Gazete Yolculuk Haber Merkezi/Arzum Gündüz
Dünya genelinde Covid salgını yaşamı ciddi anlamda tehdit etmeye devam ediyor. Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinden başlayan bu virüs hakkında var olan bilgiler her gün değişirken, hastalığın hızı, bulaşma şekli, hasta ve ölüm sayıları bugüne kadar pek çok kez değişkenlik gösterdi. Türkiye’de ise ilk günlerde yaşanan endişe Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yeniden vaka sayısı açıklamasıyla bir tür korkuya dönüştü.
Yapılan eylemler ve açıklamalar gösteriyor ki: Sağlık emekçileri, her hekim, her aile doktoru, her hemşire çalışma koşullarının iyileştirilmesini, kişisel koruyucu donanımların eksiksiz ve zamanında temin edilmesini, maddi ve manevi desteği sözlerde-vaatlerde değil fiilen, hemen ve sürekliliği sağlayarak gösteren bir sağlık yönetimi istiyor.
İktidar ve yandaşları tarafından köpürtülen, “barış öyküsü” olarak nitelendirilen salgın yönetimindeki sürece bir göz atalım; Salgını gazetemize değerlendiren Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Anadolu Yakası Şube Eş Başkanı Nurdan Gürer’ kulak verelim:
İstanul’da tüm hastaneler yeniden pandemi hastanesi oldu
Geride bıraktığımız salgın sürecinde hiç görmediğimiz rakamlara tanıklık ediyoruz? İşin bu raddeye gelmesinin nedeni AKP’nin sağlık politikaları mıydı ydı?
Sağlık politikalarından öte salgın yönetimi de diyebiliriz. Bu da bilim insanlarının, sendikaların ve meslek odalarının doğru izolasyon örneklerine anlatımlarına uyulmaması bu sonucu doğurdu.
Koronavirüsün ülkemizde görüldüğü ilk ayların ardından haftasonu sokağa çıkma kısıtlaması getirilmişti. Şimdi ise sayıların oldukça artmasına ve yoğun bakım ünitelerinin dolmasına rağmen sokağa çıkma kısıtlamasına da kısıtlama getirildi diyebiliriz. Bu bağlamda:
- Alınan tedbirler yeterli mi. Salgının yönetilme biçimini nasıl buluyorsunuz?
Yoğun bakımların kırmızı alarm vermesini zaten hem bakanlık hem de meslek odaları, Tabipler Odası, sendikalar bir şekilde bunu doğruluğunu artık biliyor. Sağlık Bakanı tarafından da söylenen bir durum. Evet İstanul’da tüm hastaneler yeniden pandemi hastanesi oldu. Servisler, yoğun bakımlar yeniden Covid’le doldu, bunlar da gözle görülen bir durum zaten.
Tabi ki de yönetim biçimi olarak doğru değil ve biz bunu pandeminin ilk başından beri sekiz aylık süreçte diyoruz ki; pandemi yönetimi meslek odasına, iş yerlerindeki sendikalara, odalara bırakılmalı. Sağlık, emek ve meslek örgütleri yönetmelidir ve komiteler kurulmalı iş yerlerinde diye belirtiyoruz.
- Alınması gereken tedbirler aslında ne olmalı?
Hastanın PCR testi vermesi için saatlerce beklenen kuyruklardan, açıklanan rakamların ne kadar doğru olmadığı düşünsek de sayıyı gösteriyor. Alınan tedbirlerin yeterli olmadığını her gün yeterince söylüyoruz teşhir ediyoruz. Alınması gereken tedbirlerin İstanbul’un tsunami alarmı verdiğini meslek odası ve sendika olarak da beraber örgütlerle birlikte yaptığımız açıklamada da alınması gereken tedbirler:
-Doğru bir izolasyona girilmesi
-Yaşanacak sıkıntıların devlet tarafından çözülmesi
-İçeriye giriş çıkışların kapanması
-4 haftalık bir izolasyona gidilmesi
AKP iktidarı neden gerekli önlemleri almaktan çekiniyor?
Gerekli önlemlerin alınmamasını da ekonomik sebepler olduğunu biz değil Cumhurbaşkanı tarafından da söylenen bi durum. Ülkedeki ekonomik çarkın dönmesi için sermayenin bir şekilde işlemesi için en mağdur olan kesim burada işçi sınıfı ve mavi yakalılar olduğunu görüyoruz, sabah en erken işe gitmek zorunda olan kesimin işçi sınıfı olduğunu görüyoruz.
Salgının en artış gösterdiği yer ekonomik çarkın döndüğü yerler fabrikalar, işyerler,i atölyeler olduğunu biliyoruz. Zorunlu üretim dışında üretimin durması, bizim pandemi koşullarında istediğimiz bi durum. Zorunlu üretim dışında üretim durmalı. Maalesef şu bi gerçeklik ki pandeminin ilk başından beri hafta sonu yasaklarının da olduğu yasaklar döneminde bile ülkede bardak üretilmeye devam edildi.
Bırakın meslek hastalığını iş kazası olarak bile rapor edilmiyor
Sağlık emekçileri salgın sürecinin ilk gününden bu yana ne gibi hak gasplarına maruz kaldı?
Sağlık emekçileri pandeminin başından değil de daha öncesine gittiğimizde bu şartlarda çalışıyordu. Üstüne fiziksel ve psikolojik yorgunluk da eklendi. Zaten fazla mesai ile çalıştırılıp gelir kaybı olan vergi adaletsizliği temel ücretteki eksiklik gibi sarmal bir sürü sorunla hak gaspı ile devam eden süreçte pandemi üstüne tuz biber oldu. Bir anda ortaya çıkan sorunlar değil… İstifa ve tayin yasağı, devlet memuru statüsünde olanlar kronik hasta sayılırken; sağlık emekçilerinin sayılmaması. Yine hamile sağlık emekçilerinin 24. haftasına kadar çalıştırılması. Yetersiz personel, emekçi sayısının koronavirüsle birlikte daha da görünür olması. Genelgelerle bir anda görevlendirmelerle Anadolu yakasından Avrupa yakasına başka şekilde, evinize yakın olmayan şekilde başka iş yerlerine görevlendirmeler yapılması. Bunların hepsi ayrı tramvalar olarak devam etmekte.
Tartışmalı bir başka konu ise sağlıkçıların sıkça talep ettiği “meslek hastalığı”ydı. Sağlık Bakanlığı’nın duyurduğu “koronavirüs meslek hastalığı sayıldı” açıklamasının gerçekliği nedir? Resmi bir yazı ya da genelge gönderildi mi?
Sağlık Bakanlığı tarafından Covid-19’un meslek hastalığı olduğuna dair bir açıklama daha gelmedi. Şöyle ki 130 ülkede kabul ediliyor, biz de istiyoruz ki pandeminin ilk başından beri meslek hastalığı olarak kabul edilsin. SGK dan gelen genelge ile birlikte bırakın meslek hastalığını iş kazası olarak bile rapor edilip işyerinden SGK’ya gönderilmez hala geldi. Bununla ilgili mücadelemiz devam ediyor hala da devam etmekte. Dava süreci olsun, ortak bir talep haline getirmek olsun. Şöyle ki daha bir açıklama yok kanun teklifi mecliste görüşülür durmuyor. Yalnız meclisteki Sağlık Komisyonu’nda tüm partilerin hemfikir olduğu yönünde gelişmeler var. Bu gelişmelerin de takipçisiyiz, geriye dönük de Covid-19’a yakalanmış tüm sağlık emekçileri için meslek hastalığı olması yönündeki mücadelemiz devam ediyor.
10 günden sonra bulaşıcılığı geçiyor maskeni tak işine git
Siz bu süreç içerisinde koronavirüse yakalandınız mı? Koronavirüse yakalanan sağlık çalışanlarını nasıl bir süreç bekliyor? Koronavirüse yakalanan hemşireler çalışmaya devam ettiği doğru mu?
Evet koronavirüse yakalandım yakın zamanda, bu hafta işe başladım. Süreç her yerde farklılık gösterebiliyor şartlarına göre. Sağlık Bakanlığı’nın algoritması çok sık aralıklarla değişime uğruyor kontrol testlerine dair sıkıntılar var. Bir savaş var deniliyor. Tüm Dünya bu savaşın içinde, ülkemiz bu savaşın içinde; bu savaşın bu savaşın askerleri de sağlık emekçileri olarak söyleniyor. Yalnız izolasyon bittiğinde kontrol testini yaptırmaya gerek yok yeni algoritmaya göre. Çünkü bulaşıcılığı geçti deniliyor, ama biz bir savaşın içine giriyoruz tekrardan hastanelerimize dönüyoruz. Orada sağlık emekçileri, hastalarla hep birlikte ve bizim yayacağımız virüs tehlikedir ve buna göre çok tecrübeli olunması gerekir. Bununla ilgili kesinlikle kontrol testine gerek yok şeklindeki algoritma savaş ortamında olacak bir şey değil. Çünkü her gün okuyoruz, dinliyoruz, görüyoruz ki virüsün bulaşıcılığına dair gün sayısına dair net olmayan bilgiler var. Bu kadar net bilgi edilememişken 10 günden sonra bulaşıcılığı geçiyor maskeni tak işine git demek bilimsel olarak açıklanabilecek bir şey değil.
Dışarıdan birisi ise, sağlık emekçisi değilse, temas öyküsü varsa, önceden filyasyon aradığında temas öyküsü varsa, “taksi şoförü müsün devam edemezsin” 15 gün deniliyordu. Ama o esnada sağlık emekçisi koronavirüse yakalanmış biri ile teması varsa semptom yoksa test bile yapmayan işyerleri oldu. Hem temazlıyız ama biz bırakamayız…
Aşı açıklaması
Ben bir sendikanın şube başkanı olarak, aşı için verilen sözün tutulmaması için uğraşırız. Grip aşısında olduğu gibi, zatürre aşısında olduğu gibi, başta kronik hastalığı olanlar ve sağlık emekçilerine öncelik verilmeli. Kamuya, halka aşıların ücretsiz yapılması talebimizin gerçekleşmesini isteriz ve mücadele ederiz umarım ki verilen söz de yerine getirilir.
Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Sağlık emekçileri artık “tükeniyor” değil “tükendi”. Var olan fiziksel yorgunluğuna aynı zamanda psikolojik yorgunluk da eklendi. “Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz” dedik salgını önlemek için ilk önce ön cephedeki sağlık emekçisini korumalısınız. Sonrasında doğru izolasyona devam et. Sağlık Bakanlığı’ndan İl Sağlık Müdürlüklerinin de, meslek odalarını ve sendikaların varlığını kabul edip sözümüzü beraber koordineli şekilde yönetmek en sağlıklısı olacaktır.

