Bizimle İletişime Geç

Manşet

Balkabağına dönüşmek – Umut Özenç

Sosyal medya fenomeni bazı muhalif akademisyenlerimizin gündelik paylaşımlarına göre politika yapmış olsaydık, vay halimize…

Neden mi? Birileri çıkıp “ABD Tayyip’in fişini çekti. Darbe geliyor” diye buyurduğunda kimileri inanılmaz entrikalar eşliğinde senaryolar üretiyorlar ya. Eğer böylesi bir şeye icabet buyursaydık eyvahlar olsun. Masa başına oturup klavyeleri adeta bir silah gibi kullanıp başlardık arama motorlarında haber ve kanıt aramaya. Ve bu kanıtlarla yol bulmaya ve ona göre toplumsal mücadelenin yığınağını yapmaya. En kötüsü de bu olurdu herhalde…

Maalesef bazı muhalif haber portallarının köşelerinde birden aynı gündeme bağlı makalelerle karşılaşıyor ve yaşanılanları hayretle izliyoruz. Biz izlerken sol ise özveriyle bu gündemleri tartışıyor. “ABD Tayyip’in ipini çekti!” Bir süre geçiyor ve ardından tam bir hayal kırıklığı…

ABD bir darbe girişiminde değilmiş ve Tayyip bir süre daha başımızdaymış. Eyvahlar olsun!

Neden böyle oldu ki? Solcu akademisyen bu paylaşımlarının ardından bir de ABD’den kurtuluş beklemenin yanlışlığını vurguluyor.

Yahu peki sen değilmiydin insanların aklına bunu sokan ve gündemleşmesi konusunda elinden geleni yapan. Bu tür haberlere sol itibar etmemelidir diyen ise neredeyse yok. Neyse diyoruz. Olur böyle şeyler.

Unutuyoruz! Sık yaşanılan bir olgu olmamakla birlikte birden kendi gündemimizle baş başa kalmış oluyoruz. Ancak o da ne? Muhalif akademisyenimiz bu sefer başka bir enrika ile karşımıza çıkıyor.

“Los Angeles Times’tan (LAT) Nabih Bulos, W.J. Hennigan ve Brian Bennett’in Haberine göre, ABD savaş makinesinin değişik bölmeleri tarafından silahlandırılan gruplar, Halep ile Türk sınırı arasında birbirleriyle savaşa başladı.” haberi onun öyle bir ilgisini çekiyor ki, hemen klavyenin başına geçiyor ve döktürmeye başlıyor.

Neyniş? Suriye’de Pentagon ve CIA karşı karşıya savaşıyormuş. Belli ki oralarda da paralel oyunlar sahneye konuyormuş. Holywood filmleri olmasa asla aklımıza gelmeyecek senaryoların Dosteyevski’nin Ecinniler romanına rahmet okutulacak düzeyde ele alınmasının ise patolojik bir vakıa haline gelmeye başladığını düşünmeye başlıyoruz. Buradan umut damıtan solcu akdemisyenimize üzülüyoruz.

Günler geçiyor ve bu gündemin de üzerinin bir şekilde kapandığını görüyoruz. Ve tekrar kendi gerçekliğimiz/gündemimizle başbaşa kalıyoruz.

Olmuyor. Yine başarımıyoruz. Bu sefer de Gül’lü, Arınç’lı senaryolar peşimizi bırakmıyor.

Ve Solcu akdemisyenimiz “İşte bu sefer gerçekten gidiyorlar” demeye başlıyor.

Tweetler atılıyor, paylaşımlar birbiri ardına sıralınıyor. AKP’nin alternatifi yaratıldı. Hatta erken seçim kapıda hazırlıklar başlasın yaygarasına tanık oluyoruz. Günler geçiyor ve olgunun yine bu nitelikte olmadığı anlaşılıyor. Ve tekrar kendi gündemimimizle baş başa kalıyoruz.

Ama bir türlü balkabağına ve kül kedisine dönüşemiyoruz. Zarrab Amerika’da tutuklanıyor ve solcu akademisyenimiz avazı çıktığı kadar köşesinden haykırıyor. “Ben dememişmiydim. Bunların ipi çekildi” diyerek yine ve yeniden klavyesinden döktürdüğüne şahit oluyoruz. Analizler, tahliller ardı sıra birbirini kovalıyor.

Neymiş? ABD Zarrab raporunu cemaatten alarak Tayyip’i köşeye sıkıştırmak için böylesi bir hamlede bulunmuş. ABD ve CIA’in böyle bir belge için cemaate çok ihtiyacı vardı ya.

Ama yetmiyor ve solcu akademisyenimiz hazırlıklı olmak gerekir bağlamında yaşanan süreci şöyle tanımlıyormuş. “Görebildiğimiz kadarıyla, ABD 17-25 Aralık dosyasını Cemaat’in elinden aldı ve meseleye doğrudan dâhil oldu, bu ise ABD’nin Türkiye’deki mevcut iktidarla ve tepesindeki isimlerle olan ilişkilerinde çok ciddi kırılmalar yaratma potansiyeline sahip bir hadise.”

Ne dersiniz! Ahvalimiz genel anlamda bu şekilde seyrederken kendi gündemimize dönebilir miyiz?

Aslında solcu akademisyenimiz bunun için çaba da sarfediyor.. Bazen 2013 Haziran’ını anımsamaya çalışıyor. Ama yetmiyor.

Gıdalar halen farklı besinlerden alınmaya devam ediliyor. Dolayısıyla hafıza-i beşer de ne Haziran kalıyor ne de ‘Ne yapmalı?’ sorusunun cevabı. Evet gerçekliğimize dönebilirmiyiz sorusuna verilecek yanıt bilinmez ama; O muhteşem balo hayalleri ve rüyası içerisinde uyutulduğumuz sürece ne külkedisine ve balkabağına ne de kan ve irin kokan kendi gündemimize dönerek ne yapmalı sorusuna net bir yanıt veremeyeceğimiz ortada.

Keşke bizi bir uyandıran olsa!

Yorum Yap

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Manşet