Son Dakika

HDP’ye karşı CHP’li Milliyetçi Cephe – Soner Erdoğan

4 Mayıs 2016 | by Gazete Yolculuk
HDP’ye karşı CHP’li Milliyetçi Cephe – Soner Erdoğan
Manşet

Temel hedefinin HDP’li milletvekilleri olduğu kimse tarafından inkar edilmeyen, hakkında dosya bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığını bir kereliğine kaldırma yasası teklifi meclisteki komisyondan geçti. 16 Mayıs’ta ise Genel Kurul’da görüşülüp, oylanacak. Çok büyük ihtimalle referanduma gereksinim olmayan bir çoğunlukla geçecek. Az bir ihtimalle de yasayı referanduma götürmeyi sağlayacak çoğunluk elde edilecek.

Kürt Siyasi Hareketi’ni (KSH) süreç içinde çözmeye ayarlı “Çözüm Süreci”nden istediği sonucu elde edemeyen, tersine sürecin KSH’nin etki alanını genişlettiğini gören ve son olarak onun belirlenimi altındaki Suriye Kürtlerinin Rojava atılımıyla birlikte artık sürdürdüğü maskeli baloya son verme zamanının geldiğine hükmeden faşist devlet, Kürt düşmanlığı temelli fabrika ayarlarına geri döndü. Ve şovenizmin iplerini tam anlamıyla çözdü.

Kürt halkının aklını çelmelemek amaçlı edilmiş onca sözden sonra ve tabii yine Kürt halkının ulusal bilincinin eriştiği noktanın açık bir inkar ve asimilasyon politikasını derhal kusacak noktaya erişmiş olması dolayısıyla günümüzde devlet eliyle açıktan Kürt düşmanlığı yapılamıyor. Çünkü devlet aklı artık şunu çok net olarak biliyor, eskinin benzeri inkara dayalı bir politikaya sahip hiçbir gücün Türkiye Kürdistanı’nda varlığını sürdürmesi mümkün değil. Bu yüzden mevcut katliamcı politika, “KSH’nin etkisi ortadan kalkarsa her şey güllük gülistanlık olacak, yoksa bizim Kürt halkının hak ve özgürlükleri ile bir sorunumuz yok” demagojisi ile birlikte yürütülüyor.

Kürt illerini kapitalizmin ihtiyaçlarına göre yeniden dizayn etme ve sokak savaşlarına imkan vermeyecek bir mimariyle yeniden inşa etme amaçlı yakıp yıkmalar neredeyse geri kalmış coğrafyaya uygarlık götürme alicenaplığı olarak sunuluyor. Psikolojik savaşın en rezil taktikleri uygulanıyor. Devletin yürüttüğü kirli savaşı teşhir eden akademisyenler tutuklanıyor. Ve son olarak çoğunlukla Kürt halkının siyasi iradesinin yansıması olan meclisteki HDP varlığı meclis dışına atılmak isteniyor.

Devletin Kürt halkına karşı yürüttüğü bu savaş hiç kuşkusuz, onun, temelleri zayıflayan, ekonomik ve bölgesel krizin cenderesi altındaki siyasal varlığını koruma ve tahkim etmeye ayarlı genel planının parçası olarak, hüküm sürdüğü coğrafyada bulunan tüm muhalif damarları kesme, tıkama, teslim alma amacının tezahürleri. En dinamik muhalefet Kürtlerden geldiği için hedef tahtasının en belirgin noktasında onlar var. Hiçbir muhalif duruşun bu saldırganlıktan azade olamayacağı ise açık. Daha dün İzmir’de katıldıkları 1 Mayıs’a üst araması yaptırmamak için giysilerini çıkararak girmek gibi son derece “zararsız” bir itaatsizliğin öznelerini bile gözaltına alan tahammülsüzlük, nasıl ve ne çapta bir kuşatma ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

HDP’li milletvekillerinin -en azından bir bölümünün- tutuklanması, kalanının da bir nevi siyasi gözetim altına alınması amaçlı bu son saldırı Meclis’te 70’lerin milliyetçi cephelerine benzer bir seferberlik ruhu ile yapılmaya çalışılıyor. Ama bir farkla, o dönem milliyetçi cephelerin en azından görünen hedefi olan CHP bugün o cephenin içinde yer alıyor. CHP, Kürt halkına karşı yürütülen savaşla birlikte yükseltilen şovenizmin hedef tahtasına oturmamak için, anayasaya karşı olduğunu açıktan ifade ettiği bu tasarıya destek veriyor. Ancak bu destekde CHP’nin genlerinde yer alan Kürt alerjisinin de etkili olduğu bir gerçek. Kendi siyasal varlığı açısından da türlü zararlara yol açacak bu desteğin CHP’ye nasıl zarar vereceği zamanla görülecek.

Devletin süreci nasıl yönettiği ortada. Buna karşı muhalif cephenin ne yapması gerektiği de açık. HDP’ye karşı yürütülen bu tasfiye-terbiye etme amaçlı kuşatmayı kırmak için bütün devrimci-demokratik güçler seferber olmalı ve HDP etrafında bir kardeşlik barikatı oluşturmalıdır. Saldırı HDP şahsında tüm muhalif kesimleredir, direniş de aynı bütünsellikte olmalıdır. Öte yandan bu süreçte CHP’nin oynadığı uğursuz rol teşhir edilmeli, Kürt halkının temel hak ve özgürlüklerini elde etme mücadelesinin tüm halkın genel demokratik mücadelesinin başarısı açısından taşıdığı önem ortaya konulmalıdır. Ve en önemlisi toplumu sermayenin çıkarları doğrultusunda cendere altına alan faşist sisteme karşı halkların bağımsız, birleşik mücadelesini örgütlemenin tam zamanı olduğu anlaşılmalı ve bunun gereği yapılmalıdır.