin dahi tespitini yapıp yayınlayacak kadar konuya ‘hakim’ olduğunu ortaya koydu.

Saldırıya dair iddialarda Fransa 281 kişinin, Britanya 350 kişinin, Sınır Tanımayan Doktorlar 355 kişinin, SOHR 502 kişinin, Devrim Genel Konseyi 635 kişinin, SMDGUK 1300 kişinin, ABD 1429 kişinin, ÖSO ise 1729 kişinin öldüğünü iddia etti.

Yapılan soruşturmalar, kimyasal mühimmat içeren füzelerin Suriye ordusu tarafından atılmamış olduğunu ispatlamakla kalmadı, bazı gerçekler ortaya çıkmak zorunda kaldı.

Olayla ilgili görevlendirilen BM ekibinden Soruşturma Müfettişi Carla Del Ponte, kimyasal saldırıyı ‘muhaliflerin’ sinir gazı kullanarak düzenlemiş ortaya çıkardı.

Gazeteci Seymour Hersh, Doğu Guta’daki kimyasal saldırının, MİT tarafından eğitilen Nusra Cephesi militanlarınca Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini yazdı.

‘Suriye’de neler yaptığınızı biliyoruz’

ABD istihbaratı, 2013 yılı itibariyle MİT ve Jandarma’nın Nusra ve müttefikleri ile kimyasal silah yeteneklerini geliştirmeleri için çalıştıklarını biliyordu. Obama, ‘ama kırmızı çizginiz’ aşıldı diyen Erdoğan’a ‘Suriye’de neler yaptığınızı biliyoruz’ cevabını verdi.

Dönemin ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey ile Savunma Bakanı Chuck Hagel gizli bir raporda “Türkiye, ABD’nin askeri yanıtına neden olacak bir şey yapmak istiyor” bilgisiyle uyarıldı.

İlgili:  IŞİD ile AKP arasında pazarlık ve müzakere krizi: Kilis'e 'düşen' roketler - Yağmur Başaran

Tüm bu süreçte Suriye’ye askeri bir müdahale için en çığırtkan yayını yapan Anadolu Ajansı, Türkiye’nin suçlarına işaret edecek gelişmeleri yalnızca İngilizce sayfasından paylaşmakla yetindi.

Bursa’dan Suriye’ye 3 kamyonet kimyasal madde

Lazkiye’de yakalanan 3 kamyonet dolusu kimyasal maddenin Bursa’dan gönderilmesine ilişkin davanın sanığı Ebu Velid Temmam mahkeme incelemelerinde yukarıda ismi geçen Heysem Kassap ile bağlantılı çıktı.

Olaydan, önce kampanya hazırlığı

Bugüne gelecek olursak, 4 Nisan 2017 İdlib Han Şeyhun bölgesinde kimyasal saldırı iddialarının hemen öncesinde ‘muhalif’ medya organlarından Orient TV muhabiri, yakında kimyasal saldırı düzenlendiği konusunda bir kampanya başlatacaklarını sosyal medya üzerinden takipçilerine duyurdu.

Rusya tarafından yapılan açıklamada, Suriye hava kuvvetleri tarafından vurulan bir mühimmat deposunda muhafaza edilen kimyasal malzemenin açığa çıktığı belirtilmişken, henüz herhangi bir incelemenin sonucuna bakılmaksızın yine küresel yaygara fırtınasının rüzgarıyla ABD’nin Şayrat üssüne hava saldırısı gerçekleşti.

SDF: Silahları Şeyh Maksut’ta çeteler kullanmıştı

PYD’nin de içinde bulunduğu Demokratik Suriye Meclisi yöneticisi Rezan Hiddo, Han Şeyhun’da kullanılan kimyasal silahların geçen sene İslam Ordusu tarafından Halep Şeyhmaksut bölgesinde YPG’ye karşı ve IŞİD tarafından Şehba bölgesinde Demokratik Suriye Güçleri’ne karşı kullanıldığını söyledi.

Bugün Suriye’nin Şayrat üssünü seyir füzeleriyle vuran ABD’nin benzer taktiklerle Ortadoğu’da yalnızca bombalamaktan fazlasını yaparak işlediği suçlar listesi kabarık.

Irak’ta da benzer senaryo işletilmişti

Sahte olduğunu pişkinlikle kabul ettikleri delillerle Irak’ı işgal eden ABD ve müttefiklerinin, arkalarında bıraktığı şey, yarım milyonu çocuk olmak üzere 1 ila 1,5 milyon ölü Irak’lı oldu. Dolaylı ölümler bu sayıların dışındadır.

İlgili:  Şili'de bireysel emeklilik sistemi protesto edildi

Bugün Irak’taki enkazın IŞİD ve ABD siyaseti tarafından hala derinleştirilmesine devam ediliyorken, ortaya çıkan manzara bugün verilmesi gereken tepkilerin tecrübesi olmalıdır.

ABD geçtiğimiz yıl içerisinde, yüz bin civarında insanın üç senedir kuşatma altında olduğu Deyr ez Zor kentini IŞİD’e karşı savunan Suriye ordusunu vurmuş ve 122 askeri öldürerek IŞİD’in alan kazanmasına yardımı olmuştur. ABD’nin eylemleri ve sonuçları açıktır ve bunlar kaza değildir.

Irak’ı işgal ederken Felluce kentine seyreltilmiş uranyum yüklü bombalar atan ABD’nin bölgede bıraktığı hasar kuşaklar üzerinde kendisini göstermiş, kanser hastalıkları 4 ila 24 kat arasında artmış ve hatta yüksek radyoaktivite nedeniyle kız ve erkek çocuklarının doğum oranlarında dengesizlikler görülmüştür.

Felluce’de kendisini cihatçı çetelere yoğun katılım ve dünyaya karşı kalıcı bir nefret ile gösteren bu savaş suçları bugün Suriye’de tekrarlanmak isteniyor.

ABD açıkça seyreltilmiş uranyumu kabul etti

Yine ABD, bu sefer Suriye’de yine seyreltilmiş uranyum içeren mühimmat kullanıyor, kullandığını da aymazca kabul edebiliyor.

Çocuk istismarcılığı seviyesine varacak ölçüde kurgulanmış ‘katliama uğrayan çocuk’ medyalarıyla ve düzenli aralıklarla yoklanan kamuoyu ‘vicdanı’ ile işgalin çeşitli biçimlerine zemin oluşturmak isteniyor.

Bu yazıda anlatılanlar, söz konusu suçları işleyen küresel suç örgütlülüğünün, ABD emperyalizminin ve işbirlikçilerinin sicilinin ufacık bir parçası. Tamamının büyüklüğüne ve ölçeğine bakmak, insanlık tarihinin kendisine bakmakla eşdeğerdir.

Emperyalizm yalanlara muhtaçtır. Yalanları karşılık bulmadığı ölçüde de başarısız olmaya mahkumdur.

Gerçekleri yazmaya devam edeceğiz.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Dünya