Gazete Yolculuk Haber Merkezi/ Ekin Çakıcı
Koronavirüs salgını boyunca iktidarın hedefi haline gelen bir diğer grup öğretmenler. Ek ders kesintilerinden, sözleşmeli öğretmenlerin maaşlarına, okulların yeterince temizlenmemesinden, uzaktan eğitimin kalitesine kadar birçok konuyla mücadele eden öğretmenler şimdi de haftanın 6 günü çalışmak zorunda bırakıldı.
Salgının başından itibaren resmi sayılara göre 21 öğretmen hayatını kaybederken, uzaktan eğitimle öğrencilerine ulaşmaya çalışan öğretmen ailelerden çocuklarını kaybedenler dahi oldu.
Salgının yanı sıra zorunlu olarak meslek liselerinde dezenfektan üretmek için çalışan öğretmenler laboratuvarlardaki patlamalarda hayatlarını kaybetti.
Gazete Yolculuk olarak yönetilmeyen salgın sürecinin eğitime yansımalarını, uzaktan eğitimin sorunlarını öğretmenlere sorduk.
Uzaktan eğitimde plansızlık facia yarattı
İstanbul, Maltepe’de bulunan bir ilkokulun öğretmenleriyle yaptığımız görüşmede, ortak kanı 11 Mart’tan itibaren yaşanan sürecin eğitim açısından bir facia olduğu.
Geçen eğitim-öğretim yılında sürecin isteğe bırakıldığını ifade eden öğretmenler, EBA TV yayınlarının yetersiz olduğunu gördükleri andan itibaren kendi istekleri ve çabalarıyla uzaktan eğitime geçmeye çalıştıklarını belirttiler.
Geçtiğimiz dönem 1.sınıfları okutan ve okuma yazma öğreten öğretmenler, sürecin kendileri için çok daha zor olduğuna dikkat çekerken, çocuklar için yetersiz kaldıklarını belirttiler.
Bu süreçte çok fazla yorulduklarını belirten öğretmenler şöyle konuştu:
“Meslek sorumluluk olarak birçoğumuz elimizden geleni yaptık. Gece yarılarına kadar internet üzerinden dersleri programlamaya, herkese ulaşmaya, ödevleri kontrol etmeye, ailelere ve çocuklara destek olmaya çalıştık.”
“Hibrit sistemde öğrenciyi kontrol etme şansımız kalmadı”
Yeni başlayan eğitim öğretim yılında ise Milli Eğitim Bakanlığı hızlandırılmış programın ardından okulları belirli zamanlarla açtı. Sınıfların ikiye bölünerek 4 güne yayıldığı hibrit sistem ise öğretmenleri zorlayan bir diğer durum haline geldi.
Müfredatların yüz yüze eğitime göre hazırlandığını belirten öğretmenler, uzaktan eğitime geçişle birlikte bu müfredata uymanın çocuklarda eksiklikleri beraberinde getirdiğine dikkat çektiler.
Yüz yüze eğitimin çocuklar için çok daha iyi olacağını belirten 30 yıllık bir öğretmen, 6 saat boyunca ekranda kalmanın çocukları sıktığını ifade ederken şöyle konuştu:
“Hibrit sistemde öğrencilerin yarısı 2 gün okula gidiyordu. Bu sistemde de öğrencinin okula gidip gitmemesi veli isteğine bağlı olduğu için öğrencinin durumunu kontrol etme mekanizmamız kalmadı. 2 gün okula gelip 5 gün evinde kalan öğrenci için müfredatta kopmalar yaşandı. Çocuklarda kopmalar meydana geldi. Çocuklar canlı derslerde sıkılıyorlar. İlkokul öğrencisini günde 6 saat ekran başında tutmak herkes için sağlık sorunu getirecek ve büyük bir kayıp yaşayacağız.”
Birçok öğrencinin uzaktan eğitime erişim imkanı yok
Öğretmenlere öğrencilerin uzaktan eğitime katılım oranını sorduğumuzda tüm Türkiye’ye benzer manzaraların yaşandığı ortaya çıktı.
Her sınıfta en az 10 öğrencinin bilgisayar, telefon, tablet gibi imkanları olmadığını belirten öğretmenler, bunlar bir şekilde temin edilse dahi evde başka bir öğrencinin olması durumunda bilgisayarların paylaşıldığını dolayısıyla öğrencinin derslerden çıkmak zorunda kaldığına dikkat çekti.
MEB’in öğrencilere göndereceği tabletlerin ise aylardır ellerine ulaşmadığını belirten öğretmenler kendilerinden sadece yönetim tarafından erişimi olmayan öğrencilerin isimlerinin alındığını söylediler.
MEB tarafından EBA merkezlerinin birçok reklamı yapılmıştı. Ancak gerçekler gösteriyor ki birçok aile salgın gerekçesiyle çocuklarını bu merkezlere götürmekten çekiniyor.
Yüz yüze eğitime geçilmesini isteyen öğretmenler robot olmadıklarına dikkat çekerken şöyle konuştular: “Sıradan bir devlet memuru veya bir robot değiliz. Elimizde insan var ve biz onlarla göz temasıyla ses tonlarımızla anlaşmalıyız. Eğitimin kalitesi için yüz yüze eğitim olmalı.”
Yüz yüze eğitim için gerekenleri okul yönetimi karşıladı
Yüz yüze eğitime geçiş kararı MEB tarafından daha önce verilmiş ancak salgının yarattığı tablo sonrasında geçen hafta alınan karar ile 31 Aralık’a kadar uzaktan eğitime geçiş kararı verilmişti.
Maske, dezenfektan, ateş ölçer gibi gerekliliklerin okullarda bulunup bulunmadığını sorduğumuz öğretmenler kendi okullarının diğerlerine göre daha şanslı olduğunu belirtirken, okul yönetiminin gereken önlemleri aldığına dikkat çektiler.
Dolayısıyla okul yönetimlerinin eksik kaldığı okullarda, salgının bulaşma olasılığı oldukça yüksek.
Uzaktan eğitim kadın öğretmenleri daha çok yordu
Görüştüğümüz öğretmenlerden iki kadın öğretmen, yaşanan sürecin zihinsel ve bedensel olarak kat kat yorucu olduğuna dikkat çektiler.
Günde 6 saat uzaktan eğitimle ders yapan öğretmenler ev hayatının evdeki bütün bireyler açısından değiştiğini belirtti.
Küçük çocukları olan bir kadın öğretmense şöyle konuştu:
“1.sınıfa giden çocuğumla benim canlı dersleri çakışıyor. 1.sınıf olduğu için bilgisayarı verimli kullanamıyor ve çoğu zaman yanında olmam gerekiyor. Ancak kendi derslerimle de ilgilenmem gerekiyor. Diğer yandan da 4 yaşındaki çocuğum da dersler sırasında yanında olmamı istiyor. Dersler 18.30’da bittiğinde, ben de bitmiş oluyorum dolayısıyla.”
“Okullarda salgın var da Kuran kurslarında yok mu?”
Salgın nedeniyle 31 Aralık’a kadar yüz yüze eğitime ara verilirken, geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın müftülüklere gönderdiği yazılarda 4-6 yaş arası Kuran kurslarının yüz yüze devam edeceği belirtildi.
Bu durumu sorduğumuz öğretmenler MEB’in uygulamalarına tepki gösterirken şöyle konuştular:
“Ortada bir virüs varsa alanların hepsi bulaş alanları. Bu süreçte okulların kapatılıp Kuran kurslarının açılması, camilerin açık kalması çifte standart gibi bir şey. Okullarda bulaş var da buralarda yok mu? Derslerimiz Cuma namazına göre düzenlenecek. Yani çocuklar okullara gidemeyecek ama Cuma namazı için evden çıkacaklar. Virüs sadece okullarda mı var?”

