Bizimle İletişime Geç

Yolculuk Blog

Nikahı kimin kıydığı neden önemli? – Yasemin Durmaz

Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Tasarısı, kamuoyunun son günlerde çokça tartıştığı adıyla müftülere nikah yetkisi verilmesi; kadınların yıllar içinde kazanılmış haklarını, kağıt üzerinde de olsa birtakım güvenceler sağlayan kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçlıyor.

Peki, müftülere nikah yetkisini öngören yasa tasarısının Meclis’e gelmesi için AKP yıllar içinde nelere başvurdu?

AKP’nin konuya ilişkin ilk hamlesi; 2015 Mayıs ayında Anayasa Mahkemesi’nin resmi nikah kıymadan dini nikah kıyan imam ve çiftlere ceza verilmesini isteyen yasayı kaldırdı. Aynı yıl, yine AYM; bir yasa değişikliğiyle “çocukların cinsel ilişkiye rıza yaşının 15’ten 12’ye indirilmesi”nin önünü açtı.

Hepimizin bildiği gibi; ikinci ve belki de en büyük hamle; 2016 yılının Kasım ayında sokakta kadınlar tarafından durdurulan cinsel istismarı ve istismarcıyı aklayan yasa tasarısıydı. Yasa tasarısına göre; cinsel istismara uğrayan kadınlar ya da kız çocukları cinsel istismarın failleriyle evlendirilebilecekti. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a göre bu, “Küçüğün rızası ile” olacaktı. Yani AKP’li kurmaylarca televizyon ekranlarından “Ülkemizin bir gerçeği” diyerek ballandıra ballandıra anlatılan yasa ile cinsel istismar, tecavüz ve tecavüze uğrayan kız çocuklarının tecavüz failleriyle evlendirilmesi meşru kılınacaktı. Ancak kadınlar, günler süren ve kalabalık eylemlerle söz konusu tasarıyı sokakta durdurdu.

İlgili:  Güne Yolculuk: Bugün Neler Oldu? | 24 Ağustos 2016

Şimdi ise yine “Ülkemizin bir gerçeği” denilerek ballandıra ballandıra anlatılan; hatta bir kesim için “Ne var bunda, isteyen nikahını belediye görevlisine kıydırsın” naifliğinde sunulan yasa tasarısının tecavüzün ve çocukların zorla evlendirilmesinin “dini referanslarla” bir tür cezasızlık hatta onaylanmaya tabi tutulmasını görüyoruz.

Neyi kapsıyor?

Söz konusu tasarı, nikah yetkisini müftülüklere veriyor. Bunun sebebi olarak da nikah için yapılan başvuruların çok olması ve buna daha hızlı cevap vermek gerektiği söyleniyor. Ancak nasıl bir yoğunluk olduğu; bunun somut verileri herhangi bir şekilde açıklanmıyor.

Nikah yetkisindeki en önemli söylentilerden birisi de müftülerin nikah yetkisini “yoğunluğu” gerekçe göstererek imama devretmesi ihtimali. Müftülerin, iş yoğunluğu sebebiyle imamlara devredeceği nikah yetkisinin şöyle olabileceği söyleniyor:

* Köyde, küçük beldelerde, kırsalda/taşrada yaşayıp müftü nikâhı isteyenlerin taleplerinin tümünün karşılanması zor.
* Müftünün sorumluluk sahasındaki geniş il sınırları, ulaşım, terör bölgelerinde güvenliğinin sağlanması gibi gerekçelerle her nikâha gidebilmesi, yetişebilmesi mümkün değil
* Müftü nikâhına erişebilmenin maddi koşullarının (ne kadar ücret alacaklarının) belirlenmesi gerekiyor. Teşvik edici olacak ve suistimalleri önleyecek bir uygulama getirilecek.
* Müftülerin yoğun talep karşısında yapacakları tercihler eşitsizlik tartışmalarına yol açabilecek.

İlgili:  HDP'li Sarıyıldız'dan milletvekilliğinin düşürülmesi kararı üzerine ilk açıklama!

Tasarının bir başka önemli tarafı ise “sağlık takibi dışında doğan çocukların Nüfus Müdürlükleri’ne bildirilmesi zorunluluğu”nun ortadan kaldırılacak olması oldu. Yani her gün bir başka cinsel istismarla gündeme gelen vakıfla protokol imzalayan devlet; çocuk istismarını önlemek şöyle dursun; bunun önünü açan bir uygulamayla karşımıza çıkıyor. Sağlık takibi dışında doğan çocukların Nüfus Müdürlükleri’ne sözlü beyanının önü, bu yasa tasarısıyla açılmış oluyor.

Neden istemiyoruz?

Birincisi, AKP’liler tarafından boşanmaların ve kadınların aile dışında da var olabilmelerinin en büyük “müsebbibi” Medeni Kanun olarak görülürken; Medeni Kanun’a bu tasarıyla büyük bir darbe indirilmiş olacak.

Evlenmek için dini kurumların adres gösterildiği bir yasanın; boşanmak için de aynı dini kurumu adres göstermeyeceğini bilmiyoruz. Bu, kimsenin şaşıracağı bir “AKP çılgınlığı” olmaz. Belediyeler tarafından kıyılan nikahın denetlenmesi İçişleri Bakanlığı’na bağlıyken, bir dini kurumun kıydığı nikahın hangi kurum tarafından denetleneceği ise meçhul. Yani bütün olarak kadınların evlilik, miras ve boşanma hakları konusunda “dini referanslara dayanan” ciddi bir saldırıyla karşı karşıyayız.

Nüfus hizmetlerinin Sünni Müslümanlığın temsilcisi bir kuruma verilmesi de ayrıca bir ayrımcılığı da beraberinde getirecek.

İlgili:  Güne Yolculuk: Bugün Neler Oldu? | 27 Temmuz 2016

AKP eliyle dini referanslara dayalı olarak yaratılan yeni Türkiye tablosunun tamamına baktığımızda ise; nikahı kimin kıydığının simgesel olması dışında çok daha büyük bir önemi var. Bilimsellikten uzak; “cihat”la bezenmiş müfredatlar; her gün bir başka gerici saldırı; bu tasarının AKP açısından ne tür bir yere tekabül ettiğini de kanıtlar nitelikte. Başta bahsettiğimiz Medeni Kanun’un kadınlara verdiği ve hatta pek çok açıdan eleştirebileceğimiz hakları dahi tırpanlayan bu tasarı; AKP’nin kadınlara dönük en büyük saldırılarından biri olarak değerlendirilmeli.

AKP’nin bütün kritik aşamalarda saldırılarını yönelttiği kadınlar ise bu kez her zamankinden daha büyük bir inatla, kazanılmış haklarını kaybetmemek konusunda mücadele edecekler. Sokakta durdurduğumuz pek çok saldırı gibi, bu saldırı da kadınların güçlü birlikteliğiyle durdurulacak.

*Bu yazı, ilk olarak Yolculuk gazetesinin 18. sayısında yayımlanmıştır.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Yolculuk Blog