Bizimle İletişime Geç

Politika

HDP’li Yıldırım: Kürtlerin oyunun ‘evet’e kaydığı manipülasyondur

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında 16 Nisan referandumu üzerine değerlendirmelerde bulundu

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında 16 Nisan referandumu üzerine değerlendirmelerde bulundu. HDP’nin ve Kürtlerin oylarının ‘evet’e kaydığı yönündeki iddiaların manipülasyondan ibaret olduğunu ifade eden Yıldırım, HDP’nin 1 Kasım’daki oylarının yüzde 99’unu koruduğunu, yüzde 1’lik kaybın da bölgeye atanan on binlerce güvenlik görevlisi ve yapılan ağır baskıdan kaynaklandığını ifade etti. Yıldırım, AKP’nin oylarınınsa 7 Haziran’daki oranlara düştüğünü söyledi.

Gündeminde 64. gününde sonlanan cezaevlerindeki açlık grevleri de olan Yıldırım, şöyle konuştu: “Cezaevlerindeki problemler ülkenin kanayan yarası haline geldi. Bu sebeple, 300’e yakın tutuklu ve hükümlünün başladığı açlık grevi dün sonlandı. Tutuklu ve hükümlülerin yasalarca, uluslararası sözleşmelerle garantiye alınmış hakları vardır. Bu, onların siyasi kimliklerinden bağımsızdır.

Son birkaç gündür sıklıkla, İsrail’de tutuklu Filistinlilerin açlık grevine çıktığı haberleri yayınladı. Ona sahip çıkmak elbette çok önemli bir erdem. Ama kendi ülkesinde benzer baskılara maruz kalan 10 binlerce kişiyi görmezden gelmek duyarsızlıktır. Cezaevlerinde tam kritik aşamaya gelmişken açlık grevlerinin sonlanması önemlidir. Biz, daha ağır sonuçlar doğurmaması için çok çaba sarf ettik. Bu konuda farklı kesimlerle, cezaevi yöneticileriyle, Adalet Bakanlığıyla istişare içinde olduk. Bundan sonra da kalıcı sağlık problemleri olmaması, sağlık takipleri ve hak ihlalleri konusunda da takipçi olacağız.”

‘YSK marifetiyle hukuk skandalı’

“Referandumu sonuçlarından değil ilk gününden itibaren ele alınması gerektiğini vurgulayan yılıdırım: “Dört gün önce, cumhuriyet tarihinin en önemli sandığı kuruldu. Bu sandık, bir rejim değişikliği içeriyordu. Bu referandumun üzerine düşen meşruiyet gölgesini 3 aşamalı ele alıyoruz. Birincisi, Anayasa Komisyonu ve TBMM Genel Kurulunda tartışma biçimi. Yangından mal kaçırırcasına komisyon ve genel kuruldan geçirildiği, halkla içeriğinin paylaşılmadığı, kanalların kapatıldığı bir sürece şahitlik ettik. Referandum çalışmaları saha aşamasına geldiğinde de içerik çok tartışılmadı. İkincisi, sahada propaganda çalışmaları devam ederken tarihin en büyük eşitsizliği ile karşılaşmamız. Medyada, maddi olanaklarda, kamu imkanlarının eşit tanınmaması üzerinde fırsat eşitsizliği yaşadık. Üçüncü aşama olarak 16 Nisan’da YSK marifetiyle hukuk skandalına imza atılırcasına, mühürsüz zarfların iptal gerekçesi olduğunu daha önce de tecrübe etmişken, bu kez YSK, kendi kararlarını tekzip eden bir rol oynamıştır.

İlgili:  CHP'li Muharrem İnce'den olağanüstü kurultay açıklaması: Haziranda olsa iyi olur

‘Baskı cenderesinde referandum’

Partimizin maruz kaldığı sistematik baskı, Anayasa Komisyonu ve Genel Kurul’da tartışılırken meclis grubumuzun yüzde 20’sinin tutuklu olduğu, son 6 ayda 11 bin partilimizin gözaltına alındığı, teşkilatlarımızın saldırılarla işlevsiz kılınmaya çalışıldığı bir baskı cenderesinde yaşadığımız süreç referandumun kendisiydi. Medyanın kendini partimize kapatmasını da ibretle izledik.

‘İlk dört gün, bundan sonraki günlerin habercisidir’

Israrla, seçim meydanlarında söylediklerimiz ve huzursuzluğa neden olabilecek süreci daha ilk 3-4 günde yaşadık. Çağ atlayacağımızı söyleyen Cumhurbaşkanının ve Başbakanın ilk icraatlarına dikkat çekmek istiyorum. Cumhurbaşkanı ilk açıklamasını yazılı metin üzerinden Huber Köşkünde yaptı, kapsayıcı bir dili vardı. Ama yarım saat sonra otobüsün üzerine çıktığında idam çağrıları yapmaya başladı ve toplumu kamplaştırmaktan geri durmadı. Yazılı metin yokken özüne döndü, kötülük çağrıştıran cümleler kullandı. Bir gün sonra da, Bakanlar Kurulundan OHAL tezkeresini geçirdi. 3. gün, muhalefet partilerinin 16 Nisan günü üzerine itirazlarını dile getirmeye başladığı an Meclis, AKP önerisiyle kapatıldı. Kapatılırken hiçbir gerekçe sunmadılar. Sadece yorulduklarını söylediler. Referandumla ilgi tartışmaların gündemleşmesini önlemek istediler

Biz sahada çalışma yürütürken karşımızda AKP’li bir milletvekili, yönetici görmedik. Özel savaş valileri, kaymakamları ve kolluk kuvvetleri vardı. Kendileri yorulmadı ki. Bölgedeki kaymakamlara birere aylık izin versinler. Onlar seçimi manipüle etmek, baskı kurmak için çok çalıştılar.

‘Ortaçağ’a atladık’

4. gün de diğer bir icraat, Muş Milletvekilimiz Burcu Çelik’in hukuktan yoksun gerekçelerle tutuklanması oldu. Zorla getirilen milletvekilimiz ifade alındıktan sonra serbest bırakılmalıydı. Savcı da böyle talep etmesine rağmen, mahkemenin asıl başkanı yokken başka bir hakimin başkanlık yapmasıyla tutuklama kararı alındı. Bu, hukuk garabetidir. 16 Nisan’dan sonraki şu 4 gün, bundan sonraki günlerin, yılların habercisidir. İşte çağ atlayan Türkiye. Doğru, şimdiki çağdan Ortaçağ’a doğru geriye dönük bir atlama yaşıyoruz” dedi.

İlgili:  Avcılar'da 'hayır' çalışması yapan HDP'lilere silahlı saldırı!

AKP’nin içinin fena halde karıştığını, bir zafer edası olmadığını dile getiren yıldırım: . “Kendi iç kavgalarıyla didişiyorlar, çünkü AKP 7 Haziran’daki yüzde 40’lık oy oranına geri döndü. AKP, iktidarı kaybettiği oy oranına geri döndü.

Kürtlerin ve HDP’nin oyunun ‘evet’e kaydığı iddiaları da bir başka suni gündem. İPSOS adlı araştırma şirketinin referandum sonuçları analizini gördük. İstanbul’da HDP’ye oy verenlerin yüzde 99’u hayır demiş. MHP’ye oy verenlerin yüzde 21’evet yüzde 79’u hayır demiştir.

Biz gerçeği saklamaya çalışmak özellikle de HDP’nin etkinliğinin fazla olduğu illerde bu sonucun sağlıklı olduğunu iddia edenler referandum çalışmalarının yürütüldüğü eşitsiz koşulları meşru göstermeye çalışanlardır. Bizim son 2 yıllık şiddet politikalarımız onay aldı diyorlar ya, sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği, belediyeleri kayyum atandığı yıkılan kentlerin sonuçlarına bakın:

Varto – yüzde 87
Lice – yüzde 85
Cizre – yüzde 80
Nusaybin – yüzde 79
Yüksekova – yüzde 76
Silvan – yüzde 75
Silopi – yüzde 75
Derik – yüzde 73
İdil yüzde – 72
Dargeçit – yüzde 70
Sur – yüzde 65”

Bunların tamamında kayyum atandı, tamamında sokağa çıkma yasakları ilan edildi, tamamında halk yıkım yaşadı. Ve büyük baskı ortamında seçime gidildi. Halk, sizin çökertme politikasını buruşturup çöpe attı. Biraz demokratik bir ortamda gidilseydi bölge halkı bundan daha büyük bir tokat artardı. Kalaşnikoflu poz vermeler, muhtarların çok sayıda pusulaya peş peşe evet basması gibi hileler hurdalar yapıldı. Bunlar valilerin kaymakamların gözetiminde oldu” dedi.”

İlgili:  AKP'de ilk kez 'kararsız' ibaresi: 'Kararsız AKP'li seçmen'i ikna edin

‘Muş Valisi görevden alınmalıdır’

“Kimse çamura yatmasın” diyen Muş Valisine de değinin Yıldırım şöyle konuştu: “Sen kimsin, hangi hakla siyasi bir açıklama yaparsın? Bu bile senin referandum kampanyasına müdahil olduğunun itirafıdır. Düşünün bir vali YSK’ye başvuran partilere, “Kimse çamura yatmasın” diyor. Senin nasıl toplu oy kullandırttığını iyi biliyoruz, nasıl tehditler savurduğunu iyi biliyoruz. Okuma yazma bilinmeyen yerlerde asıl yüzde 100 evet çıkardığını iyi biliyoruz. Bir devlet memuru bu kadar cüretkar açıklamalarda bulunuyor. Bu bir itiraftır. Muş Valisi derhal görevden alınmalıdır. İşte biz, bölgede referandum çalışmaları için hiç AKP milletvekili, hiç AKP yetkilisi görmedik derken bunu kast ediyoruz.

‘Karşımızda siyasi rakip olarak güvenlik güçleri vardı’

Bizim eksilen bir miktar oyumuz zorla göçe maruz kalınmasının, AKP’nin artan oyları da atanan güvenlik güçleri ve baskıların sonucudur. Karşımızda siyasi rakip olarak konumlandırılan güvenlik güçleridir. Esas AKP; 1 Kasım’dan 7 Haziran oylarına geri dönme sebebini Ankara’da, İzmir’de, Adana’da, Mersin’de, Üsküdar’da, Eyüp’te, Fatih’te arasın.”

Bölgede 12 ilde AKP’ye yüzde 90 oy verilen sandık sayısının 900’den 1.700’e çıktığını söyleyen Yıldırım: “Bu, kırsalda nasıl bir baskıyla karşı karşıya kaldığımızın açık göstergesidir. 1 Kasım’da partimiz Muş’un birçok köyünde yüzde 80 üzeri oy almışken bugün onlarca köyde sıfır hayır çıkmasını açıklayabilecek bir siyaset sosyolojisi var mı?

HDP’nin milletvekillerinin tutuklu olmasının referanduma gölge düşürdüğünü söyleyenlere de ‘günaydın’ diyeceğiz. OHAL ilk ilan edildiğinde, Suriye tezkeresi geçtiğinde, HDP’lilerin dokunulmazlıkları kaldırıldığında destek verirken düşünecektiniz” diye konuştu.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Politika