AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Damat Albayrak’ın Türkiye ekonomisi hakkındaki olumlu açıklamalarının aksine ekonomik veriler tam tersini gösteriyor.
1 ay önce Yeni Ekonomi Programını açıklayan Albayrak, Türkiye’nin “V” tipi bir ekonomik büyüme yaşayacağını belirttiği konuşmanın ardından peş peşe açıklanan veriler gerçekliğin farklı olduğunu ortaya koydu.
GSYH, OECD ülkeleri arasında sondan üçüncü
Dünya Bankası verileri, 18 yıllık AKP iktidarları döneminde bir kişinin yıllık gelirinin, diğer ülkelere oranla nasıl değiştiğini ortaya koyuyor. Dünya Bankası tarafından açıklanan verilere göre; Türkiye’nin 2002’deki Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sı 238 milyar dolar.
Türkiye, 2008 yılına kadar GSYİH’de artış göstererek ilerliyor ancak 2009 yılında küresel olarak etkilerini hissettiren ekonomik krizle beraber Türkiye’nin GSYİH’si 645 milyar dolara geriliyor. 2019-2013 yılları arasında artış gösterse de GSYİH, 2013 yılından bu yana düşüşte. GSYİH, 2019 yılında 754 milyar dolar olarak açıklandı.
Bu verilerle Türkiye, 2019 yılında G-20 ülkeleri arasında GSYH oranları göz önüne alındığında sondan üçüncü sırada yer alıyor.
2002 yılında Türkiye’den daha düşük sıralamadaki ülkeler 2019 itibarıyla Türkiye’yi geçmiş
Yine aynı Dünya Bankası verileri göz önüne alındığında; 2002 yılında Türkiye ile aynı seviyede hatta Türkiye’den daha düşük seviyede olan ülkelerin 2019 yılı itibarıyla Türkiye’den daha fazla kişi başına GSYH’ye sahip olduğu anlaşılıyor. Özellikle 2002 yılında Romanya, Bulgaristan, Litvanya, Letonya, Rusya ve Polonya gibi ülkelerde ortalama kişi başına yıllık gelir Türkiye’nin altında ya da yakın seviyelerdeyken 2019’a gelindiğinde Türkiye’deki milli gelirin dolar bazında bu ülkelerden daha düşük seviyede.
Evine ekmek götüremeyen yok ama işsizlik oranı rekor kırıyor
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), her ay TÜİK’in açıkladığı işsizlik verilerine alternatif olarak raporlar hazırlayıp kamuoyuyla paylaşıyor. DİSK’e bağlı Araştırma bölümünün geçtiğimiz Eylül ayında Haziran ayına ilişkin açıkladığı rapora göre; Türkiye’de koronavirüs salgınının başlamasından bu yana olumsuz gidişat kendini gösteriyor. Buna göre; geçtiğimiz Haziran ayında geniş tanımlı işsiz sayısı ve iş kaybı 14,2 milyona yükseldi; revize edilmiş geniş tanımlı işsizlik ve iş kaybı oranı yüzde 40,4 olarak hesaplandı. İstihdam, bir yılda 1 milyon 981 bin kişi azaldı; ümitsiz işsizlerin sayısı ise bir yılda 583 binden 1 milyon 377 bine yükseldi.
Asgari ücret, yoksulluk sınırının altında
Yine Birleşik Metal-İş Sendikası Araştırma Merkezi’nin (BİSAM) her ay açıkladığı yoksulluk-açlık sınırı araştırmasının Ağustos ayına ait son raporuna göre; dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 401 lira iken yoksulluk sınırı 8 bin 304 lira oldu. BİSAM’ın verilerine göre açlık sınırı son 17 yılda 5 kat arttı.
Sendikanın araştırmasından öne çıkan diğer detaylar ise şöyle:
- 2003 yılının temmuz ayında 4 kişilik bir aile, günlük minimum 15.3 TL’ye sağlıklı beslenebilirken, bugün ancak 79.50 TL’ye sağlıklı beslenebiliyor. Buna göre 17 yıllık zaman zarfında açlık sınırı 5.2 kat artış gösterirken aynı dönemde enflasyondaki artış ise 4.69 kat. Yani açlık sınırındaki artış genel enflasyondan daha fazla.
- Üç büyük ile ait Temmuz 2020 dönemi açlık ve yoksulluk sınırı verileri incelendiğinde İzmir’de açlık sınırı 2 bin 603 TL olarak belirlenirken; İzmir’i, İstanbul 2 bin 564 TL’lik açlık sınırı ile takip etti ve Ankara’da ise açlık sınırı 2 bin 309 TL olarak tespit edildi.
Asgari ücretin 2020 yılı için brüt 2 bin 943 lira, net 2 bin 324 lira 70 kuruş olarak açıklandığı koşullarda; tablo pek de Erdoğan’ın söylediği gibi değil. Asgari ücretli, şişirilmiş verileri bir kenara bırakırsak emek örgütlerinin açıkladığı verilerle açlık sınırının bile altında ücret alıyor.


