Gazete Yolculuk Haber Merkezi
Yılın son aylarına girilirken yine gündeme bütçe tasarısı geldi. 18 Ekim tarihinde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından hazırlanarak TBMM’ye sunulan 2021 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı 2 ay boyunca tartışılacak ve yılın son haftasında Meclis’te oylanacak.
Kamusal gelirlerin kimden, nasıl ve ne kadar toplanacağı ve kim için harcanacağının belgesi olan merkezi yönetim bütçesi basit bir belge olmanın ötesinde sınıfsal ve siyasal bir nitelik taşıdığı için politik bir belge olma özelliğini taşıyor.
Türkiye’de bütçenin serüveni
Siyasi iktidarın sınıfsal tercihlerini doğrudan ortaya koyan bütçe, modern anlamda ilk olarak Osmanlı’nın kapitalizme eklemlenmesine paralel olarak 1863 yılında yapılırken, bugünkü anlamıyla yapılış sürecinden onaylanmasına kadar gerçek anlamdaki ilk bütçe 1909 yılında yapıldı. Cumhuriyet tarihinin ilk bütçesi ise 1924 yılında yapıldı.
Parlamenter sistemin bir gereği olarak Bakanlar Kurulu tarafından TBMM’ye sunulan bütçe tasarıları 2018 yılında yapılan sistem değişikliğiyle beraber değişti. Bakanlar Kurulu’nun ortadan kaldırılmasıyla beraber Saray Rejimi’nin 3. bütçesi olan 2021 bütçesi, yapılan değişikliklere paralel olarak artık AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından meclise sunuluyor.
Yapılan sistem değişikliğiyle beraber ortaya çıkan diğer farklılık ise bütçe tasarısının görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki partilerin dağılımıyla ilgili. Yeni sistemle beraber partilerin meclisteki sandalye dağılımına göre oluşan komisyonda ise şu anda 15 AKP’li milletvekili bulunurken 3 MHP, 3 HDP, 2 İyi Parti ve 7 CHP’li milletvekili bulunuyor.
Halka değil sermayeye bütçe verilmiş
18 Ekim’de meclise sunulan 2021 bütçesi daha ilk günden tartışmalarla başladı. Mali yıl başından 75 gün önce meclise sunulması gereken bütçe tasarısı bu yıl 1 gün gecikmeli olarak meclise sunuldu ve tartışmaları ilk günden başlattı.
2021 yılı için 1 trilyon 346 milyar TL’lik bir bütçe belirlendi. 2021 bütçesinde ise sınıfsal tercihler dikkat çekti. Devletin gelir kaleminin büyük çoğunluğunu oluşturan vergiler emekçi halka doğru daha fazla yaygınlaştırılırken, bu vergiler sermayeye destek olarak 2021 yılında da geri dönecek.
2021 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’na göre 2021 yılında 230 milyar 770 milyon TL gelir ve kurum vergisi olarak alınan vergilerden sermaye lehine vazgeçilmesi hedefleniyor. 2021 yılında 230 milyarlık liralık vergi kaybı, 922 milyarlık liralık toplam vergi gelirlerinin dörtte birine denk geliyor.
2021’de bakanlıkların bütçesi ne kadar?
Hazırlanan bütçe tasarısında bakanlık koltuğunda damat Albayrak’ın oturduğu Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 528 milyar TL ile bütçeden en fazla pay alan bakanlık olacak.
Salgın sürecinde belki de en fazla kaynağa ihtiyaç duyan bakanlıklardan bir tanesi olan Milli Eğitim Bakanlığı’na ise sadece 146 milyar 920 milyon TL’lik bir bütçe ayrılmış durumda.
Bir diğer önemli kurum olan Sağlık Bakanlığı ise 77.4 milyar TL’lik bir pay alacak bütçeden.
Bütçe açığı büyüyor
Söz konusu, halkı doğrudan ilgilendiren bütçe olunca onunla bağlantılı olarak da bütçe açıkları gündeme geliyor. AKP cumhuriyet tarihinde görülmemiş bütçe açıkları verirken bu alanda rekor kırmaya ve kendi koyduğu hedeflerin dahi uzağına düşmeye devam ediyor.
2016 yılından bugüne kadar bütçe açığı artarak büyüyor. 2016 yılında 30 milyar TL olarak gerçekleşen bütçe açığı 2017’de 48 milyar TL, 2018’de 73 milyar TL 2019’da 123 milyar TL olarak gerçekleşti. 2020 yılında ise yılın tamamı için 139 milyar TL’lik bir bütçe açığı hedeflenirken, bu hedef ilk 7 ayda yani ocak- temmuz ayları arasındaki dönemde aşıldı. Yılın sonunda ise 2020 için 239 milyar TL’lik bir bütçe açığı tahmin edilirken, 2021 yılı bütçesinde ise 2021 yılı için hedeflenen bütçe açığı 245 milyar TL.
Sıkı para politikası, kamu harcamalarının kısıtlanması gibi basit yöntemlerle bütçe açığının azaltılabilir ancak 2021 bütçesinin de ortaya koyduğu gibi gelecek yılın harcamalarında da “uçan saraylar”, savaşlar, geçiş ve kullanım garantili yollar, köprüler, hastaneler var. Dolayısıyla 2021 yılında da öngörülen bütçe açığının çok daha ötesinde bütçe açığının gerçekleşeceği bir gerçeklik olarak karşımızda.
HDP’den ‘halk bütçesi’
Saray rejiminin açıkça sınıfsal konumunu belli ettiği ve sermayeden yana tavır aldığı 2021 bütçe tasarısına karşı Halkların Demokratik Partisi “Saraya, Savaşa, Yandaşa Değil Halka Bütçe sloganıyla bütçe önerisini duyurdu.
2021 bütçesinin saray tarafından yüzde 1 için hazırlandığı belirtilirken, emek sömürüsünün, gelir adaletsizliğinin, eşitsizliğin ve doğa katliamının bu bütçe ile beraber artacağı ifade edildi.
HDP tarafından rant, talan ve yağma düzenine karşı önerilen halk bütçesinde şu ilkeler öne çıkarıldı:
- Tüm vatandaşlar ekonomik güvenceye alınacak.
- Bütçe özgürlükçü ve barışçı olacak.
- Bütçe emekçinin, esnafın ve çiftçinin, doğanın ve kadınların yanında olacak.
- Halk bütçesi ile halk sağlığı öncelenirken, katılımcılık, yerellik ve bölgesellik esas alınacak.
Asgari gelir önerisi
HDP’nin önerdiği halk bütçesinin bir diğer özelliği ise özellikle salgın sürecinde Avrupa’da çokça tartışılan vatandaşlık gelirinin her yurttaş için önerilmesi. Buna göre HDP her yurttaş ve göçmen için aylık en az 1000 TL önerirken, asgari ücretin 4000 TL olarak belirlenmesini önerdi.
Halk bütçesinde sağlığın, eğitimin, elektrik, su ve gazın ücretsiz olarak sağlanması gerektiğini savunan HDP, üniversite öğrencileri için de KYK borçlarının silinmesini ve bütün öğrencilere burs verilmesini önerdi.
