Son Dakika

‘Cesaret, cesaret daha fazla cesaret’ – Soner Erdoğan

3 Haziran 2016 | by Gazete Yolculuk
‘Cesaret, cesaret daha fazla cesaret’ – Soner Erdoğan
Soner Erdoğan

Egemenler tarih boyunca yılgınlık ve korku duygusunu iktidarlarını sürdürmek için en önemli araçlar olarak kullandılar, kullanmaya devam ediyorlar. Tarihsel tecrübeleri onlara korku ve kaygı içine itilmiş kitlelerin sisteme daha kolay biat ettiklerini gösterdi çünkü. AKP’nin son kongresinde Erdoğan’ın yazılı mesajını 15 dakika hazırolda dinleyen zevatın görüntüsü nasıl bir topluma yatırım yaptıklarını da gösteriyor. Erdoğan nezdinde hazırolda karşılanması istenen faşizmin ta kendisidir aslında. Varılan aşamada Türkiye’de yaşanan gelişmeler, egemenlerin faşizmi demokratik görüntülere bile itibar etmeyen bir şekilde icra etme kararlılığı içine girdiklerini gösteriyor.

Türkiye artık ekonomik ve siyasi karar alma süreçlerinin sermayenin çıkarları doğrultusunda Erdoğan ve çevresinde konumlandırdığı unsurlara kadar daraldığı bir tekelleşme içinde yönetiliyor. Neredeyse başbakanlığın, parlamentonun, yargının da saraya bağlandığı bir tekel oluşturulmuş durumda. Tekelci sermaye kendi çıkarlarını hızlı ve etkili bir şekilde hayata geçirebilecek tek elden yönetilen devletine kavuşmak istiyor.

Başkanlık gayreti Erdoğan’ın şahsı için istediği bir şey olmaktan öte temsil ettiği sınıfların arzusunun bir ifadesi olarak okunmalıdır. Tüm bu süreç temel itilimini, dünya çapında ekonomik krizin, buna bağlı olarak hegemonya mücadelesinin derinleşmesinde ve süreçlerin Türkiye’ye yansıları zemininden almakta.

Türkiye’nin büyük devlet olmasının gereği olarak sunulan bu yeni yönetsel sistemin halkın önemli bir kesiminin arzusu hilafına, hiçbir hukuki dayanağı olmadan işletilmesi kızgınlık ve öfkenin yanında yılgınlık, “yapılacak bir şey kalmadı” duygusu da yaratıyor. En basit hak ve özgürlük talebine çok sert yöntemlerle müdahale edilmesi bu duyguyu derinleştirme ve kalıcılaştırma amacının ürünüdür.

Toplumsal muhalefetin büyümesi için hemen her koşulun ziyadesiyle oluştuğu ancak bundan yararlanacak yapıların neredeyse önlerine gelen fırsatı değerlendirmede isteksiz oluşuna benzer bir durumla karşı karşıyayız.

Cesaret devrimci duruşun alamatifarikasıdır ancak bazı dönemlerde her zamankinden fazla toplumsal muhalefetin mayalayıcısı rolündedir. İşte içinden geçtiğimiz böyle bir dönem. Önde olma, öne fırlama, giydirilmeye çalışılan deli gömleğini parçalama… Yapmamız gereken budur. Yapacağız, başaracağız. Çünkü biz Mahir Çayanların, Mustafa Özençlerin, Zekeriya Aydemirlerin, Mine Bademcilerin yoldaşıyız…