Berat Albayrak istifa mektubunun son bölümünde “Türkiye tarihindeki belki de en kritik dönemlerden sayılacak bu 5 yıllık süre zarfında ülkeme ve ümmete hizmet etmeyi bana nasip eden Rabbime sonsuz hamdolsun” diyordu. Oysa kendisi ve çevresi dışındaki hemen herkes ülkeye ve ümmete yaptığı en iyi hizmetin istifa etmesi olduğunu düşünüyordu. Belki de devirdiği o kadar çamdan ve beceriksizce icraatten sonra mağdur edilmiş siyasetçi pozisyonuyla sahnelere veda etmiş olması, bu koşullarda başına gelen en iyi şey oldu.
Neyse, konumuz derinleşen ekonomik kriz ve bu zeminde gelişen siyasal krizin semptomlarından biri olarak addedilebilecek Berat Albayrak’ın istifa sürecinde olanlar değil. Konumuz Albayrak ve diğer AKP’li politikacıların dillerinden düşürmedikleri ümmetçilik.
“Ümmete hizmet etmek” siyasal islamcılar nezdinde en ulvi amaç olarak zikredilir. Öyle ki, Müslüman kişinin tüm amellerinde gözetmesi gereken odur. Halisane duygularla böyle düşünen ve de davranan yok mudur? Vardır elbette, lakin bu söylemi diline pelesenk etmiş kahir ekseriyet nezdinde ümmetçilik güzel bir sözden ibarettir.
Açgözlüce dünya nimetlerini elde etme yolunda kavga verilirken vitrinlerin en nadide eşyası olarak baş köşede muhafaza edilir o. Adı vitrinlerin en görünen yerinde arzı endam ederken kendisi ise “bencil çıkarların buz gibi suyu”nda boğulmuştur.
AKP ve Erdoğan’ın Trump sevgisi
ABD başkanlık seçimlerinde Trump’a verilen destek AKP çizgisinde hizalanan İslamcıların bu bahiste düştüğü acıklı durumu bir kez daha gösterdi. Tekmili birden tüm havuz medyası Trump’ın arkasında saf tutmuştu nerdeyse. Tekrar seçilmesi için bir “seçim duası”na çıkılmadığı kalmıştı. Methiyeler düzüldü, Amerikan müesses nizamı tarafından nasıl önünün kesilmeye çalışıldığına ilişkin derin yorumlar yapıldı.
Son olarak dün Erdoğan yayınladığı mesajda şöyle diyordu ona hitaben: “Resmi seçim sonuçları ne şekilde tecelli ederse etsin, son dört yıllık Başkanlık döneminizde, Türkiye-ABD ilişkilerinin ortak çıkar ve değerlerimiz temelinde gelişmesi için ortaya koyduğunuz samimi ve kararlı vizyon için teşekkür ederim. Ülkelerimiz arasındaki tarihi dostluk, ortaklık ve müttefiklik ilişkilerinin bu güçlü zemin üzerinde daha da ilerletilmesi karşılıklı çıkarlarımızın bir gereği olup, Türkiye olarak önümüzdeki dönemde de bu yönde her türlü çabayı sarf edeceğimizden emin olmanızı isterim. Bu vesileyle, her zamanki sıcak dostluğunuz için bir kez daha içtenlikle teşekkür eder, Amerika Birleşik Devletleri halkının barış ve refahı için en içten dileklerimi iletirim”
İslamofobik Trump
Trump Erdoğan’a sıcak dostluğunu sunarken İslam dinine karşı düşmanca davrandı başından beri. En alasından ırkçılık ve İslam düşmanlığı onun en ayırt edici nitelikleri oldu. Başkan seçilmeden önceki süreçte Müslümanların ABD’ye girmesinin yasaklanmasını istemişti açık açık. Sonraki yıllarda “İslam bizden nefret ediyor” demiş ve onu kansere benzetmişti.
İslama ve islamcılara dönük nefret söylemlerini açıktan sahiplenmekten geri durmadı. Örneğin bir İngiliz ırkçı grubun bütün Müslümanları tecavüzcü olarak gösteren İslamofobik videosunu retweet’ledi. Müslümanların kutsal topraklar olarak gördüğü Kudüs’ü Siyonist İsrail devletinin başkenti olarak tanıdı. Bu korsan devletin işgal ettiği Suriye toprağını ilhak etmesini kabul etti, egemenliğini tanıdı. Mazlum Filistin halkına dönük işgalci, katliamcı politikalara tam destek verdi.
Böyle bir Trump’la paylaşılan “ortak çıkar ve değerler” neler acaba? Hangi çıkarlar ve değerler üzerinden güzellemeler yapılıyor bu ırkçı, faşist, İslamofobik figüre? Trump’ın anti demokratik, hak hukuk tanımaz, diktatör kimliği problem olarak addedilmiyor haliyle. Bu niteliklere ziyadesiyle aşina olunduğunu biliyoruz. Tam bir “körler sağırlar birbirini ağırlar” durumu yani. Trump’ın İslamofobik’liği üzerinde ise durmaya gerek yok. Bu yanı kadı kızındaki kusur olarak niteleniyor anlaşılan.
AKP ve Erdoğan’ın ümmetçiliği bir yere kadar. Siyasi ikballeri ve temsil ettikleri sınıfsal çıkarlar dolayımından geçtiği oranda bir anlam ifade ediyor. Ümmet mi? O da; krallar, prensler, karunlar, saraylarda yaşayanlarla, emekçiler, yoksullar, sefalete ve açlığa sürüklenmiş milyorların karışımı bir birlik! Tasada ve kıvançta bir olan İslam ümmeti! Masal yani…

