Bizimle İletişime Geç

Yolculuk Blog

Suçun tarihselliği: İşiniz zor… – Burak Yücel

Yıllar önce okuduğum bir kitaptan oldukça etkilenmiştim. Dieter Duhm’un Kapitalizmde Korku isimli kitabını bitirince, özet sayılabilecek bir cümle çıkıvermişti ağzımdan: “Bu korkuyla yaşanmaz, işiniz zor…”

Sermayenin halk kesimleri üzerinde uyguladığı baskı ve terörün kaynağına özel mülkiyeti ve iktidarı koruma itkisini koyan Duhm, uygulanan bu terörün de egemenlere korku olarak geri döndüğünden bahseder. Ağır silahlar, koruma polisleri, eskort otomobiller, şehrin dışındaki alanlarda yüksek duvarlı evler, saraylar, çocuklarını okullarından siyah takım elbiseli adamlarla aldırmalar, zırhlı cipler, yüzlerce katlı ticaret kuleleri, özel güvenlik sistemleri… Tüm bunların altında zenginliğin getirdiği şımarıklık halinden daha çok, ezilenlerden gelecek tepkinin oluşturduğu korku olduğunu vurgular.

Yıllar sonra, okuduğum bu kitabı pratikte de sınama şansı buldum. Hepimizin malumu, memleketimiz egemenlerce işlenen suçun da, bunun karşısındaki haklı öfkenin de, halkın biriken öfkesinden doğan korkunun da fazlasıyla biriktiği bir coğrafya. Yüzyıllardır hiç durmadan biriktiği bir coğrafya hem de… Ermenilerin anayurtlarından sürülmesinden, Ensar’ın karanlık dehlizlerinde çocuk çığlıklarının boğulmasına dek yüzyıllara uzanan bir suç yelpazesi var hafızalarda. Kendini her gün yeniden üreten, tepeden aşağıya doğru yaygınlaşan, yaygınlaştıkça sıradanlaşan ve suç ortaklarını da çoğaltan bir düzenek bu. Dünden bugüne egemenlerin, sermaye sahiplerinin “, hak, hukuk, eşitlik ve özgürlük” gibi kavramlardan bunca korkmasının ardında ise bir türlü unutturulamayan bu suç zinciri var. Sadece bizim memlekette değil elbette. Dünyanın daha pek çok yerinde bu yasa işlemekte.

İlgili:  Güne Yolculuk: Bugün Neler Oldu? | 11 Ocak 2016

1922-1945 yılları arasında İtalya’yı teslim alan faşist diktatör , kendisinden önceki egemenlerce oluşturulmuş suç envanterine de iyi çalışarak yeni yöntemler katmıştı faşizmin dağarcığına. Yeni-Osmanlıcılık masallarından da tanıdık geleceği üzere, en büyük manüplasyon malzemesi; Eski Roma İmparatorluğu’nu yeniden kurma iddiasıydı. Bizim memlekette adı Osmanlı Ocakları olan paramiliter yapının çok daha gelişkin bir versiyonunu de kurmuştu: Kara Gömlekliler.

O günlerde İtalya halkının pek küçük bir kısmı inanabiliyordu zulümle ayakta duran iktidarın bir gün yenilebileceğine. Zira Mussolini ve Hitler’in faşizm bağlamındaki işbirliğinin bedelini milyonlarca insan canıyla ödemekteydi.

Günler, aylar, yıllar geçti. İkinci Paylaşım Savaşı’nın sonlarına doğru, Mussolini İtalyan partizanlarca yakalanarak hak ettiği cezaya çarptırıldı. Hitler ise daha kestirme bir yöntem seçerek intihar etti. Son tahlilde korkunun esaretine teslim oldu.

Diktatörler ve o diktatörlerin hizmet ettiği egemenler, işledikleri her suçu daha büyük bir suçla kamufle etmek zorunda hissederler kendilerini. Herhangi bir kötülüğü gizlemek için kullanılan örtünün gün geçtikçe biraz daha büyüyerek daha büyük bir suçu örtmesi gibidir bu. Ellerindeki örtünün ne zamana dek kullanılabileceğinin bir yerden sonra önemi yoktur.

İlgili:  Erdoğan'ın Waterloo'su! - Umut Özenç

2 Temmuz 93’te, yani tam yirmi dört yıl önce insanlığın en ileri değerleriyle donanmış otuz altı insanımızı diri diri yakanların 10 Ekim Ankara katliamında yüz on canımızı benzer bir vahşilikle aramızdan alması, her gün çap ve derinlik büyüten suç zincirine dair en somut örneklerden sadece biridir. İşte bugünün egemenlerinin “adalet” kavramından bu denli rahatsız olmasının ardında işledikleri suçlar bağlamındaki tarihsel devamlılık vardır.

Her yıl binlerce işçiyi öldürüp yakınlarını tekmelemek, kendi suç ortağını bir kalemde çizip kendi darbesine kılıf uydurmak, yüzlerce kadını sokak ortalarında öldürenlere ‘iyi hal’den indirim yapmak, tarikat yurtlarında binlerce çocuğun geleceğini karartmak, ‘işçiye müjde’ diyerek onları kiralanacak birer aparata dönüştürmek, Kürtlerin cenazesini dahi gömmesine izin vermemek, 13 yaşında canına kıyılan Berkin’in annesini miting meydanında yuhalatmak, işlerini isteyen eğitimcileri açlık ve ölümle terbiye etmeye çalışmak…

Ve daha sayamayacağımız birçok suçun faili olmak…

Yıllar önce okuduğum o kitaptaki cümle geldi dilimin ucuna: “Bu korkuyla yaşanmaz, işiniz zor”

Milyonların haklı nefretinin hedefi haline gelerek yaşamaya yaşamak demek de zor. Ama merak etmeyin, bir gün mutlaka siz de kurtulacaksınız bu ağır yükten. Halkların, gücünü emekten ve insanlıktan alan terazisi kurulduğunda ve tüm kötülüklerin kaynağı olan rejiminiz yerle yeksan olduğunda bu sizin de ‘kurtuluş’unuz olacak.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Yolculuk Blog