Bizimle İletişime Geç

Dünya

SÖYLEŞİ | Hasan Tahrawi: Hamas’ın adımı Filistin halkı için olumlu değil

Al Manar TV Türkiye temsilcisi Hasan Tahrawi ile Hamas’ın siyasi program değişikliğini ve Filistinli Esirler Günü’nde işgal devleti zindanlarındaki 1600 Filistinli direnişçi tarafından başlatılan açlık grevini konuştuk

Filistin mücadelesinde son zamanlarda yaşanan başlıca gelişmelerden ‘ın siyasi program değişikliği ve Filistinli Esirler Günü’nde işgal devleti zindanlarındaki 1600 Filistinli direnişçi tarafından başlatılan konularını Al Manar TV Türkiye temsilcisi ile konuştuğumuz söyleşiyi okurlarımıza sunuyoruz.

Yolculuk: Hamas 1988 tüzüğünü neden değiştirdi? Başlıca ’67 sınırlarının tanınması’ ‘İhvan ile resmi bağın koparılması’ ve ‘mücadelenin Yahudilere değil de işgalcilere karşı yürütülmesi’ yönündeki revizyonlar, iç ve dış dinamikler bağlamında ne anlama geliyor?

Hasan Tahrawi: Öncelikle Hamas’ın siyaset belgesi değişimini zamansız bir açıklama olarak buluyorum. Ve içeriğinin çok tehlikeli olduğunu da. Neden mi? Çünkü bu belge değişikliği Filistin halkının ya da Hamas’ın çıkarları için değil, dış güçlerin istekleri doğrultusunda düzenlendi. İkincisi, Hamas’ın 30 yıllık tarihine bakılırsa bu metin değişikliği bir ‘geri adım’ olarak değerlendirilebilir, çünkü 1988 yılındaki ilk çıkış bildirgesinde, tüm Filistin topraklarının kurtarılması için yola çıkarak İsrail’in canını yakan operasyonlara imza atmış bir örgütten gelinen noktada artık FKÖ’nün yürüdüğü yoldan gidildiğini görüyoruz.

Belki bu metinde bazı olumlu sayılabilecek değişimler de olabilir. Mesela İhvan’dan ayrılma yönündeki değişiklik ve Filistin’in islam vakfına ait topraklar değil, Filistin halkına ait topraklar olduğu yönündeki değişiklik gibi. Ancak genel olarak yeni belge, dış güçlerin istekleri doğrultusunda atılan bir adım. Sadece demeyeyim, Batı Avrupa ülkeleri ile özellikle Tony Blair’in istekleri sanki metne harfiyen yerleştirilmiş gibi. Birkaç yıl önce zaten Halid Meşal, Doha’da Tony Blair ile birkaç görüşme yapmıştı ve bu biliniyor.

Hamas, AB nezdinde daha şirin görünmek amacıyla bir adım attı. Filistin halkı için iyi bir adım olduğunu söyleyemem çünkü bu adım Hamas’ın neler yapmayı düşündüğünü de yansıtıyor. Belki metin içerisinde ‘İsrail’i tanımak’ gibi bir cümle yok ama ‘67 sınırları içinde bir Filistin devletini kabul etmek’ demek ya İsrail devletini kabul etmek ya da ‘iki devletli çözüm’ü kabul etmek anlama geliyor. Bu çok tehlikeli bir şey. Hamas bunu böyle kabul etmiyor olabilir. Ama bu belgede attıkları adımla, bundan sonra atacakları adımlar net olarak gösteriliyor.

İlgili:  Rusya'dan Halep açıklaması: Batı, El Nusra'ya yardım ediyor

Yolculuk: Doha’da deklare edilen tüzük değişikliği, işlevsiz ama uluslararası alanda tanınan FKÖ’ye yakınlaşma hamlesi olarak da yorumlanıyor. Yeni bildirinin Filistin mücadelesini bölgesel ve küresel aktörlere bağımlı kılan şartlarla nasıl bir ilişkisi kurulabilir?

Hasan Tahrawi: Bu belgede FKÖ’ye teorik bir yakınlaşmadan bahsedilebilir. Hatırlarsak FKÖ, 1974’te geçici bir çözüm olarak kabul edilmişti. Hamas ile FKÖ arasında belki bu yönde bir yakınlaşma olabilir. Ama Hamas’ın FKÖ’ye katılması türünden bir yakınlaşma öyle kolay değil. Daha önce özellikle Hartum’da anlaşmaya çok yaklaşılmışken başarılamadı. Ayrıca Kahire’de yine benzer görüşmeler yapıldı ama olmadı. Asıl sorunun Hamas ile ’in aynı anlayışı sahiplenmesinden kaynaklandığını görebiliyoruz.

El Fetih, FKÖ içerisinde ve FKÖ’nün kurumlarında “yarısı artı bir” mantığıyla davranıyor.  Yani söz sahibi olmak adına “yönetimin yarısı artı bir” elde tutulmak isteniyor. Hamas da aynı düşünceyle yönetimi El Fetih ile paylaşmak istediğinden bir yere varmak çok zor. Bu düşünce değişmezse teorik yakınlaşmanın pratikte karşılık bulması gerçekten zor. Asıl sorunumuz bu, yani Filistin mücadelesinin yediği en ağır darbe, Hamas-El Fetih ayılığı. Ama yine de yeni bir kurtuluş programıyla tüm Filistinli grupların ve örgütlerin anlaştığı yeni bir FKÖ’yü umut ediyoruz. Genel olarak ve sol gruplar bunun mücadelesini yürütüyor. Hamas ile El Fetih paylaştıkları ortak anlayışı terk etmedikçe umut azalıyor.

İlgili:  'AKP, vize krizinin birkaç gün içinde çözülmesini bekliyor'

Yolculuk: Hizbullah ‘topraktan vazgeçen bir direnişi tanımıyoruz’ şeklinde net bir yorumda bulundu. Bu tüzük değişiminin ardından hem Direniş Ekseni nin hem de NATO-Körfez ittifakının Filistin siyasetine yaklaşımında gelecek süreçte neler olabilir?

Hasan Tahrawi: Hizbullah’ın açıklaması gerçekten net. Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Naim Kasım, açık ve net olarak atılan bu adımı kabul etmedi. Hizbullah ve pek çok kesim, bu belgeden de ziyade Hamas’ın atmak istediği adımlardan çekiniyorlar. Çünkü yeni bildiriyle vücut bulan bazı eğilimler, yeni bildiriden çok önce baş göstermişti.

İran, Suriye, Hizbullah ve Direniş Ekseni’nden uzaklaşıldı. Hamas’ın girdiği bu yol, Halid Meşal’in Suriye’den çıkışıyla belli olmuştu, o da Körfez gericiliği. Açıklamalara bakıldığında Mahmud Zahar İran’a yakın, İsmail Haniye ılımlı, Halid Meşal ise bambaşka. Hamas adeta “ne Direniş Ekseni’nde ne de diğer taraftayız, herkesle görüşüyoruz ve ortadayız” demeye getiriyor. Ama bu da pek mümkün bir şey değil. Ya oradasın ya burada. “Bir ayağım o eksende, bir ayağım bu eksende” olmaz.

Hamas gelecekte nerede olduğunu belli edecek, etmek zorunda kalacak. Tahminim , Katar ve AB ile ilişkinin kolay olmayacağı yönünde. Çünkü bunların ne Filistin’e ne de Hamas’a verecekleri bir şey yok. Olsa El Fetih’e ve Mahmud Abbas yönetimine verirlerdi. Onların istediği şey Filistin mücadelesini ‘ucuza kapatmak’, silahlı kurtuluş mücadelesini sıfırlamak. Bu istekler doğrultusunda kurulacak bir Filistin devletinin Hamas liderliği kabul edecek olsa bile Hamas taraftarlarınca kabul edileceğini hiç sanmıyorum.

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal’in, bir süre önce Katar’ın başkenti Doha’da düzenlediği basın toplantısında kamuoyuyla yeni siyaset belgesini paylaştı.

Yolculuk: Filistin’de daimi önderlik sorunu, işgal rejiminin saldırılarının artması ve Filistin Yönetimi’nin ‘güvenlik işbirliği’ politikaları doğrultusunda 1600 Filistinli esir birleşik açlık grevine başladı. Filistin mücadelesinin mevcut liderlerinin de dahil olduğu bu direniş nasıl değerlendirilebilir, sonuçları neler olabilir?

Hasan Tahrawi: Filistinli esirlerin “Özgürlük ve Onur Direnişi” adını verdikleri açlık grevi direnişinde bugün itibariyle bir ay oldu. Devam eden bu grevin talepleri basit aslında. Normal bir tutuklu olabilmek, TV seyredebilmek, aileleriyle görüşebilmek gibi. Geri alınmış haklarını geri almak istiyorlar. Önemli olan mesele bu açlık grevinin toplu açlık grevi olması. Muhammed el Kik ve Bilal Kayed gibi isimlerde de gördüğümüz ve bu sefer El Fetih liderlerinden Mervan Barguti’nin başlattığı bu direniş Filistin davasının dönüm noktalarından biri bile olabilir çünkü direnişçilerin beklentileri Filistin halkını ve örgütleri sokağa çıkarmak. Bu oluyor ancak henüz istenilen seviyede değil.

İlgili:  Çin benzinli araç satışını yasaklıyor

Mervan Barguti’nin son açıklamalarında önemli bir satır vardı birkaç gün evvel. Hamas ve El Fetih’den açık olarak önderlik sorununu çözmeleri isteniyor. Yalnızca kişisel haklar ya da esir hakları amacıyla yürütülen bir direniş değil yani. Zaten Filistin halkının öz talepleri olan bu talepleri, Mervan Barguti ve Ahmad Saadat gibi Filistin halkının gerçek önderleri seslendiriyor ki daha evvel “Esirlerin Belgesi” olarak bilinen ve Filistinli esirlerin tartışmaları sonucu kaleme alınan bir metin ile Hamas ile El Fetih’in arası bulunmuştu. Dolayısıyla bu direnişten önemli sonuçlar çıkmasını ve Filistin mücadelesini doğru raya oturtmasını bekliyoruz.

Dışarıda Filistin halkının dostlarının da bu direnişle birlikte harekete geçtiğini görüyoruz. Avrupa sokaklarında gün aşırı destek eylemleri gerçekleşiyor ve bunlar önemli. Esirler, bir aydır sürdürdükleri direnişi sürdürmeye devam edecekler ve kazanacaklar.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Dünya