Bizimle İletişime Geç

Emek

Yılın ilk sekiz ayında en az bin 338 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi!

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin aylık iş cinayetleri raporu yayımlandı. Rapora göre, 2017 yılının ilk sekiz ayında bin 338 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, emek-meslek örgütlerinden gelen ya da basına yansıyan haberlerden derlediği bilgilere göre oluşturduğu aylık iş cinayetleri raporunu yayımladı.

2017 yılının ilk sekiz ayında yaşanan iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin aylara göre sayıları şöyle:

Ocak ayında en az 161 işçi,
Şubat ayında en az 133 işçi,
Mart ayında en az 152 işçi,
Nisan ayında en az 151 işçi,
Mayıs ayında en az 147 işçi,
Haziran ayında en az 170 işçi,
Temmuz ayında en az 207 işçi,
Ağustos ayında ise en az 217 işçi yaşamını yitirdi.
2017 yılının ilk sekiz ayında iş cinayetleri sonucu en az 1338 işçi hayatını kaybetti.

20 Haziran 2012’de çıkarılan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıktıktan sonraki yıllarda ilk sekiz ayda iş cinayetleri de şöyle:
2013 yılının ilk sekiz ayında en az 757 işçi,
2014 yılının ilk sekiz ayında en az 1299 işçi,
2015 yılının ilk sekiz ayında en az 1142 işçi,
2016 yılının ilk sekiz ayında en az 1314 işçi,
2017 yılının ilk sekiz ayında ise en az 1338 işçi yaşamını yitirdi.

İlgili:  Leman Kültür Kafe'ye OHAL sansürü

‘OHAL ve KHK rejimi, işçi düşmanı rejimi’

Raporda şu ifadelere yer verildi:

“OHAL/KHK rejiminin birinci yılı geride kaldı. Görüldü ki bu rejim işçi haklarını daha da kısıtlayan, ses çıkaranı gözaltına alan ve tutuklayan, iş cinayetlerini artıran, grevlere müdahale eden bir uygulamalar zincirini hayata geçiriyor: Kamuda yapılan ihraçlara karşı Ankara’da eyleme başlayan eğitim emekçileri Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevleri cezaevi koşullarında altıncı ayını doldurdu. Düzce Tekno Maccaferri’de grevin 25. gününde bizzat devlet grev kırıcılığı yaptı. Jandarma müdahalesi sonucu Birleşik Metal-İş üyesi işçiler gözaltına alınarak mallar fabrikadan çıkarıldı. Elini iş makinesine kaptıran işçi OHAL’de kimliği yanında olmadığı için bir saat Pamukkale Üniversite Hastanesi acil servisinde bekletildi… O kadar farklı alanlardan kapsamlı örnekler verilebilir ki bu uygulamalara şimdilik noktayı koyarken hatırlatalım: Haklar ve özgürlükler kimsenin lütfu değildir. Tarih işçi sınıfının bu ve benzeri koşullara karşı muzaffer yürüyüşlerine tanık olmuştur.”

Yayındayız

Sınıfsal Bakış

Sizin için Önerilenler

Yazarlar

Emek