Bizimle İletişime Geç

Sınıfsal Bakış

Guantanamo gibi… | Sınıfsal Bakış

Zalim zalime benzer

15 yıldır AKP eliyle adım adım örgütlenmekte olan rejim, açık faşist bir nitelik kazanmış, ortaya 12 Eylül veya 12 Mart gibi darbeci bir iktidar çıkmıştır. Mevcut veriler, ülkeye artık kalıcı bir darbe ikliminin hâkim kılınmak istendiğini gösteriyor.

Darbelerin temel/sınıfsal niteliği, sermayenin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, koşulların sermayenin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesini gerektirir. Bu bağlamda Erdoğan’la ifadesini bulan uygulamalar, tutturulan kutuplaştırıcı dil ve izlenen politikalar, Erdoğan’ın şahsına/mizacına dair ipuçları verse de kimi uygulama noktalarında bunu gözlemleyebilsek de son tahlilde olgunun özünü temel çelişmeye bağlı baş çelişme belirlemektedir. Diğer bir ifadeyle halkla egemen sınıflar arasındaki çelişme, iktidarın aktüel görevlerini, dolayısıyla da baskı ve zor araçlarına başvurma oranını tayin etmektedir. İşte Erdoğan’ın “OHAL’i biz iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifade ederek anında müdahale ediyoruz” biçimindeki ifadesi tam da bu anlamda yerine oturuyor. Benzer şekilde, 12 Eylül sürecinde olduğu gibi hapishaneler için tek tip elbise önerisi getirmesi ve bunu Guantanamo’dan esinlenerek yapması, sınıfsal kimliğin, 12 Eylül darbecilerinden ABD’ye oradan bugünün sivil darbecilerine kadar nasıl örtüştüğünü, zalimin zalime nasıl benzediğini gösteriyor.

İlgili:  Erdoğan: Suudi Arabistan'ın yanındayız, Musul sünnilerindir

Tek tip yalnızca bir elbise değildir

Baskı ve sömürüye dayalı düzenin devamını sağlamak üzere teşkilatlanmış iktidarların, devrimcileri tecrit ederek teslim alma saldırısının en özel alanlarından biri olan hapishanelerde F tipi aşamasına gelinmiş durumda. Bu aşamanın iktidar güçleri tarafından ne ifade ettiğini anlamak, bir yanıyla da adım adım uygulanan tecridin dünden bugüne geçtiği aşamaları, bundan ne amaçlandığını bilmeyi gerektiriyor.

12 Eylül döneminde hapishaneler, birer deneme laboratuarı ve işkence merkezi olarak kullanıldı. O süreçte başvurulan tek tip elbise dayatması, devrimci tutsakları kimliksizleştirmeyi, değerlerinden koparmayı, ehlileştirip teslim almayı amaçlamıştır.
Tek tipin, bir elbise olmaktan öte işlevi vardı. Buna göre tutsak, politik bir kişilik değil bir “asker”dir. Bu nedenle bunu somutlayacak bir elbise giymeli, oradaki erler dahil tüm askerlere “komutanım” diye hitap etmeli, milliyetçi marş ve sloganlar eşliğinde askeri yaptırımlarla yeniden biçimlendirilmelidir.

Bilindiği veya tahmin edilebileceği gibi tek tip elbise dayatması, işkence eşliğinde ve iç çamaşırı dışında hemen tüm elbiselere el konularak (böyle yapıldığında giymeye mecbur kalınacağı beklentisiyle) uygulandı. Öyle ki o süreçte mahkemelere tek tip elbise giymeden çıkılamadığı için yargılamaların çoğu tutsakların gıyabında gerçekleşti. Ancak devrimci tutsaklar tüm dayatmalara rağmen çeşitli direniş yöntemleriyle bu kişiliksizleştirici saldırıyı püskürttü, uygulanamaz hale getirdi.

İlgili:  Ensar Vakfı, Manisa'da 'yaz okulu' açıyor!

Guantanamo gibi…

Bugün artık ülkenin bir cehenneme, devlet örgütlenmesinin ise bir Nazi modeline dönüşmüş olduğu bu koşullarda, fiili başkanın ağzından dökülen öneriler “Guantanamo gibi” oluyor.

F’nin faşizmle özdeş anlamlar içerdiği, tecritle ilintisinin yanında ülkenin bir F tipi hapishaneye çevrilmesi anlamına geldiği veya ülke insanını tek tip bir yaşama hapsetmek üzere planlama yapıldığı, uzun süredir genelde ezilenler özelde muhalif kesimler tarafından bilinmektedir.

Tek tip saldırısının Cemaat’le ilişkili tutsaklara uygulanacakmış gibi dillendirilmesi işin özünü değiştirmiyor. Çünkü bu, sınıfsal bir saldırıdır. Ve tüm diğer işkenceler, uygulamaya konulan faşist yasa ve yönetmelikler gibi son tahlilde gelip devrimcileri yani uygulayıcının sınıf karşıtlarını hedef alacaktır. AKP/Saray iktidarı ve Cemaat bugün çatışıyor konumda olsalar da son tahlilde aynı sınıfın farklı zeminlerdeki güçleridir. Saldırının doğru okunması için bu özgün/dönemsel çatışmanın etkisinde kalmadan veya onu bir ölçü kabul etmeden saldırının sınıfsal özü görülmelidir.

Tek tipleştirme özünde bir çeşit asimilasyondur; değerlerinden soyutlama, yalıtma ve ehlileştirmedir. Faşizm, kişiliksiz-niteliksiz, farklarında ve değerlerinde ısrarcı olmayan bireyler ister. Tek tip elbise, bu amaçla yapılan saldırılardan sadece biridir. Bu bağlamda tek tip elbisenin bugün Guantanamo ile beraber anılması bir tesadüf değildir. Guantanamo, bilimin imkânlarının işkence için kullanıldığı bir CIA merkezidir.

İlgili:  Korgeneral Zekai Aksakallı ve 10 general istifa dilekçesi verdi

Artık tüm dünyaca bilinen bir gerçekliktir; ABD, Guantanamo üssüne taşıdığı savaş esirlerinin ellerine eldiven giydirerek kelepçeler, ağızlarını kapatır, duymayı engelleyen kulaklık takar, görmeyi bulanıklaştıran opak camlı gözlük takar, doğal ortamdan tümüyle tecrit eden giysiler giydirir ve diz çöker durumda tutar. Bu, işkencenin dönemin zorbaları tarafından nasıl geliştirildiğinin somut örneklerinden biridir. Erdoğan, bu gerçekliği bilmiyor olamaz. Tersine, 15 yıldır olduğu gibi bugün de her türlü direnişi ve itiraz potansiyelini bastırma, tutsakları kişiliksizleştirme amacı güden ve bir korku imparatorluğu yaratarak sermayenin tüm dileklerini harfiyen yerine getirmekten sorumlu olan AKP/Saray iktidarı, dünden bugüne devraldığı faşist saldırı birikimini güncelleyerek uygulama amacındadır.

Ne var ki bir YSK atraksiyonuyla kazandığı referandumdan aldığı güçle diktatörlüğe hızlı ısınan Erdoğan’ın bu hesabı, benzer tüm hesaplar gibi devrimci tutsakların bedenlerinin tek tip elbiseye, iradesinin de F tipi hücreye sığdırılamayacağı gerçeğini ıskalamakta, kendi sınıfsal nitelikleri olan teslimiyet eğilimini, değerlerini çıkara tahvile etme ve kişiliksizlik özelliklerini devrimci zeminlerde boşuna aramaktadır. Bugün Nuriye ve Semih’in direniş halindeki iradesi bunun en somut örneğidir.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Sınıfsal Bakış