Bizimle İletişime Geç

Yolculuk Blog

Dünya 5’ten büyük de, Türkiye 1’den küçük mü? – Tuner Tekin

Tayyip Erdoğan her fırsatta Birleşmiş Milletler’in, Güvenlik Konseyi’nde 5 daimi üye olan ülkenin arzusu hilafına karar alamamasına atfen “Dünya 5’ten büyük”tür diyor. Ki doğrudur.

Tayyip her fırsatta Birleşmiş Milletler’in, ’nde 5 daimi üye olan ülkenin arzusu hilafına karar alamamasına atfen “Dünya 5’ten büyük”tür diyor. Ki doğrudur. Teorik olarak üyesi olan bütün ülkelerin karar alma süreçlerine katılımını esas alan bir teşkilat olması gerekirken Birleşmiş Milletler bu 5 ülkeden sadece birinin vetosuyla bile karar alamaz. Bunun en tipik örneği Amerika’nın, İsrail’in uluslararası hukuk, temel insan hakları ve demokratik normları lime lime eden uygulamalarını kınayan sayısız karar tasarısını tek başına yıllarca engellemesidir.

Hoş; zorbalık, hukuksuzluk, adaletsizlik denince liderliği kimseye bırakmayan emperyalist Amerika söz konusu olduğunda bu ikiyüzlülük devede kulak sayılır. Trump’la artık makyajsız gerçek yüzünü görebildiğimiz Amerika’nın ikiyüzlülük bir yana dünyadaki bütün kötülüklerin tartışmasız efendisi olduğunu biraz izan sahibi herkes teslim eder.

olarak Birleşmiş Milletler’in ve ’nin tam bir ikiyüzlülük batağında olduğuna, her türlü fitne fesadı çevirdiklerine dair fazla söz söylemeye lüzum yok. Cumhurbaşkanı bu konuda doğru söylüyor vesselam.

Ancak bu düzenin efendileri ile yan yana olmaktan geri durmaması, onlardan yeri geldiğinde sitayişle, dostlarımız ya da stratejik ortağımız diye bahsetmesi söyledikleri üzerine fena halde gölge düşürüyor ya olsun. Uluslararası ilişkilerde o kadar takiyye de olur artık…

İlgili:  Emperyalizme karşı çıkılmadan demokrat olunamaz - Ümit Kaynar

Ülkede karar alma süreçlerinde durum nedir?

Peki ’deki durum? “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek haksızlık ve adaletsizliğe “bayrak açan” kişinin Cumhurbaşkanı olduğu ülkede karar alma süreçlerinde durum nedir? YSK kararıyla şaibeli hale gelen sonrasında elde ettiği haklarla neredeyse tek karar verici konumu kazanan liderinin “Dünya 5’ten büyüktür” diye ve demokrasi aşığı olarak ortalarda dolanmasında bir ikiyüzlülük yok mu?

Bu soruya diye cevap verenlerin hapishaneleri doldurduğu, işlerinden atıldığı, ülkeden kaçtığı güzelim ülkemizdeki durumu herkes bilir ya, yine de biz birkaç örnek verelim.

Sondan başlayalım. Bir gün cumhurbaşkanı televizyona çıkar ve liselere girişle ilgili temel sınav olan TEOG ile ilgili olumsuz bir söz söyler. 80 milyon nüfuslu, her ilinde en az bir üniversite olan bir ülkede bu konuda zerrece tartışma olmadan söz kanun olur ve TEOG sınavlarının kaldırıldığı ilan edilir.

Düğmesiz cübbe bile iliklenirken…

Yine aynı cumhurbaşkanı bir gün ülkedeki futbol stadyumlarının isimlerindeki “arena” ifadesinin uygun düşmediğini söyler, ve tabiri caizse sözünün tükürüğü kurumadan, konunun muhatabı futbol kulüpleri birer birer statlarının ismindeki arenayı çıkarır. Kısa zaman önce futbol takımlarındaki yabancı sınırlamasına dair söylediği olumsuz sözler de futbol federasyonunun başkanı aynı zamanda havuz medyası haline getirdiği Milliyet ve Vatan gazetelerinin de sahibi Yıldırım Demirören tarafından emir telakki edilir, derhal yeni düzenleme yapılacağı ifade edilir. Babası Erdoğan Demirören gibi “patron”u üzmek istemez elbette.

İlgili:  AKP yandaşı Akit’ten 1 Mayıs provokasyonu

Savcısı olduğunu ifade ettiği (Bakınız Ergenekon davası), ya da peşini bırakmayacağını söylediği (Bakınız Can Dündar’ın ve HDP’li vekillerin akıbeti) durumların nasıl sonuçlandığı da herkesin malumu.

Vesaire vesaire… Neredeyse memleketin tek sorumlusu, önünde düğmesiz cübbelerin bile iliklendiği, sözünün üstüne söz tanınmayan, kısaca insanların kaderinin iki dudağı arasında olduğu kişidir Tayyip Erdoğan. İktidar mahfillerinde ya da yamaçlarında değil onu eleştirmek, sorgulayıcı iki kelam etmek bile kariyerlerinin sonu olur. Bu yüzden koca havuz medyasında tek ama tek bir eleştirel imaya bile rastlayamazsınız onun hakkında. Sözümona diğer medya organları da korkudan pısmış halde her saniye otosansür uygulamaktadır kendilerine.

‘Demokrasi’ denen şey Beştepe’nin sınırlarını aşamıyor

Yazının buraya kadar olan kısmına dair memleketteki her şeyin Erdoğan’ın şahsi tasarruflarıyla alakalı olduğu sonucu çıkar endişesiyle şunu da belirteyim hemen. Bu politikaların ve uygulamaların bir ekonomi politiğe dayanmadığını söylemiyorum. Zinhar… Tam tersine hemen hepsinin arkasında sermayenin, devlet düzeninin aklı vardır. Hem de ziyadesiyle. Bu hususta Gazetesi’nin Sınıfsal Bakış köşesinde yer alan olağanüstü parlaklıktaki yazılara bakın yeter.

İlgili:  AKP, 14 bini öğretmeni görevden atmayı bir yıldır planlıyormuş!

Şimdi devam edelim. Türkiye’de demokratik süreç dediğimiz şey olsa olsa Beştepe’nin sınırları dahilindedir. Gerisi; meclis, başbakan, milletvekilleri, bakanlar vs. ise olsa olsa konu mankeni.

Tamam Dünya 5’ten büyüktür. İyi de Türkiye ise şimdiki haliyle 1’den küçük değil mi? Ama enseyi karartmaya gerek yok, onu gerçek büyüklüğüne kavuşturmak için mücadele edenler de var bu ülkede. Ve onlar kazanacak sonunda mutlaka. Haklı olanlar, doğru olanlar, eşitlik, özgürlük ve kardeşlikten yana olanlar.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Yolculuk Blog