Bizimle İletişime Geç

Yolculuk Blog

‘Ya başkanlık ya işçi sınıfı’ diyenler haklı çıktı – Yağmur Başaran

‘Başkanlık’ sonrası ilk hamle işsizlik fonu yağması ve kıdem gaspı…

16 Nisan’da yapılan ve sonuçlarının büyük ölçüde şaibeli olduğu ortaya çıkan başkanlık referandumunun hemen ardından AKP/Saray rejimi, kıdem tazminatının fona devri ve işsizlik fonu yağması gibi işçi düşmanı adımları hayata geçirmeye hazırlanıyor. 15 yıldır kendi dar grubunun çıkarlarını işçi sınıfının çıkarı gibi göstermede başarılı bir hegemonya mücadelesi yürüten AKP hükümeti, kıdem tazminatının fona devrini de “işçi sınıfına reform” adı altında sunuyor. Öyle ki, 1 Kasım seçimlerinin en gözde vaatleri arasında yer alan “taşerona kadro” sözünü tutmayan, özel istihdam büroları ile işçi simsarlığını teşvik eden hükümet, emekçileri birer modern köleye dönüştürme yolundaki son yasal adımlarını atarken dahi, “İşçi için hak kaybının olmaması bizim en önemli duyarlılığımız” deme arsızlığını gösterebiliyor.

Şaibeli referandum sonrası fiilen uygulanmaya konulan “başkanlık” rejiminin emek cephesi açısından ilk adımları, kıdem tazminatının fona devri ve işsizlik fonu yağması olarak karşımızda!

‘30 gün’ ile oyaladı, ‘net maaş’tan vurdu

Referandum öncesi, işçi sınıfının patron karşısındaki en büyük güvencesi olan kıdem tazminatının fona devredileceği yönünde açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, sendikaların ve işçi sınıfının “kırmızı çizgisi”ni görünce taktik değiştirdi. Böylece bugüne kadar kıdem tazminatı tartışmalarının ana hattı olan “30 gün” tartışmasını rafa kaldırıldı, ancak tazminat hesabı yapılırken artık “brüt ücret”in yerine “net maaş” dikkate alınacak.

Buna göre, işçilerin bir yıla 30 gün kıdem şartını yerine getirmek için “işverenin yükünün” bir kısmını devletin üstlenmesi planlanıyor. Ancak, 30 günlük ücret hesabı yapılırken, yemek ve yol paraları dışarıda tutularak kıdem tazminatı aşağı çekilecek.

İlgili:  Erdoğan'ın Bursa ve Aydın'da düzenleyeceği 'Evet' mitingleri iptal edildi

Asgari ücretliye 148 liralık kıdem!

Mevcut sistemde işçiye, çalışılan her bir yıl için 30 günlük ücret karşılığı kıdem ödeniyor ve bu oran, yıllık bir brüt maaşa, aylık brüt maaşın da yüzde 8,33’üne karşılık geliyordu. Hükümet, hazırladığı ilk fon taslağında bu oranı yüzde 3’lere kadar düşürmek istedi, ancak DİSK ve hatta Türk-İş’in, “30 gün kırmızı çizgimiz” şartı üzerine bu alanı kaşımaktan vazgeçti.

“Kırmızı çizgiler”e takılmak istemeyen hükümet, yeni taslakta 30 günü sisteme koymaya hazırlanıyor, ancak bu kez 30 günlük ücret, çıplak maaştan hesaplanacak. Normal koşullarda kıdemin içinde; brüt ücret dışında işçiye yapılan yemek, yol, gıda, yakacak, gıda, eğitim gibi yardımların da yer alması gerekiyor. Yani eğer söz konusu sistem yasalaşırsa, örneğin brüt 1777 lira asgari ücretle çalışan bir işçinin fon hesabına her ay 148 lira para aktarılacak. Giydirilmiş yerine çıplak ücret dikkate alınması halinde ise işçilerin yaklaşık yüzde 30 civarında kıdem kaybına uğrayacağı hesaplanıyor.

Türkiye’de 2016 Aralık ayı verilerine göre, 6,5 milyona yakın asgari ücretli işçi olduğu düşünüldüğünde, yapılan yağmanın büyüklüğü dikkat çekiyor.

‘Sendikasız işçi’ oyunu

AKP’nin kendilerine yakın öğretim üyeleri ile hazırladığı taslak çalışmalarda, yeni kıdem fonundan sendikalı işçilerin dışarıda tutulması seçeneği de gündeme geldi. Sendikaların kabul etmesi halinde, sendikalı işçiler mevcut sistemde çalışmaya devam edecek, sendikasız işçiler ise kıdem fonuna alınacak. Böylece, herhangi bir sendikaya üye olmayan, çalıştığı işkolunda aktif sendika olmayan ya da taşeron statüsündeki işçilerin, çıplak ücretle çalıştırıldıkları için, kıdemleri hep düşük düzeyde kalacak.

İlgili:  AKP'den yeni yıl hediyesi: Memur ve işçiler daha fazla vergi ödeyecek

Patronun yükü de halkın cebinden çıkıyor

Hazırlanan taslaklara göre, aylık brüt maaşın yüzde 8.33’üne karşılık gelen ve normalde işverenden alınıp fona aktarılması gereken 148 liralık aylık kıdemin bir kısmı işverenden alınacak. Bunun için bireysel emeklilikte olduğu gibi yüzde 25 civarında devlet katkısı verilmesi ve işverenin işsizlik sigortası priminin aşağı düşürülmesi öngörülüyor. Taslak çalışmalara göre, böyle bir durumda işverenin yükünün yüzde 5,5’lere kadar düşürülebileceği hesaplanıyor.

İşçiler fonda biriken kıdem tazminatlarına 3 bin 600 gün prim ödemediği ve 15 yıllık süre dolmadığı müddetçe dokunamayacaklar. Kıdemlerinin tamamını ancak emekli olduklarında kendileri ya da öldüklerinde varisleri alabilecek. Fondaki paralar 15 yıl boyunca Hazine’nin borçlanma senetleriyle kamu bankalarında değerlendirilecek. Böylece AKP hükümeti, elinde her an kullanabileceği büyük bir kaynağa kavuşmuş olacak. Hazine desteği de işçilerin emekliliğine kadar kağıt üstünde kalacağı için, devlet bir anlamda uzun vadeli olarak borçlanmış gibi olacak.

İşten atılanın kıdem hakkı ne olacak?

Mevcut sistemde işveren, işçiyi işten çıkardığında kıdem tazminatı ödemekle yükümlüydü ve bu durum, işçinin patron karşısındaki en büyük güvencelerinin başında geliyordu. Ancak yeni sistemde kıdem tazminatı için hem 15 yıllık süre şartı getirilecek hem de hükümetin bu kaynağı harcamasının önünde onlarca sınırlılık…

Bu nedenle işten atılan işçilere kıdem tazminatı fonundan değil, İşsizlik Fonu’ndan ödeme yapılması planlanıyor. Hükümet, işçiyi kıdem tazminatına dokunmamaya razı etmek için ise İşsizlik Fonu’ndan yararlanma şartlarının kolaylaştırılması ve ödeme süresinin uzatılmasını gündeme getiriyor.

İlgili:  DİSK Genel Başkanı Beko: Ülkemiz karanlık bir baskı rejimine sürükleniyor

İşsizlik parasına da yağma: Fon patronları besliyor

Referandum sonrası işçi sınıfına yönelik tek saldırı kıdem tazminatı gaspında olmadı. Bakanlar Kurulu, 21 Nisan’da çıkardığı bir kararla İşsizlik Sigortası Fonu’ndan kullanabileceği, bir önceki yıl prim gelirlerinin oranını 2017 ve 2018 yılları için yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkardı.

Büyük oranda işsizler için değil sermayeye kaynak aktarmak için kullanılan İşsizlik Sigortası Fonu, böylece sermaye tarafından daha fazla yağmalanabilecek. 2011-2016 arası Fon’da toplanan paranın sadece yüzde 11,7’si işsizlik ödeneği olarak kullanılmış, bunun iki katından fazlası ise “teşvik ve diğer giderler” adı altında yağmalanmıştı.
İşsizlik Sigortası Fonu’nun son 6 yılda elde ettiği 90 milyon liranın üzerindeki gelirinden işsizler, sadece 10,5 milyon lira ödenek alabilmişti.

‘Taşerona kadro’ sözüne yine erteleme

AKP’nin 7 Haziran’da iktidarı kaybetmesinin ardından apar topar gidilen 1 Kasım 2015 seçimleri öncesi “Taşeron işçiler kamuda (ihtiyaç duyduğu işlerde) istihdam edilecek” ifadeleri ile yer alan taşeron işçiye kadro vaadi, aradan geçen 1 buçuk seneyi aşkın zamanda gerçekleştirilmediği gibi hemen her gün AKP’li kurmaylar tarafından verilen sözlerle daha ileri bir tarihe erteleniyor.

Şaibeli referandumun ertesi günü (17 Nisan) taşeron işçilere kadro düzenlemesiyle ilgili konuşan Müezzinoğlu, “Bu mesele önümüzdeki ayların konusu. Haftaya pazartesi Bakanlar Kurulu yapıldığında çözüm takvimi belirlendikten sonra biz de o takvime göre çalışmaları şekillendireceğiz” diye konuştu. Böylece, yaklaşık iki sene önce verilen “taşerona kadro” sözü bir bilinmeyen pazartesiye daha ertelenmiş oldu.

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Yolculuk Blog