Bizimle İletişime Geç

Yolculuk Blog

Ayna – Birgül Avdan

“Bizi ayrıştırırlarken sessiz kaldık. Dolayısıyla bizden olmayanların sorunlarını duymadık, duyduğumuzda da abartıyorlar canım dedik. Bizden olmayanlar da bizim sorunlarımıza sessiz kaldı. Sorunlarımızı el birliği ile büyüttük.”

“-Hastanede skandal ! Hemşireler yoğun bakım hastasına sigara içirdiler!

-Yoğun bakımda skandal görüntüler! Yaşlı adama sigara verip dalga geçtiler!

-Skandal! Yaşlı adama sigara verip dalga geçtiler!

-Vicdansızlar ! Yoğun bakımdaki yaşlı hastaya sigara verip dalga geçtiler!”

Yukarıdaki ve benzeri başlıklarla çıktı haberler, çoğumuzun da ilgisini çekti. Okuduk ya da kaçırmadan izledik. Çok doğal olarak hemşirelere kızdık, hastaya da acıdık. “Bu ne vicdansızlıktır yahu “ dedik belki içimizden. Belki de “ aileleri terbiye vermemiş ki” diyerek aileleri suçladık tanımadan. İbret olsun diye Taksim Meydanında sallandıranlar da oldu mu bilmiyorum ama bu toplumu tanıyorsam; ‘şunları bir güzel döveceksin, gör bakalım bir daha böyle yapabiliyorlar mı’ diyenlerin azımsanmayacak oranda olduğuna inanıyorum.

Bu tatsız, hatta üzücü olay her insan gibi beni de üzdü ama şaşırmadım. Beklediğim, hepimizin katkı sunduğu bir sonuçtu.  Belki kızacaksınız ama ben bir çoğunuz gibi olayın içindeki çocuklara  (seslerden yaşlarının oldukça genç olduğu anlaşılıyor) sizler kadar kızamıyorum. Onlar, gelinen noktanın, toplumumuzun bir yansıması. Olayların bu hale gelmesine katkı sunduk, el birliği ile geliştirdik, büyüttük.

Nasıl mı?

Bizi ayrıştırırlarken sessiz kaldık. Dolayısıyla bizden olmayanların sorunlarını duymadık, duyduğumuzda da abartıyorlar canım dedik. Bizden olmayanlar da bizim sorunlarımıza sessiz kaldı. Sorunlarımızı el birliği ile büyüttük.

Demokratik haklarımız elimizden alınırken sessiz kaldık. Yavaş yavaş kaybettiğimiz için de anlayamadık zaten son aşamaya kadar. Haklarımızı arayamaz, dayatılanı, lütfedileni yaşar hale geldik el birliği ile.

Televizyonlarda insan onurunun ayaklar altına alınışına tanık olduk. Dedikodu ve evlilik programları ve de diziler aracılığıyla ün ve paranın insan onuruyla yer değiştirişini izledik. Bunlar tıoplumu dönüştürmek adına yapılan yayınlar deyip tepki göstermek yerine, sessiz kaldık. Hatta izleyerek, reytinglerini artırıp destek verdik. Değerlerimizi değiştirdik el birliği ile.

Sendikalara, meslek örgütlerine, kuruluşlarına baskı yapılırken, kapatılırken, yöneticileri tutuklanırken, işlevlerinden uzaklaştırılırken sessiz kaldık. Sessizliğimiz sayesinde meslek etiği , mesleki normların yerini iktidara yakın olmak ve ben yaptım oldu mantığı aldı. El birliği ile her meslekte kalitesizliğe katkı sağladık.

İşsizlik artırılırken sessiz kaldık. İşsiz kalma korkusuyla, çalışanların çalışma koşullarına, dayatmalara itiraz edemeyeceği, usülsüzlük gördüğünde gerekli kurumlara şikayet edemeyeceği gerçeğini görmezden geldik. Bu usülsüzlüklerin bazen çalışan, bazen de başka insanların hayatına mal olabileceğini düşünmedik. İş yerlerimizde ve çevremizde gördüklerimize sessiz kaldık. Düşünmeyip, sessiz kalarak iş yerlerinin kalitesinin düşmesine ve işsizliğe katkı sağladık.

Denetim kurumlarının işlerini yapmamasına, bu kurumlarda kalifiye personelin çalıştırılmamasına, rüşvet ve yandaşlığın yerleşmesine sessiz kaldık, hatta rüşvet vererek denetimlerden kaçtık. Bir çok işletmenin denetim tezgahı ile kapatılmasına da sessiz kaldık. Denetim mekanizmasının olması gerektiği gibi çalıştırılmamasının hayatımıza yansımalarını düşünmek istemedik. El birliği ile başıbozukluğu destekleyip, güçlendirdik.

Eğitimde kalitenin düşürülmesine, kurumlarının özelleştirilmesine sessiz kaldık. Bir sürü özel okul açıldı, formasyonu olmayan bir çok insan öğretmenlik yapmaya, gerçek öğretmenler ise işsiz kalmaya başladı, sessiz kaldık. En garantili iş kolu sağlık deyip, mantar gibi açılan sağlık meslek liselerine bir dolu para verip çocuklarımızı gönderdik. Bu okullarda gerçek veriliyor mu, çocuklarımız nerelerde nasıl staj yapıyor, öğretmenleri başlarında duruyor mu demedik.  Elinde bir diploması olsun, mesleğini de çalışırken öğrenir dedik çoğumuz. Mesleğe saygı okurken edinilir boyutunu es geçtik, bir gün bu çocukların insan hayatına ve onuruna dokunacağı gerçeğini görmezden geldik. El birliği ile eğitimi kalitesizleştirdik.

Devlet hastanelerinin çoğaltılıp, kalitelerinin artırılması yerine, özel hastaneciliğin desteklenmesine, sağlığın ticarileştirilmesine sessiz kaldık. Adım başı özel hastane nasıl açılır, bu hastanelerin personel ve teknoloji kalitesi nasıldır demedik.Devlet yoğun bakım hizmetlerini özel hastanelere devrederken sessiz kaldık. Yoğun bakımda yatan hastamızı sokaktaki kıyafetlerimizle ziyaret ederken; beni buraya nasıl alıyorlar, ben dışarıdan hastalık getiriyor olabilirim, buna dikkat etmeyen hastane hastama nasıl bakar demedik. Hatta personelin yetkinliğini göz ardı edip, görüntüsünü, itaatkarlığını beğendik. Hastanelerin sağlık hizmetlerinden çok, gelişen otelcilik hizmetlerinden etkilendik. El birliği ile sağlıkta kaliteyi düşürdük.

Yani; bizi ayrıştırırlarken, haklarımızı gasp ederlerken, değerlerimizle oynarlarken, mesleki örgütlenmemizi ve bağımsız hakkımızı engellerlerken, eğitim kalitesini düşürürlerken, özelleştime desteklenirken, işsizliği artırıp işsizlikle tehdit ederlerken, denetimsizlik ve başıbozukluk almış başını giderken sessiz kaldığımız, sesini çıkaranlara sırtımızı döndüğümüz için, bu sonuca katkı sağladık ve de suçluyuz. Hiç boşuna üç beş çocuğa suçu yükleyip kaçmaya çalışmayalım. Yoksa; toplum olarak yoğun bakımlık olmuş, ölmek üzereyken yardım etmek yerine, ölmeden önce son keyif sigaranızı için deyip karşımıza geçip dalga geçmelerinin, yani kendi gerçekliğimizle yüzleşmenin acısını mı yaşıyoruz?

İlgili:  Muktedir böyle buyuruyor: Ya susturacağız ya kan kusturacağız - Umut Özenç

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Yolculuk Blog