Ekim Devrimi’nin 103. yılında, Devrimci Hareket’in hazırladığı “Ekim Devrimi” dosyasını yeniden yayınlıyoruz.
Birinci bölüm
‘Tarihsel diyalektik içinde Ekim Devrimi’ yazısının girişi şu şekilde:
“1917 Ekim Devrimi ve devamındaki süreç, bir örneğe bir kesite sığmayacak boyutta kapsamlı bir deneyimdir. Dünya savaşı koşullarında yaşanmış olmasının özgünlüğü vardır. Bugün artık bu 70 yıllık pratik de öznelleşmiş ihtiyaçlara göre eğilip bükülüyor. Kim neye ihtiyaç duyarsa, Sovyetleri o ihtiyacı karşılayacak bir kesit üzerinden aktarıyor, oradan tanımlıyor. Örneğin bugün en fazla rağbet gören örneklerden biri Brest-Litovsk Antlaşması ise, diğeri Bolşeviklerin ABD ile görüşmüş olmasıdır. Bugün kimi atraksiyonları açıklamak için söz konusu pratikler referans alınmaktadır ki gerçekte pek de objektif/bilimsel olmayan bir kıyaslama yapılmış olmaktadır.
Elbette tüm öğretici ve özel niteliklerine, taşıdığı tüm değerlere rağmen Sovyetler pratiği eleştirilmelidir; ancak bu hiçleştirmeye, emperyalizm eksenli olarak üretilen dezenformasyona, bilgi kirliliğine itibar etmeye de sebep olmamalıdır.”
Yazının devamı için:
Tarihsel diyalektik içinde Ekim devrimi
İkinci bölüm
‘Ekim Devrimi’ne dair değerlendirmeler doğru seçilmiş yaşam kesitleri üzerinden yapılmalıdır’ yazısının girişi şu şekilde.
“1916’nın sonu ile 1917’nin başında, devrimin yaklaştığını fark etmenin de etkisiyle Lenin, uzlaşmaz bir tutum takınır, Kautsky gibilerle yollarının tamamen ayrılması gerektiğini; gereksiz, yanlış uzlaşmalar peşinde olan Troçki gibilerle de bağın koparılmasını savunur.
Lenin, devrimin yaklaştığını fark etse de 1917 Ocak’ında yaptığı bir konuşmada “Biz yaşlılar gelen devrimin tayin edici savaşlarını belki göremeyeceğiz,” diyordu. Bu, toplumsal gelişmelerin bir takvime bağlanmasındaki zorluğu gösterdiği kadar; bir devrimcinin devrimle bağının salt nihai zaferi görüp görememe üzerine kurulmamsı gerektiğinin de göstergesidir.”
Yazının devamı için:
Ekim devrimine dair değerlendirmeler doğru seçilmiş yaşam kesitleri üzerinden yapılmalıdır
Üçüncü bölüm
‘Özgürlük ufku ve Medeni Kanun’ yazısının girişi şu şekilde.
“İnsanlığın ilk uygarlık belirtilerinden itibaren önüne koyduğu ve sürekli çözüm aradığı sorunlar, bütünlüklü ve gerçekçi biçimde ilk olarak Ekim Devrimi’yle çözüme ulaşmış veya çözüm için uygun bir zemin oluşmuştur. Ekim Devrimi’nin, halkların gönlünde özel bir yer edinmesinin yanında, kimileri tarafından büyük bir nefrete ve çok yönlü saldırıya uğramasının nedeni budur. Mevcut sistemin devamından yana olan güçler için Ekim Devrimi, felaketten de öte bir anlam taşıyordu. Bu nedenle, devrimi, devrime giden yolu ve bu süreçte rol alan her özneyi yıpratmak için her yol denendi. Gerçekleri tahrif etmek, tarihi yeniden yazmak, edebiyat ve sanat alanında bu yönlü ürünler ısmarlamak; maddi saldırılarda bulunmak; emperyalizm için her dönem önemli bir gündem maddesi olmuştur.”
Yazının devamı için:
Dördüncü Bölüm
Son bölüm olan “Stalin’in şahsında saldırılan Lenin’dir; sosyalizmdir” başlıklı makalenin girişi ise şu şekilde.
“Yazının önceki bölümlerinde de çeşitli biçimlerde yer verdiğimiz gibi istendiği ve bunun için çaba sarf edildiği takdirde, o zorlu ve özgün sürece dair uzun bir olumsuzluk listesi yapılabilir, eleştirilecek pek çok nokta bulunup çıkarılabilir. Kaldı ki bu, yapıcı bir gözle/amaçla yapılırsa yararı da olur. Ancak sorun Stalin karşıtlığı olursa ve bu amaca varmak için özensiz bir tarih okuması yapılırsa, bunun sahibi dâhil kimseye yararı olmaz.”
Yazının devamı için:

