Kategoriler
Aktüel

AKP’li Üsküdar Belediyesi’nden Ensar Vakfı’na 49 yıllığına bedelsiz yurt binası

AKP’li Üsküdar Belediyesi’ne ait olan Bulgurlu Mahallesi’ndeki yurdun 49 yıllığına bedelsiz Ensar Vakfı’na verildi. 43 ada, 34 parseldeki taşınmaza ilişkin teklif 7 Şubat 2018 tarihinde ilçe meclisi gündemine geldi. Teklifte taşınmazın Ensar Vakfı’na 49 yıllığına “eğitim ve yurt faaliyetleri”nde kullanılması amacıyla bedelsiz verilmesi istendi. Teklif CHP’li meclis üyelerinin “ret” oyuna karşın AKP’li meclis üyelerinin oylarıyla kabul edildi.

Cumhuriyet’ten Mehmet Kızmaz’ın haberine göre; 2014-2019 yılları arasında CHP Üsküdar Belediyesi Meclis üyeliği yapan Nezih Küçükerden, Üsküdar Belediyesi’nin, halka ait ve halkın kullanımında olması gereken birçok yeri, özellikle Ensar ve TÜRGEV gibi vakıflara verdiğini anlattı.

“Belediye alanları, ‘halka yararlı’ diye adlandırılan vakıflara veriliyor”

Belediyenin, vakıflara verdiği yerlerin tümünün halkın yararına projelendirilmesi gereken yerler olduğunu kaydeden Küçükerden, “Üsküdar Belediyesi bu konuda unvan sahibi. Belediye alanları, ‘halka yararlı’ diye adlandırılan vakıflara veriliyor. Üsküdar’da bu alan gibi halktan kaçırarak Ensar’a verilen birçok alan var. Belediye herkese hizmet etmeli, belli kesimlere peşkeşçilik yaparak hizmet edemez. Bu haksızlıktır, hukuksuzluktur. Bu tip kararların tümüne karşı CHP’nin şerhi var” dedi.

Ensar Vakfı, Çamlıca Yükseköğretim Kız Öğrenci Yurdu’nun açılışını 7 Ekim 2019’da yaptı. Açılış programına ise TBMM Başkanı  Mustafa Şentop, Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek ve Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in de aralarında bulunduğu birçok devlet görevlisi katıldı.

Kategoriler
Aktüel

“Velilerden alınan para Ensar Vakfı’na gidiyor”

Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk, “Torunlar şirketine ait Ankara Başkentgaz şirketi tarafından, Kızılay üzerinden 8 milyon dolar aktarılan Ensar Vakfı, devletin hemen bütün birimlerine girmiş durumda. Bakıyorsunuz, devletin okulunun içinde ana sınıfı açıyor. Bütün masraflar devlete ama velilerden alınan paralar Ensar’a gidiyor” dedi.

Öztürk, “Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından 2017 yılında Ensar Vakfı, Birlik Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti’yle ayrı ayrı ‘Çeşitli Eğitim, Seminer ve Sosyal Etkinlikler Düzenlenmesine Dair İş Birliği Protokolü’ imzalanmış. Bu protokollere karşı çıkmalara rağmen siyasi iktidar geri adım atmadı, aksine iş birliğini artırdı. Karşı çıkanlardan birisi de avukat Esra Deniz Ağar Şudaşdemir’di. Üç protokolün de iptali ve yürütmelerinin durdurulması için dava açtı. Açılan bu davaları emekli Yargıtay Üyesi Ali Suat Ertosun da yakından takip etti” ifadelerini kullandı.

Öztürk yazısında şunları kaydetti:

Ensar Vakfı ve Birlik Vakfı’na karşı açtığı davalarda, Danıştay 8. Dairesi’nin yürütmenin durdurulması isteminin reddine dair verdiği kararlar, itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından kabul edilerek, protokollerin yürütmesi durduruldu.

İlim Yayma Cemiyeti ile yapılan, “Öğrencilere Yönelik Sosyal, Kültürel, Sportif Etkinlikler ile Mesleki ve Teknik Kurslar Düzenlenmesine Dair İş Birliği Protokolü”nün iptali ve yürütmesinin durdurulması için açılan davada da Danıştay 8. Dairesi ret kararı verdi. İtiraz üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu bu kararı kaldırdı ve yürütmenin durdurulmasına hükmetti.

Kategoriler
Aktüel

Ensar Vakfı’ndan “8 milyon dolar” açıklaması: Yurt inşaatı için peyderpey gönderildi

Başkent Gaz’ın Kızılay üzerinden Ensar Vakfı’na yaptığı 8 milyon dolarlık şartlı bağışla ilgili bir açıklama yapan Ensar Vakfı, paranın ABD’deki Türken Vakfı’na yurt inşaatı için “peyderpey” gönderildiğini belirtti.

Konuyla ilgili haberlerin bir “linç kampanyasına” dönüştürüldüğünü ileri süren Ensar Vakfı, bağış parasının ABD’deki yurt inşaatına gönderilmeyerek buharlaştığına yönelik haberlerin “iftira” olduğunu savundu.

Açıklamada, paranın “inşaat projesine gönderileceği için inşaatın yapım süreci doğrultusunda yüklenici firma hakedişlerine göre peyderpey Turken Vakfı’na gönderildiği” belirtildi.

Ensar’ın açıklamasında şu bilgilere yer verildi:

1. Bağışçı şirket şartlı bağışını 29 Aralık 2017 tarihinde Kızılay’a göndermiştir.

2. Vakfımızın hesaplarına bağış 19/02/2018 tarihinde 7.880.000,00 USD olarak gelmiştir.

3. Mevzuatlarımıza göre vakıfların yurtdışına para gönderimi Vakıflar Genel Müdürlüğüne bildirimle yapılmaktadır. Dolayısıyla Vakfımız yurt dışına göndereceği tüm para transferleri için Vakıflar Genel Müdürlüğüne gerekli bildirimde bulunmuştur. Yani tüm para transferlerimiz devletimizin kurumlarının gözetimi ve denetiminde yapılmıştır.

4. Bu meblağ halen devam etmekte olan bir inşaat projesine gönderileceği için inşaatın yapım süreci doğrultusunda yüklenici firma hakedişlerine göre peyderpey Turken Vakfı’na gönderilmiştir.

5. Sırasıyla;

05/11/2018 tarihinde 2.000.000,00 USD
11/12/2018 tarihinde 2.000.000,00 USD
14/01/2019 tarihinde 2.000.000,00 USD
15/02/2019 tarihinde 1.964.276,62 USD olmak üzere TOPLAMDA 7.964.276,62 USD Turken Vakfı hesaplarına gönderilmiştir
.

Kategoriler
Aktüel

Kızılay üzerinden vergi kaçırarak Ensar’a para aktarılan Başkent Gaz’ın sahini Torunlar Holding: “Madem yanlıştı, Kızılay kabul etmeseydi”

Gazete Yolculuk Haber Merkezi

Başkent Gaz’ın Kızılay üzerinden Ensar Vakfı’na yaptığı bağışa dönük tepkiler yankılanmaya devam ederken, Başkent Gaz’ın sahibi olan Torunlar Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mehmet Torun, suçu üstünden atmaya çalışarak “Ben bu bağışın şerefiyesinin Kızılay’a kalmasını istiyorum. Madem yanlıştı, Kızılay kabul etmeseydi” dedi.

Rezalet diz boyu

Kızılay Başkanı Kerem Kınık da şirketin ‘vergiden kaçmadığını, vergiden kaçındığını’ söylerken Başkent Gaz’ın sahibi Torunlar GYO’nun Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mehmet Torun Habertürk’ten Muharrem Sarıkaya’nın sorularını yanıtladı. Torun, “Ben bu bağışın şerefiyesinin Kızılay’a kalmasını istiyorum. Madem yanlıştı, Kızılay kabul etmeseydi” dedi.

“Muhatabımız Ensar”

Kızılay’a yardımı veriyorsunuz. Kızılay Ensar Vakfı’na aktarıyor; o da TÜRGEV’e aktarım yapıyor. Neden doğrudan vermediniz?” sorusunu cevaplayan Torun, “Bizim buradaki muhatabımız Ensar Vakfı… Kamu yararına çalışan bir vakıf olduğu kararı bulunan bir vakfa bağış yapmakla Kızılay’a bağış yapmak arasında hukuk ve ekonomik açıdan bir fark yoktur. Derdimizin herhangi bir ekonomik menfaat olmadığı bağışçı olmamızdan da anlaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Verdiği 8 milyon doların, 2017 yılı için çıkarılan vergi meblağından çok daha yüksek olduğunu savunan Torun, “Vergiden daha fazlasını bağışlamışım. İnsan daha fazlasını vergiden kaçınmak için bağışlar mı?” diyerek “Kamuyla bizim hak ediş nispetinde taahhüdümüz yoktur” iddiasında bulundu
Neden doğrudan yardım yapmadınız?” sorusunu cevaplandırmadırmayan Torun, “TÜRGEV’e 31 ev almışsınız zaten, neden doğrudan yardım yapmadınız?” sorusuna ise “Uygun görmüyorum, buna cevap vermeyeceğim” yanıtını verdi.

Kızılay üzerinden Ensar Vakfı’na bağış yapma kararını 15 Temmuz sonrası aldığını söyleyen Torun sözlerinin devamında “Ben bu bağışın şerefiyesinin Kızılay’a kalmasını istiyorum. Madem yanlıştı, Kızılay kabul etmeseydi” diye konuştu.

Kategoriler
Aktüel

Çocuk istismarcılığı ile gündeme gelen Ensar Vakfı’nı büyüten AKP’liler

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çocukluk arkadaşı ve Ensar Vakfı’nın ilk kurucularından Aziz Torun’a ait Torunlar Grup’un sahip olduğu Başkent Doğalgaz A.Ş.’nin Kızılay üzerinden milyonlarca dolarlık yardım yaptığı Ensar Vakfı, AKP’nin cemaat örgütlenmesi gibi çalışıyor.

Cumhuriyet’ten Işık Kansu’nun haberine göre; FETÖ ile AKP iktidar çatışmasına girdikten sonra Ensar Vakfı, AKP’nin bir tür “resmi devlet vakfı” haline dönüştürüldü.

Bilal Erdoğan’ın arkadaşları, çeşitli kademelerde görev yapıyor

İlk kurucuları arasında Türkiye’ye medreseleri ve sübyan mekteplerini geri getiren AKP’li eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ve AKP’li eski İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın yer aldığı Ensar Vakfı ile Erdoğan ailesi de yakından ilgileniyor.

Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, Ensar Vakfı’nın şube toplantılarına katılıyor. Bilal Erdoğan’ın arkadaşları, vakfın çeşitli kademelerinde görev yapıyor. Emine Erdoğan, 2016’da Ensar Vakfı tarafından düzenlenen “Ensar Gönüllüleri Buluşması”nda, “Artık yeni bir kavşaktayız. Türkiye’nin 90 yıllık enkazını kaldırdık” diyerek 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne gönderme yapmıştı.

Erdoğan da 2017’de Ensar Vakfı’nın 38. Genel Kurulu’nda, hedeflerinin 80 milyon olduğunu belirterek, 2053 yılının (İstanbul’un fethinin 600. yılı) “kızıl elma” vizyonları olduğunu açıklamıştı.

Ensar kurucuları ve AKP

Bugün Ensar Vakfı, 1970’lerin sonunda kurulduğunda bugün AKP ile bağlantılı kimi isimler vakfın kurucular kurulunda yer almıştı. Bu isimleri şöyle sıralayabiliriz:

Abdullah Sert: AKP’nin ilk Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile birlikte Bereket Vakfı kurucularından, Altınoluk dergisi sahibi.

Alaaddin Şahin: İstanbul Kartal’da imam hatip lisesi müdürü iken, 12 Eylül faşist cuntası döneminde çıkarılan bir Bakanlar Kurulu kararı ile Rabıta örgütü parasıyla yurtdışına gönderildi. Eylül 1981’den Temmuz 1985’e kadar Frankfurt’un Offenbach kasabasındaki Yavuz Sultan Selim Camisi’nde görev yaptı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye’ye türban davası açan ve bu davayı yitiren Leyla Şahin’in babası. Nuruosmaniye Camii imamı iken AKP’li İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş tarafından İETT Müşteriler Daire Başkanlığı’na atandı. Alaaddin Şahin, Recep Tayyip Erdoğan’ın “ağabey” dediği bir isim.

Ali Erilli: İlahiyatçı, AKP’li İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın döneminde belediye ait “Hamidiye Su”yun dağıtımını alan Zirve Gıda’nın sahiplerinden.

Ali Osman Emirosmanoğlu: Yücel Çakmaklı ile birlikte Elif Film’i kuranlardan. Elif Film’in çektiği filmler arasında, gençlere “kininizin davacısı olun” çağrısı yapan Necip Fazıl Kısakürek’in yazılarından yola çıkılarak çekilen “Mümin ile Kâfir” de var.

Celal Erbay: Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanlığı, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Başkanlığı yaptı. 23. Dönem AKP Düzce Milletvekili.

İbrahim Kafi Dönmez: Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyeliği, 29 Mayıs Üniversitesi Rektörlüğü yaptı. AKP döneminde Diyanet İşleri Başkanlığı’na atanmak istendi, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bu atamaya karşı çıktı. Kararnamesi geri çekildi.

Akif Aydın: Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Tarihi profesörlerinden. AKP döneminde, YÖK üyeliğine getirildi.

Mehmet Erkal: AKP döneminde Diyanet İşleri Başkanlığı’na atanan Prof. Dr. Ali Erbaş’ın Sakarya İlahiyat Fakültesi’nden hocası, imam hatip, profesör.

M. Mustafa İbrahimoğlu: İmam hatip, imam hatip lise müdürü, AKP döneminde İstanbul İl Genel Meclisi üyesi

Ömer Hami Ulusoy: AKP’nin Eyüp Kurucu İlçe Başkanı. Bahçelievler Belediye Başkan Yardımcılığı yaptı.

Ömer Öztop: 1980’li yıllarda Rabıta örgütünün parası ile yurtdışına gönderilen imamlardan. AKP döneminde, İstanbul’da bir imam hatip okuluna adı verildi.

Recep Çalık: AKP döneminde Bağcılar Belediye Başkan Yardımcısı.

Rıdvan Nizamoğlu: Ensar Vakfı’nın bir dönem başkanlarından. Diyanet İşleri Başkanlığı Hukuk Müşavirliği yaptı. AKP döneminde Hamburg Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşeliği’ne atandı.

Sabahattin Karasu: 1980’de Rabıta örgütünün parasıyla yurtdışına gönderilen imamlardan. Sarıyer eski İmam Hatip Lisesi Müdürü, AKP’li çok sayıda siyasetçiyi içinden çıkaran 100’e yakın dinsel amaçlı vakıf ve örgütün çatı örgütü olan Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın kurucusu.

Sabri Dereli: İstanbul Müftülüğü’nde memurluk ile başlayan memurluk hayatı, Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanı olması ile yükselişe geçti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal ve Turistik Tesisler Müdürlüğü, Yazı İşleri Müdürlüğü, İBB Yazı İşleri ve Kararlar Daire Başkanlığı, APK Daire Başkanlığı, Kontrol Daire Başkanlığı, Genel Sekreter Yardımcılığı yaptı. Emekli olduktan sonra da AKP’li belediye peşini bırakmadı. Kültür A.Ş. Genel Müdürlüğü, Başkan Danışmanlığı yaptı. AKP’nin çatı örgütü olan Türkiye Gönüllü Kültür Teşekkülleri Vakfı’nın kurucularından.

Selahattin Kaya: Eski Beyoğlu ve İstanbul Müftüsü. Müslüman Kardeşler (İhvan) örgütünün önde gelen isimlerinden Seyyid Kutup’un “Fizilalil-Kuran”ını çevirenlerden.

Mahmut Kış: Persan Home Studio şirketinin sahibi. “Osmanlı mirası pop Osmanlı” yorumuyla kumaş, seramik, aydınlatma gibi ev ürünleri üretiyor. Bir dönem AKP yandaşı Yeni Şafak gazetesinin sahipliğini üstlendi.

İsmail Bacacı: Çalışma Bakanlığı eski Başmüfettişi.

M. Hilmi Ayvacı: AKP döneminde İstanbul’da büyük inşaatlar gerçekleştiren Ayvacı Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret şirketi yöneticisi.

Mustafa Açıkalın: Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemde, belediyenin genel sekreteri, sonradan AKP milletvekili.

Abdullah Sarımermer: Avukat, iş insanı. AKP’li eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dünürü.

AKP dönemi vakıf yöneticileri

AKP iktidarı döneminde Ensar Vakfı yönetiminde yer alan kimi isimler ve bağlantıları da şöyle:

İsmail Cenk Dilberoğlu (Başkan): İstanbul İl Genel Meclisi’nin AKP’li üyeliği ve THY İcra Komitesi üyeliği yaptı.

Abdurrahman Kayapınar (Başkan Yardımcısı): THY Teftiş Kurulu Başkanlığı yaptı.

Mehmet Sarımermer: AKP’li eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün damadı.

Halil İbrahim Bacacı (Başkan Yardımcısı): Abdullah Gül’ün damadı Mehmet Sarımermer ve AKP’li eski İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın oğlunun iş ortağı.

Şeref Kazancı (Sekreter): Bilal Erdoğan’ın Kartal İmam Hatip Lisesi’nden arkadaşı, AKP İstanbul İl Gençlik Kolları’nın Kurucu Başkanı ve Anadolu Ajansı Genel Müdürü olan Şenol Kazancı’nın kardeşi. THY’de Kargo Başkan Yardımcılığı yaptı.

Enes Akça (Veznedar): AKP İstanbul üyesi.

Feyzullah Kıyıklık: AKP’den Bağcılar Belediye Başkanlığı ve AKP İstanbul Milletvekiliği yaptı.

Ahmet Misbah Demircan: AKP’den Beyoğlu Belediye Başkanı oldu.

Hilmi Türkmen: AKP’den Üsküdar Belediye Başkanlığı yaptı.

Murat Aydın: AKP’den Zeytinburnu Belediye Başkanı seçildi.

Ziya Develioğlu: AKP’den Bahçelievler Belediye Başkanı seçilen Osman Develioğlu’nun oğlu. Eşi Zehra Develioğlu, Gezi olayları sırasında, Kabataş’ta, “üzerleri çıplak, deri eldivenli, başlarında tuhaf bantlı 70-100 kadar adam” tarafından taciz edildiğini, dövüldüğünü, üzerine idrar döküldüğünü ileri sürmüştü. Bütün bu anlattıklarının, “hayal ürünü” bir uydurma olduğu yapılan soruşturmalar sonrası ortaya çıkmıştı. Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanken, Ziya Develioğlu’nun düğününe katılmış, evlenen çiftten üç çocuk yapmalarını istemişti.

Asım Dinçer: AKP’li bakan ve Ensar Vakfı kurucusu Ömer Dinçer’in oğlu, aynı zamanda AKP’nin eski Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın damadı.

Yasemin Darbaz Karaca: Abdullah Gül’ün damadı Ömer Faruk Sarımermer ile birlikte Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’nde yönetim kurulu üyeliği yaptı.

Recep Çalık: Kadir Topbaş’ın eski danışmanı, eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi idari koordinatörü.

Serdar Karagöz: AKP yandaşı Daily Sabah gazetesinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi.

Vakıf sık sık çocuk istismarcılığı ile gündeme geldi

  • Karaman’da Ensar Vakfı ve KAİMDER’e bağlı kayıtdışı yurtlarda 2012-2015 arasında 10 çocuğa cinsel istismarda bulunulduğu ortaya çıkmıştı. Sanık öğretmen Muharrem Büyüktürk, 2016’daki yargılama sonucunda 508 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
  • Karaman’daki olay ortaya çıktığında, AKP’li aileden sorumlu bakan Sema Ramazanoğlu, bunun bir “ilk” olduğunu ileri sürmüştü. Oysa, gelişmeler Sema Ramazanoğlu’nu yalanlıyordu.
  • Ensar Vakfı Çorum Şubesi Başkanı Zekai İşler, iki küçük kız çocuğuna tecavüzden 12.5 yıl hapis cezası aldı.
  • Ayrıca, Rize İl Özel İdare Genel Sekreter Yardımcılığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Rize İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, Kızılay Rize Şube Başkanlığı ve Ensar Vakfı Rize Şube Başkanlığı’nı yürüten Mehmet Nuri Gezmiş de küçük yaştaki 2 erkek çocuğa cinsel istismarda bulunmaktan 24 yıl 2 ay hapis cezasına hüküm giydi.
Kategoriler
Aktüel

CHP’den Kızılay’a dönük Meclis Araştırma Komisyonu önerisi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Kızılay’a yapılan bağışların Ensar Vakfı gibi vakıf ve derneklere aktarılarak vergi kaçırılması girişimleri ve kurumun yaşadığı güven kaybının araştırılması için Meclis’te komisyon kurulmasını istedi.
Önergede, Kızılay’ın halkın büyük desteğini alan kurumlardan biri olduğu, ancak 28 Ocak’ta kamuoyuna yansıyan bir belgeden Başkent Doğalgaz Dağıtım Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş’nin, Türkiye Kızılay Derneği hesaplarına aktardığı, 8 milyon dolarlık bağışın 7 milyon 925 bin dolarlık kısmının ise yurt inşaatında harcanmak üzere Ensar Vakfı’na aktarıldığının ortaya çıktığı kaydedildi.

“Vergi kaçırmak farklıdır, vergiden kaçınmak farklıdır”

Önergede, bağışa ilişkin olarak Kızılay Genel Başkanı Şükrü Can’ın, “Tamamen yasaldır, bu bir şartlı bağıştır. Vergi kaçırmak farklıdır, vergiden kaçınmak farklıdır” açıklaması eleştirilirken, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre Türkiye Kızılay Derneği ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti’ne makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamının kurum kazancından indirilebildiğine dikkat çekildi.
Önergede şu görüşlere yer verildi:
“Bu hükme göre Başkentgaz’ın Kızılay’a yaptığı 8 milyon ABD Doları bağış tutarının aktarıldığı tarihteki TL karşılığı kadar bir tutarı 2017 yılına ilişkin olarak verdiği Kurumlar Vergisi Beyannamesinde indirim konusu yapma hakkı doğmuştur. Ensar Vakfı, 2012/3582 sayılı ve 16.08.2012 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla Vergi Muafiyeti Tanınan Vakıflar arasına alınmıştır. Dolayısıyla bağış doğrudan Ensar Vakfına yapılmış olsaydı sadece o yıla ait kurum kazancının yüzde 5’ine kadar olan kısmını vergi matrahından indirilebilecekti. Bu bilgilerden hareketle söz konusu bağışın yurt yapılmak üzere doğrudan Ensar Vakfı’na yapılmayıp Kızılay üzerinden yapılmış olmasının amacının devlete ödenecek vergiyi azaltmak olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim 2015 yılında 54 milyon olan Yardım Toplama Gelirleri toplamı, 2016 yılında 1 milyar 173 milyona, 2017 yılında 2 milyar 261 milyona ve 2018 yılında 3 milyar 465 milyona çıkmıştır.”
Kategoriler
Aktüel

Ensar Vakfı, Kızılay’ın çantacılığıyla gelen BaşkentGaz bağışını, TÜRGEV’e vermiş: Manhattan’da 21 katlı yurt yapmış!

BaşkentGaz’dan Kızılay’a, Kızılay’dan Ensar Vakfı’na giden bağışın son olarak ABD’de yurt yapılması için Türken Vakfı’na bağışlandığı belirtildi. Bu yolla başlangıçta Başkentgaz’ın Kızılay’a yaptığı 8 milyon dolarlık bağışın, Ensar Vakfı üzerinden Türgev’in ABD’deki kuruluşu Türken’e aktarılmış olduğu ortaya çıktı.

21 katlı Türken Vakfı yurdu

Ensar Vakfı, Habertürk canlı yayınına gönderdiği yazılı mesajda Kızılay’dan aldığı şartlı bağışı, TÜRGEVin kurduğu ABD’deki Türken Vakfı’na, Manhattan’da 21 katlı bir yurt yapılması için gönderildiği belirtildi.

Yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Türkiye’den ABD’ye eğitim amaçlı giden gençlerin FETÖ kıskacından uzakta barınabileceği bir yurt projesi New York Manhattan’da hayata geçirilmiştir. Merkezi konumda bir arsa satın alınmış ve bu arsada Türken Vakfı yurdu çalışmalarına başlanmıştır. Önümüzdeki iki yıl içerisinde tamamlanması planlanan yurdun 12 katı inşa edilmiştir. Arsa ve inşaat maliyetleri vakfın öz kaynakları ve hayırseverlerin yardımlarıyla karşılanmaktadır.”

Kategoriler
Aktüel

AKP’nin yolsuzluk ve hile düzeninin panoraması olarak BaşkentGaz-Kızılay-Ensar Vakfı ilişkisi: Büyük skandalda neler yaşandı?

Gazete Yolculuk Haber Merkezi

Elazığ’da yaşanan 6.8’lik depremin ardından aceleyle “bağış” dilenmeye başlayan ve gözleri üzerine diken Kızılay’ın, Torunlar GYO’nun sahibi olduğu BaşkentGaz’ın çantacılığını yaptığı ortaya çıktı.

Gazeteci Celal Eren Çelik’in ulaştığı bir belgeyle, BaşkentGaz’ın Kızılay’a 8 milyon dolarlık bağış yaptığı; bu bağışın 7 milyon 925 milyon dolarlık kısmının ise ev ve yurtlarında onlarca çocuğa cinsel istismarda bulunulan Ensar Vakfı’na aktarıldığı ortaya çıktı. Daha önce de pek çok usulsüzlük ve hileyle gündeme gelen Kızılay’ın 2017 yılında, Kızılay Genel Müdürü Asım Yüksel ve Erdoğan’ın imam hatipten arkadaşı BaşkentGaz Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun arasında yapılan bu hileli ve yolsuz uygulamanın ortaya çıkması sonrası gözler henüz bilmediklerimize çevrildi.

Gazeteci Çelik tarafından açıklanan belgede, “Kurumunuz hesaplarına 27.12.2017 tarihinde aktarılan 8.000.000 USD’lik bağış tutarının 75.000 USD’lik kısmının Derneğiniz faaliyetlerinde, kalan 7.925.00 USD bakiye tutarın ise Derneğiniz ile Ensar Vakfı arasında yapılacak protokol kapsamında yurt inşaatında kullanılmasına muvafakat ettiğimizi, bu amaçla belirtilen tutarın Ensar Vakfı hesaplarına aktarılması ve yurt inşaatı sürecine ilişkin olarak Derneğinizin hukuk, mali ve idari hiçbir sorumluluğunun olmayacağını kabul ve taahhüt ederiz” ifadeleri yer alıyor.

Bağış neden Kızılay üzerinden yapıldı?

Torunlar GYO’nun sahibi olduğu BaşkentGaz’ın Ensar Vakfı’na yüklü miktardaki bağışını Kızılay üzerinden yapmasının sebebi vergi muafiyeti. Patronların kaçırdığı vergiler ve akıl almaz miktarları bilinse de bu belgeyle bir kez daha kanıtlanmış oldu.

Son yapılan düzenleme ile birlikte Kızılay’a yapılan tüm bağışlar tamamen vergiden düşebiliyor. Yani AKP’ye yakınlığı ile bilinen Torunlar GYO’nun satın aldığı Başkent Gaz 8 milyon TL’yi önce Kızılay’a yatırarak vergiden düşüyor. Ardından paranın Kızılay’ın hesabında 75 bin doları kalacak şekilde 7 milyon 825 bin dolar tutarındaki kısmınının asıl amaçlanan yere yani Ensar Vakfı’na aktarılması için muvafakat vermiş oluyor.

Kızılay’dan açıklama üstüne açıklama

Kızılay Bağış Yönetimi Direktörlüğü, haberin ardından Celal Eren Çelik’e gönderdiği elektronik posta ile açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Söz konusu haberde adı geçen hayırsever firma, Kızılay’a bağışta bulunmuş ve şart olarak eğitim hizmetlerine destek vermek amacıyla öğrenci yurdu yapılmak üzere habere konu olan vakfa aktarılmasını istemiştir. Kızılay da bu şartı, bağışçının istekleri doğrultusunda yerine getirmiştir. Hayırsever vatandaşlarımız ve duyarlı şirketlerimiz, Kızılay’a doğrudan bağış yapıp herhangi bir şart öne sürmedikleri gibi, bazı bağışlarını da bazı faaliyetlerde kullanma şartı ile yapmaktadırlar. Kızılay’ın resmi internet sayfasına girildiğinde onlarca şartlı bağış hesabı olduğu görülecektir. Kimi firmalar bağışlarıyla sadece tekerlekli sandalye alınması kimi firmalar da su kuyuları açılmasını istemektedir.”

“Vergi kaçırmak başkadır, vergiden kaçınmak başkadır”

Skandalın ortaya çıkmasının ardından Habertürk’ten Veysi Ateş’in sorularını yanıtlayan Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, skandal açıklamalar imza attı. Kınık, “Başkentgaz’ın yapmış olduğu bu parayla Kızılay’ın Ensar Vakfı’na yurt yapması yasal mıdır?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi:

“Tabi yasaldır. Bu bir şartlı bağıştır. Vergi kaçırmak başkadır, vergiden kaçınmak başkadır. Farkı şudur; devlet size yasal olarak bir imtiyaz vermiş. Diyor ki; Türkiye Cumhuriyeti’nde kamunun yapması gereken hizmetlerden bir tanesine destek olacak bir yatırım yapıyorsanız. Mesela bir eğitim, br sağlık kurumu yapıyorsanız ve bunu benim şartlarımda yapıyorsanız, bana vergi vermek yerine, bu yardımı yapan kuruluşlar üzerinden yatırım yapabilirsiniz, vergi matrahtan düşürebilirsiniz diyor”

İşte Kerem Kınık’ın her biri ayrı skandal yanıtları

Programda, Ateş’in yönelttiği ve Kınık’ın verdiği yanıtların bir bölümü şöyle:

Başkentgaz Ensar Vakfı’na yurt yapsaydı ne kadar vergi düşecekti?

Orada vakfın statüsüne göre değişmekle beraber Kızılay’ın imtiyazı daha büyük.

Ortalama yüzde 5-10 vergi ödeyecekti. Kızılay üzerinden gittiği zaman…

Ödemiyor, bu bir kanuni hak, kullanabilir. Bu konuyla ilgili Maliye, İçişleri Bakanlığımıza süreçleri raporladığımız için. Orada mal denetimlere açıktırlar.

Başka örnekler var mı?

Tabii var, sayısız…

Genel müdürünüz 36 bin TL maaş alıyor?

Hayır daha altında alıyor.

26 bin lira mı?

Genel müdürümüz üzülebilir, memura maaşı sorulmaz çerçevesi içinde. Kamuoyuna listeler yansıtılıyor. 30 K’nın altında maaş ama. Bizim Kızılay kamu kuruluşu değil, özel kuruluş.

En yüksek kamu ücret 21 bin TL. 21 binin üzerinde olması tartışılıyor. Kamuyla mukayese ettiğinizde tartışılıyor.

Kızılay’da 10 bin personel çalışıyor. Eşdeğer büyüklükteki 1800 tane kurum izlenir. Bu pozisyonlarda ve çan eğrisi yapılır ve medyanı alınır, yaklaşık yüzde 80 gibi altı maaş olarak verilir. Kızılay bugün 8 milyar gibi bütçe yönetiyor. 10 bin profesyonel maaşlı insan çalışıyor. Türkiye’nin 1500 hastanesine her gün 3300 tane Kızılay kan hizmetler görevlisi, içinde doktorlar, uzmanlar, profesörler var. Bunlar kan hizmeti üretiyorlar.

Deprem günü o attığınız mesajdan pişman mısınız?

Gereksiz bir tartışmayı tetiklemesinden dolayı pişman oldum. Yoksa bu da bizim rutinimiz.

Sizin havuzlu köşkünüz. 12 bin TL’ye kiralayıp, 600 bin TL tadilat yaptığınız köşkten bahsediliyor. Nedir bu?

O bir çalışma ofisi.

Kimin, Kızılay’ın mı?

Müstakil köşk değil, müstakil bina, Rumelihisarı’nın arka tarafında, deniz de görmüyor…

Misafirhane mi?

Misafirhane değil. Orada misafirlerimizi ağırladık, stratejimizi orada güttük. Seçimler bitti burayı boşalttık, Sütlüce’deki yerimize geçtik.

Sütlüce MÜSİAD’dan 110 bin TL’ye mi kiraladınız?

Brüt 110 bin TL’ye kiraladık. Bu bilgi de mahrem olması gereken bina. Müstakil ve büyük bir bina. Bizim İstanbul ofisimiz. İstanbul’da Haliç Köprüsü’nün dibinde olan müstakil, itibarlı bir bina.

Kurbanlarımızı neden Polonya’dan, Ukrayna’dan alıyoruz?

Bir kısmını oradan aldık, çünkü fiyatı daha uygundu o dönem. Türkiye’den aldığımız kurbanın karkası 150 kiloydu, oradan aldığımız kurbanın karkası 230-240 kiloydu.

Bahadır Özgür, Gazete Duvar’da yayımlanan “Torunlar-Kızılay-Ensar: Bir hokus pokus hikâyesi” başlıklı yazısında olayın başrollerinden Torunlar GYO’nun yıllar içindeki gelişimini yazdı.

Kızılay’ı nasıl biliriz?

  • Kızılay yöneticilerinin maaşları dört yılda yüzde 461 arttı.
  • Kızılay boğaz manzaralı ve yüzme havuzlu tarihi ahşap köşk kiraladı. Köşke alınan mobilyalar ile yapılan tadilata 600 bin TL harcandı.
  • Kızılay Yönetim Kurulu, AKP adayları ile akrabalar tarafından dolduruldu. Deniz Feneri davasında ‘Güveni kötüye kullanma’ suçundan hüküm giyen Kızılay Genel Müdürü Altan, AKP Milletvekili Büyükgümüş’ün kayınpederi.
  • Kızılay’ın tüm gayrimenkulleri yeni kurulan altı farklı şirkete devredildi. Şirketler, Yönetim Kurulu’ndan izin almadan yatırım ve satış işlemi yapabilecek.
Kategoriler
Yolculuk Derleme

Torunlar-Kızılay-Ensar: Bir hokus pokus hikâyesi – Bahadır Özgür (*)

Başkentgaz’ın Kızılay üzerinden Ensar Vakfı’na para transfer etmesi; üzerine ısrarla gidilmesi gereken bir cerahattir. AKP iktidarının 17 yıllık ekonomi politiğinin kalbindeki karanlığı özetleyen, bünyeye saldıran ‘hain hücreyi’ açığa çıkaran bir ilişki ağıdır. Defalarca kesildiği muhtemel ‘hizmet-minnet’ faturalarından gün yüzüne çıkmış bir tanesidir…

Bildiklerimiz muhtemelen devede kulak. Kamu ihaleleri, imar rantları, yerel yönetimler üzerinden şekillenen servet transferini çözmek, o kadar kolay değil. Zira mesele yasalara uydurulmuş ihalelerle sınırlı kalmıyor. Bir büyük amaca hizmet ettiği söylenen, inançları, hisleri manipüle eden kurumlar da, tıpkı sihirli birer pelerin gibi, para trafiğinin örtüsüne dönüşüyor. Çürüme böyle bir şeydir. Metastaz yaparak ilerler; hayati organları teslim alır ve vücudu çökertir…

İşte bunun en çarpıcı örneklerinden birisi dün yaşandı. Gazeteci Celal Eren Çelik, Elazığ’daki felaket sonrasında gözlerin çevrildiği Kızılay’ın, bir hokus pokusa nasıl alet edildiğini kanıtlayan belgeyi yayınladı. Belgeye göre; Başkentgaz, 2017’de Kızılay’a 8 milyon dolarlık bağış yaptı. Ancak bu cömert bağışın ilginç bir şartı vardı. Paranın 75 bin dolarını Kızılay alacak, kalan 7 milyon 925 bin dolarını da Ensar Vakfı’na yurt inşaatı yapılması için transfer edecekti.

Özel bir şirket, dinci bir vakfa yardım yaparken, esasında gönüllülük üzerine çalışması gereken bir kamu kurumunu ‘yasal payanda’ olarak niye kullanır? Parayı doğrudan aktarma hakkı varken, Kızılay’a neden ‘vergi cenneti’ muamelesi yapılır? Deprem gecesi SMS ile 10 TL isteyen Kızılay, ne için böyle bir ilişkinin içine sürüklenir?

Akla gelebilecek her türlü soruyu tartabilecek bir skandaldır bu. Üzerine ısrarla gidilmesi gereken bir cerahattir. AKP iktidarının 17 yıllık ekonomi politiğinin kalbindeki karanlığı özetleyen, bünyeye saldıran ‘hain hücreyi’ açığa çıkaran bir ilişki ağıdır. Defalarca kesildiği muhtemel ‘hizmet-minnet’ faturalarından gün yüzüne çıkmış bir tanesidir…

Gelin biraz arşiv, biraz hafızayı karıştırıp; şu hokus pokus oyunundaki ilişkileri yeniden hatırlayalım.

Ankara’nın doğalgaz dağıtım tekeli Başkentgaz’ın, 2 yıl içerisinde satılmazsa yüzde 80’ini Özelleştirme İdaresi’nin (Öİ) satacağına dair hüküm, 2007’de 5669 Sayılı Kanun’a eklenir. Melih Gökçek alelacele basına kapalı ihale düzenler ve ihaleyi Global Yatırım-Energaz Ortak Girişimi kazanır. Ama para denkleştirilemez, ihale iptal edilir. 2008’de kurumun değeri 1.6 milyar dolardır. Öİ, devreye girerek yüzde 80’i için ihale açar. İhaleyi Karamehmet-Kazancı ortaklığı kazanır. Yüzde 80 için verilen fiyat 1.2 milyar dolardır. Toplam değer ise bu sefer 1.5 milyar dolara gerilemiştir. Yine para ödenemez ve 2012’de bir ihale daha yapılır; yeterli teklif alınamayınca o da iptal edilir. Belediyenin elindeki yüzde 20’lik hisse Öİ’ye devredilir ve Eylül 2012’de kurumun yüzde 100’ü için açılan ihaleyi, bu sefer Torunlar Gıda kazanır. Verdiği fiyat ne kadar dersiniz? 1 milyar 162 milyon dolar; yani kurumun değeri Torunlar’a gelene kadar aniden erir. Peki bu nasıl olur?

İşte hokus pokus gösterisinin ilk perdesi burada başlar…

Ankara’da yaklaşık 2 milyar metreküp kullanımı bulunan 27 serbest tüketici, gazlarını BOTAŞ’tan doğrudan alırken, 2011’de bir değişiklik yapılarak, bu abonelerin artık Başkentgaz’dan alacağı belirtilir. Böylece kurumun geliri yükseltilir. Ayrıca sadece Ankara merkezde gaz satma hakkı olan şirkete, bütün ilçelerde de satma hakkı tanınır. Yine çıkarılan özel bir kanunla da şirketin belediyeden alacağı 352 milyon dolar, özelleştirme gelirine mahsup edilir. Böylece özelleştirme bedeli, 352 milyon dolar daha düşürülür. Şirket neredeyse üçte bir fiyatına, Recep Tayyip Erdoğan’ın imam hatipten arkadaşı, Erzincan’da bakkal dükkanı ile ticarete atılıp, inşaat rantıyla büyüyen Aziz Torun’un olur.*

Hokus pokusun ikinci perdesi inşaatta yaşanır…

Torunlar Gıda’nın pek çok ilde gökdeleni, AVM’leri, lüks konutları bulunur. Ancak 10 işçinin asansör faciasıyla yaşamını yitirdiği İstanbul Mecidiyeköy’deki Torun Center vakası, işlerin nasıl yürütüldüğünün aynası gibidir.

Malum, Ali Sami Yen Stadı arazisi, Seyrantepe’deki stat karşılığında TOKİ tarafından alınır. Nisan 2010’da yapılan ilk ihaleyi 416 milyon 500 bin lirayla Nurol-Aşçıoğlu grubu kazanır. 15 dakika süren ihalede TOKİ, verilen teklifi ‘yetersiz’ buldu ve iptal eder. Mayıs 2010’da düzenlenen ikinci ihaleye Aşçıoğlu tek başına girer ve 461.5 milyon liralık teklif vererek proje yapma hakkını kazanır. Aşçıoğlu Ekim 2010’da projede Torunlar ve Kapıcıoğlu ile ortak olur. Ortaklıkta hisse yapısı Torunlar’ın yüzde 65, Aşçıoğlu’nun yüzde 30 ve Kapıcıoğlu’nun yüzde 5’tir. Daha sonra Aşçıoğlu hisselerinin tamamını Torunlar’a devreder. Kapıcıoğlu da projeden ayrılınca, Torunlar tek başına kalır. 2015 yılında ise, aslında gelir ortaklığı ile yapılması gereken projede tapunun Torunlar’a devredildiği ortaya çıkar. TOKİ, “Biz 2013’te 520 milyon doları iş bitmeden peşin aldık. Bu nedenle projeden çekildik” der. İlginç şekilde parayı aldıktan sonra değil, asansör faciasının ardından devir yapılmıştır. Ve olay ruhsat için Şişli Belediyesi’ne başvurulmasıyla ortaya çıkar.

Koruma altındaki Likör Fabrikası’yla beraber deprem toplanma alanını da yutan ihaledeki tuhaflıklardan işçi cinayetlerine, tapu oyunlarına uzanan sorunların nasıl ‘çözüldüğü’ ciddi soru işaretidir. Lakin o sorunun yanıtını da Mall Of İstanbul vakasında buluruz…

Buyurun, hokus pokus gösterisinin üçüncü perdesine…

Mall Of İstanbul, Avrupa yakasının en büyük alışveriş merkezidir. Hikâyesi de kendisi kadar büyüktür tabii. 3 Eylül 2019 günü Cumhuriyet’te yayınlanan Miyase İlknur’un haberini anımsayalım:

Olayın geçmişi 2007’ye kadar uzanır. Küçükçekmece Belediyesi sınırları içinde hem Hazine hem de şahıslara ait arazilere Torunlar, AVM, otel, rezidanstan oluşan bir kompleks yapmayı planlar. Ancak arazi sahiplerini ucuza ikna etmek zordur. Devreye dönemin AKP’li Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay girer. Yeniay, aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar Komisyonu’nun da başkanıdır.

Önce arsaların pazarlık usulüyle belediyeye devredilmesini ister. Arsa sahipleri yanaşmaz. Bu kez Büyükşehir İmar Komisyonu’nu kullanır ve alanın, imar planında ticari alan hüviyetinden çıkarılıp, okul ve eğitim alanı ilan edilmesini sağlar. Aynı parseldeki Hazine arazisi ise bunun dışındadır. Vatandaşların arazisi imar ve inşaattan men edilerek, bir nevi bloke edilir. Yine de arazilerini satmazlar. Bu sefer de olaya TOKİ dahil olur. 2008 Ocak ayında TOKİ, arazi sahiplerine okul ve eğitim alanı haritalı bir imar planını da ekleyerek, mektup gönderir. Mektupta, “hisselerinizi gelip pazarlık usulü ile TOKİ’ye satmazsanız kamulaştırma davası açılacaktır” denilir. Vatandaşlar mecburen satışa razı olur. Üç yıl sonra o arazilerde eğitim kurumlarının yerine Avrupa’nın en büyük alışveriş merkezinin yapılacağı duyanlar mahkemeye koşar; fakat dava zamanaşımı gerekçesiyle reddedilir.

Ve sırada hokus pokusun final sahnesi…

Aziz Yeniay, 2014 yerel seçimlerinde yeniden aday olmaz. Onun yerine Torunlar’ın 4 Haziran 2014’te borsaya yaptığı açıklamayla şirketin yönetimine atanır. Belediye başkanlığı döneminde imar ve bağış konularında en cömert olduğu kurum ise Ensar Vakfı’dır. Mesela; belediyenin İstanbul Atakent 3. Etap’taki Hobi Bahçeleri’nin yanına yapılan bloklar, Ensar Vakfı’na verilir. Belediye başkanlığı döneminde de, sonrasında da sık sık Ensar Vakfı’na konuk olur.

Mall Of İstanbul mağdurları ise, Küçükçekmece Belediye Başkanlığı ve İBB İmar Komisyonu Başkanlığı görevini kötüye kullanarak nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğine dair hakkında suç duyurusunda bulunur. Küçükçekmece Başsavcılığı 2 Aralık 2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep eder. Ancak İçişleri Bakanlığı vermez. İtirazı inceleyen Danıştay da geçen yıl verdiği kararla İçişleri Bakanlığı’nın görüşü uygun bulur ve mesele kapanır.

Şimdi soralım: Yıllardır Torunlar’ın karşılaştığı her sorun, niye böyle kuşku tohumları eken uygulamalarla çözülüyor? Sahnede neden Torunlar’ı değil de, daima onun yardımına koşan siyasetçileri, bürokratları, kamu kurumlarını görüyoruz?

Bu soruların yanıtı, üzerindeki zarfa ‘yüce gönüllülük’ pulu yapıştırılmış o 8 milyon doların da neyin karşılığı olduğunun yanıtını verir. Kızılay vakası, en az Susurluk kazası kadar ciddi bir skandaldır. Görünen ip çekilebilirse, ardından 17 yılın karanlığı gelir…

* Olayın detaylarını 9 Şubat 2015 tarihli Birgün gazetesinde CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu ayrıntılarıyla kaleme almıştı.

*Bu yazı, ilk olarak Gazete Duvar’da yayınlanmıştır.

Kategoriler
Aktüel

“Başkent Gaz’ın Kızılay’a bağışladığı 8 milyon dolar, Ensar Vakfı’na aktı” iddiası

Kızılay’ın Başkent Gaz tarafından hesaplarına aktarılan bağış paralarını Ensar Vakfı’na aktardığı iddia edildi.

www.gazzetta.com adlı internet sitesinde Celal Eren Çelik imzası taşıyan habere göre; Başkent Gaz tarafından muvafakat verildiği ve Başkent Gaz’ın 2017 tarihinde dönemin genel müdür vekili Asım Yüksel ve yönetim kurulu başkanı Mehmet Torun imzasıyla Kızılay’a belge gönderilerek Kızılay’a tam 8 milyon dolar bağışlandığı ileri sürüldü.

Başkent Gaz tarafından Kızılay’a gönderilen belgede yatırılan 8 milyon doların sadece 75 bin dolarının Kızılay faaliyetlerinde kullanılmasına, geriye kalan 7 milyon 825 bin doların ise Kızılay ile Ensar Vakfı arasında yapılacak protokol kapsamında yurt inşaatında kullanılmasına muvafakat edildiği ileri sürüldü. Belgede “…Bu amaçla belirtilen tutarın (7 milyon 825 bin dolar) ENSAR VAKFI hesaplarına aktarılması ve yurt inşaatı sürecine ilişkin olarak derneğinizin hukuki, mali ve idari hiç bir sorumluluğunun olmayacağını kabul ve taahhüt ederiz” ifadelerine yer verildi.

Son yapılan düzenleme ile birlikte Kızılay’a yapılan tüm bağışlar tamamen vergiden düşebiliyor. Yani AKP’ye yakınlığı ile bilinen Torunlar GYO’nun satın aldığı Başkent Gaz 8 milyon TL’yi önce Kızılay’a yatırarak vergiden düşüyor. Ardından paranın Kızılay’ın hesabında 75 bin doları kalacak şekilde 7 milyon 825 bin dolar tutarındaki kısmınının asıl amaçlanan yere yani Ensar Vakfı’na aktarılması için muvafakat vermiş oluyor.