Bizimle İletişime Geç

Yolculuk Blog

Emperyalizm palavracıdır – Ümit Kaynar

“Kapitalizmin ülkemize girişinin bir parçası ve uzantısı olmasına Osmanlı’dan kalma ihtişam ve gösteriş düşkünlüğü eklenince ülke insanımızın günlük yaşantısında kullandığı hemen tüm araçlar, ihtiyaç olduğu için değil; emperyalist-kapitalist propaganda ve çevreye “benim de var!” diyebilmek için alınmıştır. Bugün gülüyoruz, ama Anadolu’da evlere buzdolabı süs mobilyası olarak girdi. “

İsviçreli teknoloji şirketi ABB tarafından yapılan YuMi isimli insansı robot İtalya'nın Pisa kentinde düzenlenen Uluslararası Robotik Festivali'nde düzenlenen konserle tanıtıldı.

“Uygarlık, emek sömürüsü, sınıf çelişkileri üzerine kurulu düzenin adıdır…”

(K. Marx, Felsefenin Sefaleti)

Marx’tan alt başlık olarak aldığımız tümcede olduğu gibi, bilimsel ve teknolojik gelişmeler, dünya uygarlığının göstergesidir. Elbette, her varlık -olgu ve bunlara ad olan kavramlarda olduğu gibi egemeni- sahibinin kim ve hangi sınıf olduğunun bir an bile gözardı edilmemesi şartıyla. Günümüzde tüm dünya insanlığı “emperyalist üretim biçimi”nin acımasız, insanlık dışı sömürü ve baskısı altında yaşamaktadır. Emperyalizmin özünün olduğu herkesçe bilinmektedir. “ne olursa olsun yap, yaptır, sat ve kâr et” düsturuna dayanır. Ülkemizdeki temsilcisinin saltanatının ilk dönemlerindeki “paranın dini imanı olmaz” beyanı bunun resmi ilanıydı. Aksine ya bilinçsiz kitleler ya da kötü niyetli propagandistler inanır ve söyler. Kâr güdüsü ekonomik hırs olmaktan çıkmış, sınıfsal-siyasal olarak psikosomatik bir saplantı halini almıştır. “… Kapitalist.., ancak kişileşmiş sermayedir. Onun ruhu sermayenin ruhudur. Ama sermayenin bir tek hayat dürtüsü vardır, değer ve artı-değer yaratmak. Üretim araçlarını mümkün olduğu kadar büyük miktarda artı-emeği emebilecek değişmeyen etmen haline getirmek eğilimi.

“Sermaye ölü emektir ve ancak vampir gibi canlı emeği emmekle yaşayabilir…” (K. Marx, Kapital Ι, Sol yay. 1. Baskı, Ank. Temmuz 1975, s: 256) Sömürücü egemenlerin sömürdüklerini köle olarak görmeleri sınıfların varoluşundan beri süreklidir. Bu nedenle emperyalist-kapitalistler işçileri “bizim beyaz kölelerimiz” olarak adlandırmışlardır. (Age, s: 279)

Kapitalizmin kâr bağımlılığı sürekli olarak, ihtiyaç dışı fazla üretim yapmasını zorunlu kılar. İhtiyaç fazlası, satılamayan malların birikmesiyle devrevi olarak krizler yaşanır. Emperyalist dönemde krizlerin sürekli hale geldiği hep bilinir. Amerikan ve Alman ekonomileri tarihteki en yüksek kârlılık düzeyindeyken en başta otomotiv sanayisinin yığılma ve tıkanıklık içinde olduğu ve aşılması için Trumph Merkel’in birbirlerine olmadık hakaretler yağdırdıklarını her gün görüyoruz. İhtiyaç fazlası üretim krizleri salt kapitalistlerin ve kapitalizmin sonunu değil; doğanın, evrenin ve insanlığın da sonunu hazırlıyor.

Kapitalizmin ülkemize girişinin bir parçası ve uzantısı olmasına Osmanlı’dan kalma ihtişam ve gösteriş düşkünlüğü eklenince ülke insanımızın günlük yaşantısında kullandığı hemen tüm araçlar, ihtiyaç olduğu için değil; emperyalist-kapitalist propaganda ve çevreye “benim de var!” diyebilmek için alınmıştır. Bugün gülüyoruz, ama Anadolu’da evlere buzdolabı süs mobilyası olarak girdi. Türkiyeliler’ in ’da bile elektrik fişini takmadan çamaşır makinesini çalıştırmaya uğraştıklarına tanık olunmuştur. Günümüzde Türkiye’de cep telefonu kullanımının terör halinde oluşu ve Kurban Bayramı nedeniyle yeniden yaşadığımız her bayram tatilinde 100’leri aşan ölü sayısı, motorlu taşıt kullanım ve kurallara uyum düzeyimizin göstergesidir.

İlgili:  Kore'de yalanlar ve gerçekler: KDHC'de gerçekte neler oluyor?

Bu vesileyle bilinen tarihsel gerçekleri yinelersek Türkiye’de 50’lerin sonu 60’ların başında ışık hızıyla karayollarının yapılması kapitalist pazar ekonomisi gereği olmakla birlikte ulusal özellik taşımıyordu. Ciklet ve margarinden tutun da transistörlü radyo, dikiş makinesi, deterjan vd. kullanım ve tüketim malzemelerinin köylere dek satılması içindi. Halkın “Mareşal Yardımı” olarak adlandırdığı, yardım olarak yutturulmasına rağmen en pahalı kredilerden olan Marshall Yardımıyla Amerikan şirketleri ve işbirlikçilerince yapılan karayollarıyla döküntü Amerika arabalarının ve Ortadoğu Amerikan petrollerinin en önemli bölge pazarlarından biri olduk. Sonra “yerli” arabalar da çıktı.

Yine emperyalizme bağımlılık hiç azalmadı bilakis hep arttı. Bunların sadece adı “yerli” idi. Motorları ve parçaları hep emperyalist üretimdi. Günümüzde ailesi ve kendisi gizli açlık içinde olup evinin önünde arabası duran ancak deposuna aylarca yakıt dolduramayanların oluşu ve bağımlılığın Türkiye’de yarattığı “Bilimsel ve Teknolojik İlerleme”sonuçlarıdır. Bu gerçekliğe rağmen emperyalistler ve yerli ortakları sürekli teknik tapınmacılığı pompalamaktadırlar. Teknik tapınmacılığı, emperyalist-kapitalist sömürü sisteminin yaptıklarına uygulamalarına ve yapacaklarına kayıtsız şartsız bağımlı olunmasını sağlamak için pompalanmaktadır. Eşitlik, özgürlük için değil. Bunların nelerin örtüsü olduğunu yakın tarihteki söylenen ve yapılanlarla örnekleyelim: Sosyalist sistemin çöktüğü ve küreselleşme, tek kutuplu Dünya’nın ilan edildiği günlerde emperyalist mihraklar bağımsızlık sorununun kalmadığı, tüm ülkelerin birbirine bağımlılık içinde olduklarını vazediyorlardı. Fukiyama, Huntington ve CIA ideologlarınca “Tarihin Sonu” ilan edilmişti. “Odun kıranın hınk deyicisi”, “yerli uşaklar” artık her şeyi robotlar üretiyor, artı-değer sömürüsü kalmadı. Bu nedenle sınıf mücadelesi ve işçi sınıfı savunuculuğu bırakılmalıdır. “Elveda Proleterya!” Bu insan bile olamayan müsveddeler içinde soldan dönmeler de vardı. Bunlar üstelik tam vakti kerahatteki yazılarımızın birinde anlattığımız “Terzinin İti” fıkrasında olduğu gibi canhıraş feryatlar savuruyorlardı… Oysa işçiler ve emekçiler her türlü teknik olanaklar, makineleri, robotları da kullanarak üretmeye devam etti, ediyor. Üstelik gelişen bilimsel-teknik araçlarla emeğin üretim gücü katbekat arttığı için daha fazla artı-değer yaratıyor ve daha fazla sömürülüyorlar. Özcesi sınıf mücadelesi her zamankinden daha fazla geçerli, gerekli ve yürürlüktedir. Üretim araçları ne denli gelişmiş olursa olsunlar insan emeğine katkı ve yardımcı olmaktan öteye özellikleri yoktur. Ve bunlar üretimi arttırarak “…hali vakti yerinde aylakların -yani sömürücülerin- sayısını büyük ölçüde arttırmıştır…” (K.Marx, Kapital I, s: 401)

İlgili:  Koza kelebeği bilmez - Mehmet Yeşiltepe

Bu gerçekleri görünce dönekler utanıyorlar mıdır dersiniz? Ne gezer. Utanmak insanlara özgü davranış biçimi, dahası haslettir. Bunlar Can Yücel’in deyimiyle “Adları lazım değil, kendileri lazımlık”dırlar. Şunu da geçerken vurgulayalım. “Kapitalist üretim, teknolojiyi geliştirir ancak bütün zenginliğin asıl kaynağını, yani toprak ve işçiyi kurutarak yapar bunu.” (Ages: 533-534) Sömürü, insanı ve doğayı tahrip etme emperyalist-kapitalist canavarın marifetleridir. Sorun ve teknik gelişmeler sorunu değil, bunların kimin için yapılıp yapılmadığıdır.

Yine insanlığın ve emekçilerin-üreticilerin yaratımı olan bilimsel-teknolojik ilerleme ve gelişmelerin insanlığı ve doğayı yokeden kapitalizm canavarına mı, her şeyi üreten ve yaratan emekçilere mi ait olacağıdır. İnsan böylece kendi yaptığı makinelerin (buna elbette robotlar da dahil) parçası, kölesi değil sahibi haline gelecek, yani gerçek insan olacaktır. İnsanı hayvanlıktan çıkarıp insan haline getiren alet kullanarak yaşam için üretim yapmasıdır. “İnsan, salt hayvani durumdan kendini çıkarabilen tek hayvandır. Onun normal durumu, onun bilincine uygundur, onun kendisi tarafından yaratılabilir. ” (F. Engels, Doğanın Diyalektiği, Sol Yayınları 1. Baskı, s: 47-48) “Elle alet kullanması zihinsel gelişime de neden olmuştur.” (agy.) Ancak kar amacıyla hesapsız ve ihtiyaç fazlası üretim yapılması görünüşte gelişme olmakla birlikte insanları gerçek anlamda yoksullaştırdığı gibi “Hayvanlar İmparatorluğu” haline getirdi. (Darwin) İnsanın yeniden insan olabilmesi, üretim ve paylaşımın planlı olduğu bilinçli bir toplum düzeni kurmasıyla mümkündür. Bu gelişimi ustalardan alıntılarla sürdürelim: İnsan üretimle ve işle doğaya egemenliğe başlayıp en gelişmiş canlı oldu. Ancak doğaya karşı kazanılan her zaferin “öcünü doğa bizden alır.” (age., s: 217-218)

Bu yüzden doğaya yapılan müdahalelerde ölçülü davranmak şarttır. Ölçü ise kar için değil, ihtiyaç için üretimdir. Bunun adı da sosyalizmdir. Evet bu yüzden hep ve daima “ya , ya barbarlık”.

Anlatılmaya çalışılan kötülükleri sürdürebilmek için emperyalistler her gün yeni yalanlar üretip ortalığa saçıyorlar. Bunlardan en yenilerinden biri Amerikan TV’lerince “Yapay Zeka” buluşun (!) propagandaya sokulmasıdır.

Yeni moda deyimlerden biriyle “algı operasyonu” olmaktan öte anlam taşımayan bu yeni icatla, bilim ve tekniğe inanma, çağa uyma adına emperyalizm propagandası yapanlar var.

İlgili:  ABD'den Rusya'nın seçim gözlemi talebine ret

Kitlelere “Bakın biz her şeye kadiriz, yakında suni insan yapıp tepenize dikeriz” tehdidi savrulmaktadır. İnsanlar bugün yapılan ve yapıldığı iddia edilenlerden daha daha gelişmiş makineler-robotlar yapabilir, yapacaktır. Bunlarla daha çabuk ve kalifiye üretim-işler yapabilir. Unutulmasın ki şimdiye dek yaptıkları gibi bunlar da insanların yönetim ve denetiminde işlev sürdürebilirler. Kendiliklerinden ya da “Tanrı Gücü” ile değil.

Esasen emperyalizminin ideolojik araçlarından biri olarak “ Tanrı” sürekli gündemde tutulmaktadır. Geçerken belirtelim araştıranlar bilirler Moon Tarikatı’ndan sonra şu Fethullah da bunun aracı olarak ortalığa salınmıştı. Tanrı fikir ve inancı kitlelerin verili sınıfsal egemenliğe sömürüye tabi kılınmasının en önemli ideolojik-politik aracıdır. Batı dillerinde ki intelligent sözcüğünün karşılığı olarak “zeka” bilinen-bilinmeyen, tanınan-tanınmayan şeyler/varlıklar arasında iletişim ve geçişkenlik (korelasyon) kurabilmeye yarayan insani bir özellik ve yetenektir. Kurulan iletişim ve geçişkenliğin doğru olup olmaması ayrı bir konu, önemli olan varlığı ve işlevidir.

Oysa ne denli gelişmiş olurlarsa olsunlar makineler-robotlar (üretim araçları), insan müdahalesi-yönetimi olmadan çalışmadıkları gibi geliştirilmiş “yapay hafıza” olmaktan başka anlamı ve işlevi olamaz. (Öte yandan robotlar ve yapay zeka gibi gelişmiş teknolojik gelişmelerin üretime daha fazla uygulanması işsizliği artıran yanı itibarıyla kapitalizmin yetersiz talep sorununu derinleştirici bir etkide bulunacak ve kapitalizmin krizini büyütecektir.) Bunlar hafızasına yüklenmeyen hiç bir varlığı tanıyamayacağı gibi aralarında ilişki, geçişkenlik de kuramayacaklardır. Burada yeniden başlığı okuyalım.

Bu bağlamda emperyalizm ve sömürüyü meşrulaştırmak için yapılan, ya da yapıldığı hatta yapılacağı iddia edilen bütün buluş ve yenilikler, tüm insanın insan olması için emeğin-emekçinin, işçi sınıfının egemen olmasını engelleyemeyecektir.

“…Ne mutlu o yoksullara ki,

Öbür dünya zaten onlarındır,

Bu dünya da eninde-sonunda,

Onların olacaktır!.”

(F.Engels)


Ümit Kaynar: 1948 Uşak doğumlu İlköğretmen Okulunu bitirip 2 yıl ilkokul öğrentmenliği yapıktan sonra Eğitim Enstitüsü Matemik bölümünü bitirerek lise öğretmeni oldu. Öğretmenliği sırasında halk müziği konservatuarında eğitim gördü. 78-80 arasında Atatürk Eğitim Enstitüsü’nde öğretim üyeliği ve yöneticilik yaptı. 12 Eylül’den sonra kaçak duruma düştü. 1985’te Almanya’ya gitti. Orada Birleşik Alman Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. Halk Müziği konusunda yayınlanmış “Türk Halk Kültürü ve Halk Müziği” adlı bir kitabı dışında çeşitli gazete ve dergilerde politik müzik, sanat konularında yayınlanmış çok sayıda yazıları vardır.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Yolculuk Blog