Gazete Yolculuk Haber Merkezi
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından 2019’a ait Doğrudan Yabancı Yatırım verileri açıklandı.
Açıklanan verilerde Katar’ın payı dikkat çekerken, Katar Hollanda ve Almanya ile birlikte Türkiye’ye en fazla doğrudan yatırım yapan ilk üç ülke arasında yer aldı.
Alp Altınörs’ün yazısında belirttiği gibi son 5 yılda Türkiye’ye yatırım yapan ülkeler arasında 26. sıradan 2. sıraya yükselen Katar, özellikle finans alanındaki yatırımlarıyla dikkat çekiyor.
Dünden bugüne Katar yatırımları
Katar sermayesinin Türkiye’ye doğrudan yabancı yatırım olarak hızla girmeye başladığı 2015 yılından itibaren; 2015 yılında 715 milyon $, 2016 yılında 4,9 milyar $, 2017 yılında 5,6 milyar $, 2018 yılında 6,2 milyar $ yatırımı 2019 yılında 21,88 milyar dolara kadar çıktı.
Bu oranlarla Türkiye’ye yapılan yabancı sermaye yatırımları içinde Katar’ın payı 2019 itibariyle %14.6 oranına yükselmiş bulunuyor.
Sermaye yatırımlarındaki bu pay artışları ise sektörel olarak değişkenlik gösteriyor. 2015 yılından itibaren Katar sermayesinin Türkiye’deki yolculuğuna göz attığımızda finans sektöründen besiciliğe kadar pek çok alanda Katar sermayesini görmek mümkün.
Bu anlamda 2013 yılında Alternatif Bank hisselerinin %75’inin sahibi olan Katar sermayesi, 2016 yılında Anadolu Grubu’nun elinde kalan %25’lik hisseleri de alarak Alternatif Bank’ın tamamen sahibi olurken hedeflerini de 2023’te Türkiye’nin ilk 10 bankası arasına sokmak olduğunu açıkladılar.
Bir diğer finansal yatırım ise Katar Ulusal Bankası’nın (QNB) en son Yunanistan’a satılan Finansbank’ın hisselerini alması.
Diğer sektörlerde ise Digitürk’ü satın alan Katar sermayesi, Banvit, Beymen, Altınyıldız ve BMC gibi firmaların da ya tamamen sahibi haline geldi yada ortağı haline dönüştü.
Katar ve Türkiye ilişkileri
2013 yılında başlayan “Arap Baharı”nda Müslüman Kardeşlerin öne çıkmasıyla beraber Katar’da uzun soluklu iktidarından darbeyle düşürülen Şeyh Hamad’ın yerine oğlu Şeyh Temim geçirildi.
ABD’nin arka planında olduğu bu değişimin ardından 2017-2018 yılları arasında Körfez Ülkeleri ve Katar arasında yaşanan kriz içerisinde Türkiye ve Katar ilişkilerine yakından bakılmalıdır.
Bu anlamda, 2014 yılında Katar ile Türkiye arasında Yüksek Stratejik Komite adıyla iki ülke liderlerinin bir araya geleceği bir mekanizma hayata geçirildi. Doha ve Trabzon’da gerçekleştirilen ilk iki toplantının ardından bölgede önemli hale gelmeye çalışan iki devleti Körfez ülkeleri olan Mısır, Suudi Arabistan, Bahreyn terör destekçisi olmakla suçlamıştı.
Suçlamanın ardından ard arda alınan ambargo kararlarıyla beraber ABD’nin iki ülke üzerindeki ekonomik gücü de ortaya çıkmıştı.
Yaşamak için birbirine ihtiyaç duyan iki iktidarın hareket alanı, ideolojik zeminde bölgede ABD’nin çıkarlarına ters düşecek şekilde İran’dan yana olmaları, Mısır’da devrilen Mursi’ye sahip çıkmaları gibi konular “eksen” tartışmasının ötesinde yeniden paylaşım sürecinde ABD’nin tercihleri ile belirleniyor. Bu anlamda Katar’a uygulanan ambargo ve Türkiye ekonomisine olan etkisi bir arada düşünülmelidir.
Türkiye’deki burjuvazinin arayışları çerçevesinde şekillenen Erdoğan ve AKP, birçok pazarın zaten paylaşılmış olması sebebiyle Rusya’ya yönelmişti. Türkiye-Rusya ilişkisine benzer bir diğer önemli ilişki de Katar ile gerçekleşmişti.
Bu anlamda da birbirine ekonomik ve siyasi bağlamlarda bu derece yakın olan iki ülkenin görece bağımsız hamleleri bölgede yayılmaya ve İran’ı alt etmeye çalışan ABD’nin çıkarlarıyla uyuşmuyordu. Dolayısıyla iki ülkeye de ABD gerekli gördüğü cevabı verdi.
Katar’a TSK yerleştirildi
Tüm bu süreçler yaşanırken 7 Haziran 2017 tarihinde TBMM, Katar’a asker göndermeyi onayladı. Böylece Katar’da 5 bin kişilik kapasiteli bir Türk askeri kuvveti oluşturuldu.
Katar Emiri’nin annesi şans eseri arazi aldı
Katar ve Türkiye arasındaki ilişkilerin belki de ayyuka çıktığı nokta ise Katar Emiri’nin annesi Şeyha Moza bint Nasır el-Missned, 8 Kasım 2018 tarihinde 100 bin lira sermaye ile Triple M Gayrimenkul Turizm Ticaret Anonim Şirketi’ni kurmuştu.
Kuruluşun ardından 2 ay geçmeden şirket, Kanal İstanbul güzergahında yer alan 44 bin 702 metrekare araziyi satın aldı. Arazi, imar planlarında tarla olarak belirtilmişti. Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yaptığı düzenleme ile Katar Emiri’nin annesinin aldığı arazi yapılaşmaya açılmıştı. Böylece çok ucuza alınan bu yer şu an 30 milyon TL dolaylarında bir değere sahip.

