Son Dakika

ABD, Erdoğan ve AKP’yi devirmek mi istiyor? – Soner Erdoğan

29 Mart 2016 | by Gazete Yolculuk
ABD, Erdoğan ve AKP’yi devirmek mi istiyor? – Soner Erdoğan
Manşet

İç ilişki kavrandığı takdirde, mevcut şartların değişmezliğine olan teorik inanç, bu şartların pratikte çökmesinden daha evvel çöker. Dolayısıyla, bu düşünmemezlikten doğan bulanıklığı devam ettirmek yönetici sınıfın çıkarınadır” (Karl Marks, Kugelmann’a mektuplar)

Karşı karşıya kaldığımız gelişmeleri gönlümüzden geçeni doğrulayacak bir biçimde okumaya meyilliyizdir. Günlük yaşamda kimi zaman bu türden, gerçeği arzu ettiğimiz yöne doğru bükme tavrı pek zararlı olmayabilir. Hatta terapi edici etkisinden bile bahsedebiliriz. Örneğin komşular kahve falı üzerinden birbirlerine terapi yapar. Biri diğerinin neye ihtiyacı olduğunu, beklentisini bildiğinden fala bakarken bu nitelikli şeyler söyleyerek karşıdakini rahatlatır.

Ancak gerçek ilişki ve çelişkileri dışarda bırakan nitelikteki politik değerlendirmeler olumsuz sonuçlar yaratacaktır kaçınılmaz olarak. Fotoğraf yanlış çekildiğinde o yanlış görüntü temel alınarak atılan adımlar amacı değil, karşıtını besleyecektir. Çünkü politika kendi çıkarları doğrultusunda yaşama müdahale etmek ise eğer bunun ancak gerçekliğin en doğru şekilde kavranmasıyla yapılabileceği açıktır. Tersi gömleğin ilk düğmesinin yanlış bağlanmasının yaratacağı hatalar silsilesine yol açar.

Reza Zarrab’ın Amerika’da tutuklanmasına özellikle sol saflardan yüklenen anlamlar böyle bir yanılgıya işaret ediyor çoğunlukla. Tutuklanma ABD’nin asıl olarak Erdoğan’a ulaşmak amaçlı bir operasyonun düğmesine bastığı şeklinde yorumlanıyor.

Havuz medyasının konuyu bu yönlü işlemesi de sözkonusu algıyı güçlendiriyor. Artık yöntem bellediği üzre havuz medyası Erdoğan’ı ve AKP’yi zorda bırakacağını düşündüğü her olası gelişmeyi daha baştan “üst akıl”, “paralel devlet” işi diye damgalayıp, etkisizleştirmeye çalışıyor.

Zarrab’ın ABD’de AKP iktidarını yıkmaya dönük bir operasyon dahilinde tutuklandığına ilişkin değerlendirmelerin 3 ana kaynağı olduğu söylenebilir. Birincisi, Erdoğan’ın küresel egemenler nezdinde rahatsızlık yarattığına dair emarelerin artması. İkincisi, AKP yanlısı medyada tutuklanmanın bu yönlü bir darbe girişiminin uzantısı olduğunu ifade eden değerlendirmelerin yapılması. Üçüncüsü, ise AKP ve liderinden nefret eden ancak onun halk hareketiyle gidebileceğine dair umudu kırılmış kesimlerin gelişmelere gönlünden geçtiği yönde abartılı anlam yüklemesi.

Meselenin niye böyle algılandığından öte bunun neye yol açtığı ile ilgilenmeliyiz elbette. Sürecin başlıkta yer verdiğimiz şekilde anlaşılması hem ABD emperyalizminin hem de AKP’nin değirmenine su taşıyor bir bakıma.

ABD emperyalizminin değirmenine su taşıyor çünkü bu sayede ABD kendisini demokrasi ve özgürlüklerin yılmaz savunucusu olarak pazarlayabiliyor. Oysa emperyalist kampın jandarma gücü için özgürlük ve demokrasi olsa olsa emperyalist çıkarları doğrultusunda yaptığı/yapacağı müdahaleleri, işgalleri meşru kılmada kullanacağı bir retorikten ibarettir.

Erdoğan ve AKP’nin de değirmenine su taşıyor çünkü bu sayede Erdoğan ve AKP kendisini dış müdahalelere karşı ülkenin bağımsızlığını savunan bir güç olarak pazarlayabilme şansına sahip oluyor. Meselenin bu şekilde yansıtılışı AKP ve Erdoğan’ın milliyetçilik üzerinden oy devşirme politikasına katkı sağlıyor. Emperyalist politikalarının bölgedeki koçbaşı olarak kullanılan işbirlikçi bir yönetim için bundan iyi kamuflaj malzemesi olmaz.

Halkın, emperyalizmin ve AKP’nin sınıfsal duruşunu yanlış kavrayacağı bir akıl yürütme, onların ömürlerine ömür katar. Yapılması gereken öncelikle açıklanmaya çalışılan sürecin temel aktörlerinin gerçek niteliğinin açıklıkla ortaya konmasıdır. Amerika emperyalist bir güçtür, ona demokrasi ve özgürlükler bahsinde umut bağlamak, bir kuzunun kurda bel bağlaması gibidir. AKP’nin de bağımsızlık ve millicilikle hiçbir ilişkisi yoktur. Türkiye’nin gördüğü en sermaye yanlısı ve emperyalizm işbirlikçisi partisinden bu bahiste beklenecek en ufak bir şey yoktur.

Reza Zarrab’ın ABD’de tutuklanması ABD’nin İran’ı yeniden dizayn etmeye dönük amaçlarıyla ilişkilidir temel olarak. AKP ve Erdoğan’a ayar verme yönlü bir yan amacın olup olmadığını dava sürecinin ilerlemesiyle anlayacağız. Ancak böyle bir amaç varsa da bunu AKP ve Erdoğan’ı devirme gayreti olarak görmemek gerek elbette. AKP ve Erdoğan emperyalist güçlere bağlılıklarını ve ne kadar işe yarar olduklarını defalarca kanıtladılar. Onlar nezdinde miatlarının dolduğunu düşünmemizi gerektirecek bir şey yok.

Emperyalist güçler işbirlikçilerinden her zaman daha fazla biat ve ayağına dolanmama isterler. Bunu sağlamada kullandıkları yöntemler arasında bazen ölümü gösterip sıtmaya razı etmek de olabilir. Olan bitene bundan öte bir anlam yüklemek doğru değildir.