Bizimle İletişime Geç

Üniversite

SÖYLEŞİ | Yıldız Savunması: Erdoğan Yıldız’ın tarihiyle hesaplaşıyor, üniversitemizi kolay vermeyeceğiz!

Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nün Cumhurbaşkanlığı’na tahsis edilmesi yönündeki gayrihukuki ve fiili durumu Yıldız Savunması’ndan Ekin Can Alıcı ve Nida Kaya Yolculuk’a değerlendirdi

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Beşiktaş Kampüsü’nün Erdoğan’ın isteği doğrultusunda “cumhurbaşkanlığı ofisi”ne dönüştürülmek üzere tahliye edileceği bir süredir sıklıkla dillendiriliyor. Tayyip Erdoğan’ın 21 Mayıs 2015 tarihinde katıldığı bir televizyon programında ilk kez alenen “Biz onların çıkmasını istiyoruz. Tamamen çıksınlar ve orası tamamıyla Cumhurbaşkanlığı’na ait bir yer haline gelsin. Ve orayı Cumhurbaşkanlığı İstanbul’da kendisi ayrıca değerlendirsin istiyoruz” sözleriyle ifade etmesinin ardından fiili olarak yaratılan sürecin ilk adımları atıldı. Bu kapsamda herhangi bir resmi karar olmaksızın ile özdeşleşen Mimarlık Fakültesi, tarihi binası ve Çukur Saray için “Acil boşaltın” talimatı verildi.

Mimarlık Fakültesi için yer bulunamadığı gerekçesiyle taşınma takviminin 1-2 ay kadar erteleneceği öngörülürken, Çukur Saray ve tarihi Rektörlük binası için tahliye çalışmaları başladı bile…

Yıldız Kampüsü’nün Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesinde kalması talebi doğrultusunda 2015 yılında oluşturulan , önceki gün düzenlediği kitlesel forum-eylem etkinliğiyle, bu talebin yalnızca dar bir grubunun değil öğretim üyesi ve üniversite emekçisiyle topyekun bir üniversite talebi olduğunu gösterdi.

Yıldız Kampüsü’nün hızla tahliyesi gündeminde aynı zamanda Yıldız Savunması’nda çalışmalar yürüten Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi 2. sınıf öğrencisi ve Elektronik Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi  Yolculuk’a konuştu.

Ekin Can ve Nida, Tayyip Erdoğan’ın Yıldız Kampüsü’ne yönelik inadının Topçu Kışlası-Gezi Parkı projesi ile benzerliklerine dikkat çekerek, asıl hesaplaşmanın Yıldız Teknik Üniversitesi’nin aydınlanmacı ve ilerici tarihsel birikimine yönelik olduğunu vurguladı.


Yolculuk: Yıldız Savunması nedir, hangi talep doğrultusunda kuruldu? 

Ekin Can Alıcı: Tayyip Erdoğan’ın 2016 yılının Mayıs ayında katıldığı televizyon programında Yıldız Kampüsü’nün “cumhurbaşkanlığı ofisi”ne tahsis edileceği yönünde yaptığı açıklama, Yıldız Savunması’nın kurulmasının ilk adımıdır. Bu doğrultuda önce “Yıldız Külliye Olmayacak” başlıklı bir imza kampanyası düzenledik ve yaklaşık 11 bin imza topladık.

Nida Kaya: Toplanan binlerce imza binlerce aynı talep demekti aslında. Biz de Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri olarak Yıldız Kampüsü’nün üniversite olarak kalmasını temel talep olarak belirleyen ve kent-üniversite ilişkisini temel alan bir yatay örgütlenme-forum olarak Yıldız Savunması’nın kurulması kararını aldık. İlk eylemimizi de 25 Kasım 2015’te Yıldız Ana Kapı’da yaptık. O tarihten bu yana bilfiil forumlar, eylemler ve görüşmelere devam ediyoruz. Bunların bizce en dikkat çekeni, 2015 Haziran ayında Mimarlık Fakültesi’nde yaptığımız şenlik ve çağrısını “Kitabını al gel” sloganı ile yaptığımız üniversiteyi terk etmeme eylemiydi.

İlgili:  TÜBİTAK-Diyanet işbirliği: İmsak tartışması kalkacakmış!

Ekin Can Alıcı: Yani diyebiliriz ki Erdoğan’ın açıklamalarıyla başlayan süreçten bu yana Yıldız Savunması, dönem dönem yükselen dönem dönem de sakinleyen bir tempoyla Yıldız Kampüsü’nün yerinde kalması öncelikli olmak üzere üniversiter alanın kendisine yönelik (yemekhane zamları, paralı ringler) talepleri olan ve mücadele eden bir üniversite örgütü.

Yolculuk: Mimarlık Fakültesi, tarihi Rektörlük binası ve Çukur Saray’a yönelik “Acil boşaltın” kararı sonrası Yıldız Savunması ikinci bir kuruluş çağrısı yaptı. Bunun diğerinden farkı neydi?

Ekin Can Alıcı: Gündem daha yakıcı hale geldi. Kurulduğumuz 2015 yılında tek gündemimiz İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nin “geçici olarak” taşınıp taşınmaması tartışmasıydı. Aradan geçen iki senede aslında taşınmanın geçici değil, temelli olduğunu gördük. Şimdi de yine geçici olduğu söylenen ve “restorasyon” bahanesinin önümüze sunulduğu Mimarlık, Makine ve Gemi İnşaatı Fakültesi’nin taşınması ve tarihi Rektörlük binası ve Çukur Saray’ın ise hali hazırda tahliye edildiği bir süreçle karşı karşıyayız.

Nida Kaya: Erdoğan’ın açıklamalarının üzerinden geçen iki senede okulda herhangi bir taşınma faaliyeti ya da restorasyon çalışmasının olmaması okul özelinde meseleyi soğuttu. Ancak özellikle bu sene başından itibaren Mimarlık Fakültesi özelinde taşınma meselesi bir dedikodular evreni üzerinden dönüyor. “Nereye taşınacağız”, “Külliye mi olacak”, “Tayyip Erdoğan kendisine saray mı yapacak?”, tüm bu spekülasyonlara Rektörlük tarafından yapılan herhangi bir açıklama yapılmaması öğrencilerin açıklama talep etmesini gerektiren bir süreci doğurdu. İkinci kuruluş çağrımız biraz da buradan gelişti.

‘Üniversite yönetimi görüşmeleri Cumhurbaşkanlığı ile yürütüyor’

Yolculuk: Yıldız Kampüsü için şu anda somut hukuki-fiili durum nedir, öğrencilere ne aktarılıyor?

Ekin Can Alıcı: Önceki gün Yıldız Savunması’nın çağrısıyla düzenlenen kitlesel “Yıldız’ı savunacağız” forum-eylem etkinliğimize üniversite Genel Sekreteri Doç. Dr. Yavuz Erişen de katıldı. Genel sekreterin aktardığına göre, Yıldız Kampüsü’nün bir teslim durumu yok, “restorasyon” olarak üniversiteye söylendiği ve 15 yıllık bir restorasyon programının öngörüldüğünü belirtti. Ama 15 yıl sonra ne olacağını onlar da bilmiyorlar.

Nida Kaya: Kendi iddialarına göre sadece Yıldız Kampüsü’nün arka tarafında bulunan köşkler bölgesinde bir restorasyon faaliyetine başlanmasını talep etmişler. Ama bu konuya dair olumlu bir yanıt alınamamış, yani üniversite yönetiminin bu teklifi ciddiye alınmamış.

Ekin Can Alıcı: Sürecin işletilmesi anlamında gayrihukuki bir durum var. Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nün üzerinde bulunduğu alan Milli Emlak’a ait. Ancak üniversite yönetimi, okul arazisinin içinde yer alan köşkler ve diğer tarihi alanlar için Milli Emlak ya da Anıtlar Kurulu ile değil, Cumhurbaşkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile bir görüşme yapıyor. Bu açıkça kanuna aykırı ve usulsuz bir durumdur.

İlgili:  Levent Dölek’ten Adana’da tutuklanan üniversitelilere destek

Nida Kaya: Ellerine gelen yazılı bir karar da yok. Kendi söyledikleri kadarıyla “Boşaltın” diye gelen yazılı bir emir yok. Bizim kafamız bu anlamda karışık: Bir yere “Boşaltın” diye yazı gelmeden bir kamu kurumu nasıl boşaltılır?

‘Erdoğan’ın Gezi Parkı inadı ile benzerlikleri var’

Yolculuk: Yıldız Kampüsü’nün Cumhurbaşkanlığı’na tahsis edilmesi meselesinde sık sık Abdülhamit vurgusu yapılıyor. Bunun aydınlanmacı-bilimsel geleneği ortadan kaldırma ve Yeni Osmanlıcılık doğrultusunda yeni bir kentsel kimlik yaratma hamlesi olduğu söylenebilir mi?

Ekin Can Alıcı: Tayyip Erdoğan’ın Taksim Meydanı’na cami, Gezi Parkı ve Topçu Kışlası inadı ile Yıldız Kampüsü’ne yönelik külliye projesi arasında bir benzerlik var. Yıldız Kampüsü’nü de bugün içine alan bölge, Abdülhamit döneminde (1908 yılına kadar) istibdadın merkezi olarak görülen bir yer. Ancak 1908 yılında bir biçimiyle meşrutiyet ilan edildikten sonra yaşanan kısmi özgürleşme döneminde 1911 yılına kadar burası İttihat Terakki tarafından aydınlanma şiarıyla üniversite haline getiriliyor. Yani, Yıldız Teknik Üniversitesi aydınlanmacı gelenek tarafından oluşturulan bir bilimsel kurum.

Nida Kaya: Tayyip Erdoğan’ın ısrarı aslında onların Abdülhamit sevgisi ve istibdad dönemine yapılan vurguyla yakından ilgili. Burayı yeniden Osmanlı-İslam vurgusunun önde olduğu bir kentsel simge haline getirmek istiyorlar. Nasıl ki Topçu Kışlası projesi ile asıl amaç 1908 ve 1923 ile hesaplaşmak ve “Biz buradayız” demek ise, Yıldız örneğinde de benzer tarihsel kopuş noktalarıyla hesaplaşmanın gayreti var. Bu anlamda ve Tayyip Erdoğan’ın istibdad dönemini yeniden bu kentsel mekan üzerinden kurmak amacında olduğu rahatlıkla ifade edilebilir.

Ekin Can Alıcı: Yıldız’ın külliyeye dönüştürülmesi bilimsel ve aydınlanmacı eğitimin ortadan kaldırılması kavgası ve bu aydınlanmacı gelenekle inşa edilen Yıldızlı kimliğinin yok edilmesi ile yakından ilgili. Son 10-15 yılda her ne kadar bu kimliğin bir miktar aşındığı tespitinde bulunmak mümkünse de Yıldız bu anlamda çok önemli bir tarihsel geleneğe sahip. Bizim derdimiz asıl olarak bu tarihsel geleneğe sahip çıkmak ve onu yeniden kurmak.

‘Bu ölçüsüzlükle yarın ‘Davutpaşa’dan da çıkın’ diyebilirler’

Yolculuk: Bugün aslında sadece Yıldız Teknik Üniversitesi değil, aralarında üniversitelerin de olduğu çok sayıda kentsel mekan AKP’nin neoliberal ve gerici saldırı tehdidi altında. Yıldız Kampüsü için yaratılan fiili durumun yarın başka kentsel hafıza mekanlarında yaşanmayacağının da garantisi verilemez bu haliyle…

İlgili:  AKP referanduma sayılı günler kala tutuştu: MHP'ye 'hükümet' kıyağı

Ekin Can Alıcı: Aslında dediğiniz şey çok doğru. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin sadece bugün saldırı tehdidi altında olan Yıldız Kampüsü değil, Davutpaşa Kampüsü de başka toplumsal gruplar için bir hafıza mekanı. Örneğin, Topçu Kışlası’nda 7 İttihatçı asılırken, aynı şekilde 6 İttihatçı da Davutpaşa Orta Bahçe’de asılıyor. Yani bir vadede Davutpaşa Kampüsü’ne de o tarihsel miras noktasında el koyabilirler. Burada demek istediğim şey şu, saldırılar o kadar gayrihukuki ve ölçüsüz ki Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Davutpaşa’dan yarın taşınacak olması sanırım fazla şaşırtıcı olmaz.

Nida Kaya: Evet ölçüsüz, ama bizim Yıldız Savunması olarak derdimiz kör bir şekilde taşınmaya karşı olmak değil. Elbette üniversite ihtiyaç doğrultusunda ek kampüs açabilir, ihtiyaç doğrultusunda başka yerlere bina da yapabilir; ama merkez noktasını ve merkez üretim noktasını Yıldız’dan uzaklaştıramaz, bizim kırmızı çizgimiz budur. Yıldız Teknik Üniversitesi her şeyden önce 106 yıllık bir üniversite, talebimiz Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Yıldız Kampüsü ile birlikte ayakta kalması.

‘Yıldız’ı Erdoğan’a o kadar kolay vermeyeceğiz’

Yolculuk: Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Yıldız Kampüsü ile birlikte ayakta kalması için Savunma’nın nasıl bir yol haritası var?

Ekin Can Alıcı: 16 Mayıs’taki ikinci kuruluş toplantımızın ardından yüzlerce YTÜ’lü arkadaşımızın dahil olduğu iletişim ve forum grupları oluşturduk ve farklı siyasal yelpazeden arkadaşlarımızın da bu ortak talep doğrultusunda bir araya gelebildiğini gördük. Bu süreci 31 Mayıs’ta bir şenlikle devam ettireceğimizi düşünüyoruz.

Nida Kaya: Tabi burada 31 Mayıs’ın ikili bir anlamı var. toplumunun hafızasında kent hakkı mücadelesinin en önemli örneği olan Gezi Parkı direnişinin yıldönümüne getirmek istedik. İkinci olarak da üniversitede final sınavlarının bittiği bir dönem. Tüm üniversiteliler için uygun tarih olduğunu düşündük.

31 Mayıs’taki festivalimizde üniversitelilerin ürettiklerini sergileyeceği atölyeler ve akademisyenlerin katılımıyla söyleşi ve forumlar düzenlemeyi planlıyoruz. Şu anda üniversite yönetimi ile bu konuda yaptığımız görüşmeler sürüyor. Önceki gün düzenlediğimiz foruma katılan Genel Sekreter Erişen, “Biz de Yıldız Kampüsü’nden çıkmak istemiyoruz” demişti, 31 Mayıs günü yönetim kademesinin bu noktada ne derece samimi olduğunu da göreceğiz.

Ekin Can Alıcı: Şunu rahatlıkla ifade edebilirim bizler Yıldız Kampüsü’nü de Yıldızlı kimliğini de Tayyip Erdoğan’a o kadar kolay bırakmayacağız. Üniversitemizi ve aydın-ilerici Yıldız kimliğini sonuna kadar savunacağız.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Üniversite