Bizimle İletişime Geç

Bilim

Dünyada her yıl 700 bin insan antibiyotik direncinden dolayı ölüyor

Dünyada ekonomik büyüklüğe göre 3. sırada olan ilaç sanayi 1 trilyon doların üzerinde bir hacme sahip. 20’ye yakın ilaç tekelinin kontrol ettiği bu sektör hastalıklarla besleniyor adeta.

Dünyada her gün 1.900, yılda 700 bin kişi antibiyotiklere dirençli ve enfeksiyonlardan hayatını kaybettiği açıklandı. İngiltere’de yapılan Antimikrobiyal Direnç (AMD) İncelemesi’ne göre AMD kaynaklı ölümler, bu yüzyılın ortalarına gelindiğinde yılda 10 milyona kadar yükselebilir.

Söz konusu rakam, bu yıl kanserden dolayı hayatını kaybetmesi beklenen kişi sayısından fazla.

mikroplarla savaşırken kullandığımız antimikrobiyalleri bu şekilde tüketmeye devam edersek yakın bir gelecekte boğaz enfeksiyonu gibi basit sebeplerden ölümlerin kaçınılmaz olacağını söylüyorlar. Dünya Sağlık Örgütünün raporlarına göre tüketilen antibiyotiklerin yarısı gereksiz şekilde kullanılmakta.

Araştırmalara göre Asya ve Afrika’da hastaneye yatırılan her 2 hastadan 1’ine, ’da her 3 hastadan 1’ine antibiyotik tedavisi başlanıyor.

Avankomisin, meropenem gibi tedavide ikincil planda düşünülmesi gereken kuvvetli antibiyotikler gereğinden fazla kullanılıyor. Çoğu vakada yeterli tanısal tetkikler yapılmadan ağır antibiyotik tedavileri uygulanılıyor.

Antimikrobiyal direnç nedir?

Antimikrobiyal direnç (AMD) herhangi bir mikroorganizmanın, onu ortadan kaldıracak antimikrobiyal tedaviye karşı direnmesi, varlığını sürdürmesi olarak tanımlanabilir.

Antibiyotik direnci ise özel olarak bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç göstermesi, antibiyotiklere rağmen bakterilerin ölmemeleri veya üremeye devam etmeleri olarak tanımlanabilir.

İlgili:  Alaska'da yaşamış olan mamutların soyu susuzluktan tükenmiş

Bakteriler antibiyotiklere karşı nasıl direnç kazanırlar?

Aslında bakterilerin direnç kazanması yeni bir kavram değil. Binlerce yıldır mantarlar ve parazitler doğal olarak bakterilere karşı kendi salgılarıyla savaşıyorlardı ve bazı bakteriler bunlara direnç geliştirebiliyordu. Ancak özellikle penisilinin keşfinden sonraki 50 yılda hızla yeni nesil bakteriler direnç geliştirmeye başladılar. Direnç kazanmalarını kısaca şu şekilde düşünebiliriz: ortamda 100 tane bakteri olsun ve kullandığımız antibiyotik bu bakterilerin 98 tanesini öldürsün. Kalan 2 bakteri yeniden çoğalacak ve antibiyotik kullansak bile diğer bakteriler ölecek ama dirençli 2 bakterinin yeni nesilleri hızlıca üreyerek çoğunluğu oluşturacaklar. Artık elimizde antibiyotiğimize dirençli kocaman bir bakteri havuzumuz var diyebiliriz. Üstelik baştaki 2 bakterinin birbirinden farklı mekanizmalarla antibiyotiklere direnç gösterdiğini varsayalım. Bu bakteriler birbiri ile iletişim kuracak ve direnç sağlayan genlerini birbirine aktaracaklar. Nesiller boyu aktarılarak direnç geliştirilen ilk yol “vertikal (dikey) geçiş” bakterilerin birbiriyle iletişimi sonucu oluşan ikinci yol ise “horizontal (yatay) geçiş” olarak adlandırılıyor.

Antibiyotik direnci bedenimizde yaşayan yararlı bakterileri etkileyip bizimle beraber yaşayabilmelerini sağlasa da hastalık yapıcı patojen bakterileri de etkileyerek daha ağır enfeksiyonlara sebep olabiliyor.

İlgili:  NASA: Mars'ta bir zamanlar dünyaya benzeyen bir atmosfer bulunuyordu

ANTİBİYOTİKLER, HASTALIKLAR DEĞİL KAPİTALİZM ÖLDÜRÜYOR!

Dünyada ekonomik büyüklüğe göre 3. sırada olan ilaç sanayi 1 trilyon doların üzerinde bir hacme sahip. 20’ye yakın ilaç tekelinin kontrol ettiği bu sektör hastalıklarla besleniyor adeta. Böyle olunca insanlığın başına bela olan hastalıklar ilaç tekelleri için can suyu. Gereksiz antibiyotik kullanımı dahil hemen her türlü sağlık sorunu ilaç tekellerinin karlarına kar katmak arayışlarının bir sonucu son tahlilde.

İlaç tekellerinin çıkarı hastalıklara köklü çareler bulunması değil tersine onların ömür boyu kullanılması gereken ilaçlara ihtiyaç duyar halde kalmasınının sağlanmasında. Bu yüzden AIDS’i, kanseri vb. ortadan kaldıracak nihai çözümler yerine, uzun süreli ve kesin çözüm olmayan tedavilere yönelik ilaçlar geliştirmek, sistemin genel mantığı. Kapitalist ilaç tekelleri bu yüzden nihai çözüme yönelik araştırmalara kaynak aktarmamakta. Sonuç olarak antibiyotiklerin fazla kullanımı ya da genelde hastalıklar dahil sağlık alanında yaşanılan sorunların temelde insan ihtiyaçlarını değil kara dönük üretimi temel alan kapitalizmden kaynaklı olduğu açık.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Bilim